SELAM OLSUN IŞIĞA IŞIK, SESE SES KATANLARA…

Yirmi yıldır, Anadolu’nun çatısında, 1800 m yükseklikteki bu efsaneler, destanlar, halk âşıkları, kültürler harmanıyla, dünyanın en zengin kır çiçeği örtüsü, her kış karla kaplanan Sarıçam ormanları arasında, aynı zamanda üretici emeğin yoksulluk ve yoksunlukla cebelleştiği, büyük ozanlar, yazarlar, bilim insanları yetiştirmiş bu şehirde, kapısını yaz kış açık tutan, gelene geçene sıcak çayını esirgemeyen bir yapı var. Sineması olmayan Ardahan’da ücretsiz film gösterimleri sağlayan, öğrencilere sıcak bir ortamda ders çalışma, kültürü baş tacı yapmış olanlara kitap, günlük gazete, dergi okuma olanağı sunan, gençlerin ve çocukların tiyatro oynayıp seyrettikleri, âşıkların, ses ve söz ustalarının sahne aldığı, yılda bir kez bilim ve sanatla iç içe bildirilerin sunulduğu açık oturumların, tiyatro oyunlarının, konserlerinin halka açık ve ücretsiz sergilendiği, dikilmiş 20.000 fidanın artık koca bir ormana dönüştüğü Dursun Akçam Ormanı’na fidanların dikildiği, gelen her konuğun güzel anılarla, dikili bir ağaç bırakıp döndüğü etkinliklerin düzenlendiği, başka birçok kültür sanat etkinliğine, yöre halkının önemli sorunlarının tartışıldığı toplantılara ev sahipliği yapıyor bu yapı…

Yüz yıl kadar önce on bir doğum yapıp altısını yaşatabilmiş bir ananın, köyünü basan çetelere karşı elde silah halkını savunmuş, geceleri efkâr bastığında elini kulağına atıp türküler söylemiş, hortlak sanısıyla köylünün boşaltıp kaçtığı değirmeni sabaha kadar bekleyip hortlak yerine konulmuş o gölgenin düştüğü kayayı tokatlamış, yaylayı neredeyse esir almış, köpekleri korkudan evlerine sığındırmış “Kâftar Küski” denen bir yaratığı vurduğu koca taşla yaralayarak kovalamış “deli” lakaplı bir babanın oğlu, çarıklı ayaklarıyla çıktığı köyünden dünyaya kafa tutan ve adı ansiklopedilere kadar geçen Almanya’nın Hamburg kıyılarına adı verilen bir yazar ve mücadele insanının, Cılavuz Köy Enstitüsü’nde çeliğe su vermeyi öğrenmiş Dursun Akçam’ın yaşam boyu dişinden tırnağından arttırdıklarıyla kuruldu Dursun Akçam Kültür Ve Sanat Vakfı ve Dursun Akçam Kültürevi. Yirmi yıla yakın Dursun’dan eşi Perihan’a kalmış emekli maaşı ve çocuklarının katkısı ile ayakta duran bu emek ve bina, üç yıldır güzel insanların, yaşadığı topluma ve kendine değer veren fedakâr dostların çabasıyla bir “İmece Eylemi”ne dönüştü.

Dursun Akçam Kültür Ve Sanat Vakfı’nın sayıları yüz elliye yaklaşmış üyesi tüm ülkeye, hatta insanlığa örnek bir çaba ile, kültürün ve sanatın özgürce işlendiği, üzerine hiçbir kişicil ve siyasi hırsın gölgesinin düşmediği bir “Özgürleşme Eylemi”ni sürdürüyor; yöresinin ve ülkesinin sorunlarına ışık tutup kimseye ve hiçbir güce boyun eğmeyen, emekten, iyilikten, güzellikten ve doğrudan yana bir örgütlülüğün en güzel örneklerinden birini veriyor.

Ardahan dışından da çok üyemiz var. Sinop’tan Antalya’ya, Devrek’ten İzmir’e, Edirne’den Karabük’e, Almanya’dan Fransa ve İsviçre’ye, güzel insanlar bir araya geldi. Her sabah birbirlerine gönül selamı, gün aydınlığı veriyorlar.

1 Şubat Pazar günü de İstanbul buluşmamızı gerçekleştireceğiz.

Bu erdemli imece, bu tarihe geçecek güzel eylemin kapıları katılmak isteyen herkese açık.

Bu hayatta paradan, çıkardan, yalandan, adam kandırmayı uyanıklık saymaktan, mazlum hakkı yiyerek zengin olmaya çalışmaktan daha değerli bir şeylerin olduğunu kanıtlayan bu güzel insanlara büyük bir alkış olsun…

“İnsan asla bir piyano tuşu değildir!” demişti Dostoyevski; varlığımızla bunu tüm yeryüzüne gösteriyoruz. Tüm örgütlü kötülüklere karşı iyiliği, kardeşliği, gönül birliğini savunuyoruz, çoğaltıyoruz.

Selam olsun ışığa ışık, sese ses katanlara.

Gününüz aydın olsun…

 

06 Ocak 2026

 

 

About Post Author

About Post Author