Yunanistan’daki 1967-1974, Albaylar Cuntası dönemiydi. Üniversité De Paris VIII, Vincennes Şehircilik Institüsü’nde, Şehircilik lisans tamamlama okuyordum.
Vincennes Üniversitesi’nde, Şehircilikte Maîtrise yapabilmek için, Şehircilik Lisansı yapmak ön koşulları idi. Bu Üniversite’de Y.Lisansı da bitirdikten sonra, Sorbonne Üniversitesi’nde Doktaraya başlmış ve 1978 Yılı Şubat ayı sonunda Doctoramın savunmasını, Sorbonne Ünivesitesi’nin, halka açık özel salonlarında yapmıştım. Doktora savunmasından bir ay sonra, Türkiye’ye kesin dönüş kararı almıştım.
Lisans tamamlama yaptığım Vincennes Üniversitesi, çok extrême fikirlerin uçuştuğu, 68 Olaylarından sonra açılmış bir üniversite idi. Aynı sınıfta, Selanikli Vilma HASTAOĞLU isminde, Selanik Teknik Üniversitesi mezunu bir Bayan ve Yunanistanlı Erkek Arkadaşı MARTİNİDİS, Dünyanın birçok ülkesinden öğrencilerle, aynı sınıfı paylaşıyorduk.
Bir gün, Vilma’ya; “soy isminin anlamını biliyor musun” demiştim. O da; “evet biliyorum” demişti. Baba’sının Kayseri doğumlu olduğunu, 1930 lu yıllarda, Yunanistan ile yapılan bir “mübadele anlaşması” sonrası, Yunanistan’a göç etmek zorunda kalmış olduklarını, Baba’sından öğrendiğini anlatmıştı. Baba’sının, bu mübadeledeyi çok ta içten tasvip etmediği halde, uygulamayı kabullenmiş olduğunu anlatmaya çalışmıştı. Soy İsmini de bir nevi zorunlu göç olarak kabullendiği, doğduğu yerlerden kopuşunun bir nevi protestosu olarak hafızalardan silinmemesi için değiştirmek istememiş olduğunu ifade etmişti.
Vincennes’ de öğrenci olduğumuz, 70 li yılların başlarında, Yunanistan’daki Askeri Cunta, hüküm sürüyordu. Yunan asıllı filim yapımcısı Costa Gavras’ın, baş rollerde Yves Montand’ın oynadığı “Z” Filmi nin, fon müziği, baştan sona kadar, Mikis TEODORAKIS’in filim müziği ile bir başka anlam kazanıyordu.
Costa GAVRAS’ta, Mikis TEODORAKİS gibi, Albaylar Cuntasından dolayı, Yunanistan’ı terk etmiş ve Yunanistan’ın dışında yaşıyordu. Costa GAVRAS, Dünyaca ünü bilinen bir filim yapımcısıdır.
“Z” Filmi Paris’te sunuma girer girmez izlemiştim. Hem filim hem de müziği müthiş hafızamda yer etmişti. Filmin ana teması, “Albaylar Cuntası’nın, Yunan sivil halkı üzerinde kurmuş oldukları baskı rejiminin, hukuk dinlemez tavırları ile, halkın üzerinde oluşturdukları kabus ortamını dile getirmekti. Dünyada yaşanan “Soğuk Savaş” ortamının en yoğun yaşandığı bir dönemde, hukuksuzluk ve baskı rejiminin ne anlama geldiğini açıklamaya gerek yoktur sanırım. 68 Kuşağı mensupları, veya memleket meselelerine duyarlı kesimler, bunun ne anlama geldiğini çok iyi bilirler. Yine de kısaca değinmekte fayda var sanırım:
“Soğuk Savaş” dönemi; Batı Bloku (Amerika ve Avrupa Etki Alanı Ülkeleri) ile Doğu Bloku (Sovyetler Birliğinin Etki Alanı Ülkeleri), arasındaki biri birini zayıflatmak, alt etmek için, “6. Kol” faaliyetleri ile, her Blok, kendi etki alanları içindeki ülkeleri, diğeri Blok ideolojisine karşı, organize etmek faaliyetlerinin yoğunlaştığı bir dönemdir. Yunanistan’da, halkçı sol düşüncelerin yaygınlaşmasını önlemek işi ihalesi, “Albaylar Cuntası” na verilmişti!
Vilma HASTAOĞLU’na filimden ve müziğinin çok etkili ve önemli olduğundan söz etmiştim ve çok etkilendiğimi söylemiştim. Vilma; “ben ve birlikte yaşadığım yunanlı arkadaşım da TEODORAKİSİ çok dinliyoruz. Bizde bütün müziklerinden kayıt var. İstersen bir gün beraberinde bir kaset getir, sana da kayd edelim” demişti.
Sorbonne Üniversite binasının kenarından geçen, benim oturduğum, çatı katı “chambres de bonne”, 25 Rue Des Écoles’ e yakın bir adreste oturuyorlardı. Gerçekten bir gün, kaset çalarım ve 90 dakikalık bir kasetle, Vilma’lara gittim. Mikis TEODORAKİS’in “Z” Filim müziğinin tümünü bana kaydetmişlerdi.
Vilma HASTAOĞLU ve MARTİNİDİS, Paris’ten döndükten sonra, resmi evlilik yapmışlar. Selanik ARİSTO Üniversitesi’nde, Prof.Dr., Öğretim Üyesi olarak uzun zaman, görev yaptıklarını öğrenmiştim.
Cunta döneminde, müziği Yunanistan’da yasak olan, ve kendisi de sürgünde yaşayan, Mikis TEODORAKİS, yıllar sonra, Cunta düşünce, Yunanistan’a dönebilmişti ve döndükten bir müddet sonra, kurulan ilk Kabine de Yunanistan’ın Kültür Bakanı olmuştu.
Dünya da iz bırakanlardan biri oldu. Geçtiğimiz hafta içinde vefat ettiğini duyunca, hatiralarımda canlandı büyük üstad. Işıklar içinde uyansın , gittiği dünyada.
Yunan Albaylar Cuntası’nın Albaylarının ismini ülkelerinde bile, bilen kaç kişi vardır?
Olsa da; halka yaptırılan işkence, zulüm, sanatçıya, yazara, düşünce ve ifadesine karşı verdikleri baskılarla anılmışlar ve anılmaktadırlar.
Ama; Mikis TEODORAKIS, Costa GAVRAS gibi, sanatçılar; düşünceleri, uygulamaları, söylemleri ile, gönüllerde hafızalarda yaşıyorlar. İsimlerini, milyonlarca kişi billiyor ve toplumların yaşam düzey ve kalitesinin değerini yücelten davranışları ile, gönüllerden ve hafızalardan silinmiyorlar.

