Dünyanın egemenleri kazandıkça, mazlum halkları ve doğayı sömürmeyi çoğalttıkça, hayatımızı kararttıkça şımardı. Ahlaksızlık, acımasızlık, vicdansızlık diz boyunu da aştı. Çocukları parçalıyorlar, bebek kanı emiyorlar, her türlü sinsi politikalarla savaşlar çıkarıp silah satıyorlar. Sorgulamayı unutup tapınmakla, din yolunda öteki dünyası için savaştığını sananlar da kardeşine, dindaşına silah sıkanlar da bu her türlü iğrençliğe bulaşmış bu finans oligarşisine hizmet ediyor…

“Epstein Davası” insanlık tarihinin en büyük kara lekelerinden biri olarak açıldıkça açıldı. Hele de ülkemizdeki işbirlikçilerinin çevirdikleri, iktidar ilişkileri inanılır gibi değil. Akşam SÖZCÜ Tv. de Yılmaz Özdil’i dinlerken deyim yerindeyse kanım dondu. Yıllar önce Türkiye’den seks kölesi yapılmak, belki de kanları emilmek için kaçırılan kız çocuklarımızın bulunduğu gemiye baskın yapan savcı görevden alınıp yerine FETÖ savcısı atanmış ve bu namussuzlar, bu katiller için soruşturmaya gerek görülmeyip o dosya kapatılmış. Hâlâ işadamı pozlarında aramızda dolanıyorlar. O gemiye baskın yapan jandarma komutanı ve onun gibi subaylar “Askeri Casusluk”tan yargılanıp ordudan atılmış. Bugün devam eden yargı oyunlarında da kimse bu ülkede “hukuk devleti var” teranesini yutturmaya kalkmasın. Yıllar önce o sümüklü vaizlerle birlikte “darbeciliğe ve vesayetçiliğe karşı” işbirliği yaptığını sananlar, “Evet”, “Yetmez Ama Evet” kampanyaları ile aynı kaba işeyenler, hâlâ kendini yetiştirmiş milletinden, Cumhuriyetinden özür dilemeyenler de, bağışlandıklarını, unutulduklarını sanmasınlar… Bu mazlum halkın, bu ülkenin namuslu aydınlarının bilincinde onlar birer ihanet şebekesi olarak anılacaklar.
Dünya yeniden 18. Yüzyıl sonlarına doğru alevlenip 20. Yüzyıl başlarında devrimlerle, bağımsızlık savaşlarıyla taçlanan o “Eşitlik, Kardeşlik, Hürriyet” ateşini yakmak zorunda. İnsanlık aklını başına toparlayıp bu kan emicilere, bu ikiyüzlülere, bu “Bizi ezmek isteyen emperyalizme ve bizi mahvetmek isteyen kapitalizme” ve onlarla işbirliği yapan ihanet çetelerine karşı yeniden aynı parolalarla bir devrimci atılım yapmak zorunda…
Bir yandan da insanlık uyanıyor… New York Belediye seçimlerinden İrlanda Cumhurbaşkanlığına, Türkiye’de bir zamanlar birilerince “kale” denmeye kalkmış şehirlerin meydanına, insanlar adaletsizliğe, ahlaksızlığa karşı bayraklarını yükseltiyor.
23 yıl önce aramızdan ayrılmış, Kafdağı’nın ardından çarıklı ayaklarıyla gelip halkı ve paylaşımcı inancı için dünyaya kafa tutmuş bir adın arkasından kurduğumuz Vakfa, açtığımız yola, yeni dostlar, güzel insanlar katılıyor. 1 Şubat 2026 Pazar günü İstanbul Esenyurt’ta yaptığımız, herkesin özgürce düşüncesini dile getirdiği, Ölçekli Arslan Aktaş’ın kavalıyla, Ardahanlı Sanatçı Turgay Demir’in bağlamasıyla ve güçlü sesiyle, Çıldırlı Cevdet Yılmaz’ın yiğit ve coşkulu seslenişiyle gücümüze güç kattığı toplantıdan sonra, aralarında Ardahan Dernekler Federasyonu Başkanı Engin Demirkuş’un, Damal Dernekler Federasyonu Başkanı Orhan Purhan’ın, CHP Başakşehir İlçe Başkanı Beyzade Kayabaşı’nın, Em. Jand. Albay, şair Abdullah Kaya’nın, Esenyurt Kent Konseyi Başkan Yard. Saim Kendir’in, Şavşatlı, Köy Enstitülü çocuğu emekli öğretmen Kayıhan Altun’un, Balıkesir Yeni Kuşak Köy Enstitülüler Derneği Yönetim Kurulu Üyesi, Kızılçullu girişli, Hasanoğlan Köy Enstitüsü ilk mezunu Mustafa Ersoy’un kızı Neşe Esen’in de aralarında bulunduğu yedi yeni üyemiz oldu. Başvurular sürüyor. İmece büyüyor, güçleniyor. Şehrinde sineması bulunmayan Ardahan halkı, haftada bir gün ücretsiz sinema izleyebilecek, yoksul halk çocukları, üniversiteli öğrencilerimiz kütüphanesinden yararlanıp sıcak çay içebilecekler, isteyen herkes gazete, dergi okuyabilecek, gençler tiyatro yapabilecek, bütün demokratik kuruluşlar çok amaçlı salonunda toplantılarını yapıp özgürce konuşabilecekler, 21. Kültür Sanat Günleri’nde de etkinlikler sürecek, ormanımıza fidanlar dikilecek…
Dursun Akçam Kültür Ve Sanat Vakfı ve Ardahan’da yaz kış kapısı açık Kültürevi, bilimin, özgürlüğün, üretimden ve emekten yana olmanın, barışın, kardeşliğin, farklı kültürler olarak birlikte yaşamanın zenginliğini duymanın ev sahipliğini yaparken daha da büyük bir onur ve güvenle yoluna devam edebilecek. Bu, ülkemize ve dünyaya örnek çaba, gün geçtikçe dal, budak, yaprak, meyve verecek, kökleri gün geçtikçe güçlenecek.
Yetsin bu kandırmacalar, yetsin bu göz boyamalar, bu ahlaksızlıklar, bu çocuk kanı emmeler, kadına yönelik vahşet, yetsin bu aymazlık.
Uyan ey insanlık…
Selam olsun yol arkadaşlarına; selam olsun karanlığa, ahlaksızlığa, insanlığa ihanetlere karşı mücadele ederken çoğalanlara…
Gününüz aydın olsun…
04 Şubat 2026,
