Otobüsle Kars’a, uçakla Kars’tan…

Otobüsle Kars’a, uçakla Kars’tan…

Asıl gidiş amacım, Sarıkamış’taki yaşlı ve hasta annemi ziyarete edip moral vermek, elini öpmekti. Hazırlığım buna idi ama gidiş için otobüs bileti almıştım. Çocuklarım sorup duruyorlardı: “Baba neden giderken de uçakla gitmiyorsun, çekilir mi 18 saat yol, hem de Kars otobüslerinde?” Yanıtım şu oluyordu:

Kars, o otobüsün kapısından girince başlar, halkın düşük ve orta gelirli kesimi o otobüste, Kars’ı görmeye oradan başlamam gerek… Ve güzergâh üstündeki mola yerleri, oralarda da halkı görmem gerek. Bu salgın beni izole etti Anadolu’dan, oralara ve ülkemin dağını taşına yeniden ‘Merhaba, nicesiniz?’ demem gerek.”

Bu erek ve yaklaşımla bindim otobüse, rastlantıya bakınız ki otobüs de Sarıkamışlılarınmış. Önce şunu söyleyeyim ki eleştirilerim, yanlış anlaşılmaya. Benim kardeşlerimden biri de yıllarca Kars otobüslerinde şoförlük yaptı, hatta bir ara bir otobüse ortak bile oldu. Ben o upuzun, çileli yolda her gün direksiyon sallamanın güçlüğünü bilirim. Bilirim ama kabalık ve vurdumduymazlık bütün bunların mazereti olamaz. Firmanın adını vermeyeceğim ama o otobüste gördüklerim kısaca şunlar:

-Ne iki şoförde ne de muavinde maske yok. Arabanın içinde sigara içiyorlar. Yolcuların yüzde doksanında da maske yok. Mesafeye gelince, o da yok. Mola yerlerinde baktım, Kars ve Ağrı otobüsleri dışında 2+2 olan yok, diğerleri 2+1. 2+1 olunca mesafe de sağlanıyor ve arabanın içi de ferah oluyor. Onlar 2+1’e kâr ediyorsa, senin 2+2 gerekçelerin fasafisodur.

-Muavin bir “fırlamalık ve kabalık” örneği idi. Ayrıntıya girmiyorum bu bağlamda, isteyene anlatırım.

-Biletimi internetten almıştım. Şoför ve muavinleri ikna edene kadar göbeğim çatladı, yazıhane bileti istiyorlar. Sonunda birkaç yere telefon ettiler de ikna oldular ama ban bir “kusura bakma” demediler.

-Molalarda baktım, bizim otobüste sigara içmeyen, ben ve yanımdaki beydi, gerisi fosur fosur ve öksüre öksüre sigara çekiyorlardı.

Neyse biz yol izlenimlerimize dönelim:

Tercan dolaylarında gün ışıdı. Ben de iyi bildiğim o toprakları incelemeye, gözlemlemeye başladım.

İşte Hasankale (Pasinler), aynı Hasankale, yerinde sayan ilçe. Tek değişiklik, Kars-Erzurum-Ağrı yolunun bir yanında dikilmekte olan kocaman bir cami. Hasankale hâlâ dinbaz belli ki.

-Ve Horasan beni çok şaşırttı. O tezekli, çöplü, çarpık şehirleşme örneği binalarla dolu ilçe gitmiş, yerine modern örnek bir yerleşim yeri gelmiş. Yollar, bulvarlar, yeni modern turistik oteller… Ve ilçe oldukça hareketli, belli ki bir ekonomik canlılık var.

-Horasan’dan ötesi Sarıkamış ve ben Karakurt Barajı ve yeni Horasan Karakurt yolunu merak ediyorum. İlerliyoruz. Yol bitecek ama iki tane viyadük bir türlü bitirilememiş, Maksutçuk köyünden dağa doğru bir servis yolu açmışlar, çık babam çık, önümüz kış, kar ve buz olacak, oradan iniş ve çıkış nasıl olacak? Sonra girdik yeni yola, epeyce gittik, yine viyadük inşaatı çıktı karşımıza, yine dön baba dönelim. Ve Mescitli köyünün altında jandarma kontrol noktası… Kimlikleri toplayıp götürüp GBT kontrolü yaptılar, bir hayli bekledik. Yolcunun sabrı tükenmiş, 17 saat yol gelmiş, bu kontrol eza ve cefa oluyor, yetkililer bilsin bunu, otobüsler suçlu yatağı değildir.

Karakurt barajı, su sızdırmaya başlamış, yanlarına yapılmış taş dolgulardan. Karakurt’un yarısı meydana çıkmış, ben de gördüm. Bu sızıntı önlenebilir, barajlarda olabilecek şeylerdir ama bir an önce yapılmalı.

Sarıkamış’ta, kayakevi bölgesinde yapılan yeni otel ve moteller dışında bir gelişme yok, hatta gerileme var. Köylerde üretim durmuş. Şehirden süt, yumurta ve ekmek gidiyor köylere. Kars çeçil peyniri bulmayan esnaf, Erzurum’dan çivil peynir getirmiş, onu satıyor, kızkardeşim de bana ondan aldı. İlçenin içme suyu yine kirli. Kardeşimin evi parayla doldurulmuş su damacanaları ile dolu. Sarıkamış’ta kaşar üretimi de durmuş. Eniştem Salih Toptaş ve yeğenim Tutku, dönüşte beni Kars havaalanına götürürlerken koyun sürüleri gördük birkaç tane, onlar bile Sarıkamışlıların değil, Iğdır’dan gelmişler.

Kars Havaalanına vardık, orada başka insanlar vardı, hiçbirisi otobüs yolcularına benzemiyorlardı. Nezaket, saygı, kurallara uyum… Yani uygar ve eski Kars, 50 yıl öncesinin Kars’ı orada idi. Onlarla bindim uçağa…

About Post Author

About Post Author