O ki Erzurum Kongresi’nin yıldönümüdür bugün, biz de Dillere Destanlar adlı kitabımızdan o günlerin bir önemli simasını anlatan bir destanımızı, bir övüncümüzü size sunalım:
Karslı Hatunoğullarından emekli Binbaşı Haydar Bey’in
İttihatçılardan ağzı fena yanmıştır
Kim onların karşısındaysa o onların yanında olacaktır
Hürriyet ve İtilaf Partisi’nin Erzurum Şubesi’ni açması
Açıp da başına geçmesi
Ermeni komitacılarının canına okuyan Ebülhindili Cafer Bey’i
Tehciri katliama dönüştürendir diye
Valiye şikâyeti etmesi de
Salt bu nedenledir.
Haydar Bey’in yoğun ikna çalışmaları ve akrabalığın o güzel hatırına
Bir başka emekli Binbaşı Hatunoğlu Süleyman Bey de
Bu işin içine girivermişti.
Hem de ne girmek
Hürriyet ve İtilaf Erzurum Şube binasının
Kirasını ödedikten başka
Mobilyasını da o satın almıştı.
Kuvay-ı Milliyeciler oturmuşlar Albayrak Gazetesi’nde
Bu durumu tartışıyorlar
Bu Süleyman Bey’le görüşmek gerek
Albayrak’ın sahibi ve başyazarı Süleyman Necati Bey’le eskiden tanışırlar
Sever ve sayarlar birbirlerini.
Küçük Kâzım Bey’le Süleyman Necati Bey
Bu gece konuk olacaklar Süleyman Bey’e
Eski bir komitacı olan bu pir-i muhterem
Soba ve semaveri yakmış
Karşılıyor konuklarını hürmet ve muhabbetle.
Hoşbeşten sonra sadede geliniyor.
Kazanasmazzade Küçük Kâzım Bey açıyor sözü:
-Vatanın vaziyetini biliyorsunuz…
-Her ağızdan bir ses geliyor, şaşırmış bir haldeyim
-Necati Bey, siyasi vaziyeti, size arz edecek
Süleyman Necati der ki kısaca
Ülke işgal ve pay edilirken
Bir Milli Mücadele’ye atılmak yerine
İttihatçılık-İtilafçılık davası gütmek büyük aymazlık
Kuvay-ı Milliye’ye destek verip
Müdafaa-i Hukuk’ta birleşmek gerek
Duygulanır gözleri yaşarır Süleyman Bey’in
Maddi yardım isteniyorsa hazır
Kesesi elverdiğince
-Hayır biz para istemeyiz
Sizden bir hizmet rica etmeye geldik
Memlekete ikilik sokan
Hürriyet ve İtilaf Partisi’nin şubesini kapatmalısınız
Bir yerde bir amaçla yekvücut olmalıyız.
Süleyman Bey doksan üç savaşını gören nesilden
Ailesi o zaman muhacir oldu Kars’tan
Edirne’de doğdu memleket öksüzü
Analı babalı yetim
Oralarda okudu askeri okulları
Dömeke’de Yunanlılarla çarpıştı 1897’de
Sonra Balkan
Sonra Harb-i Umumi
Doğu Cephesinde Ruslarla muharebe…
Şimdi de bu gaile.
Eski komitacılık da var…
Hemen kavrıyor işi
-Baş üstüne, hemen yarın… Göreceksiniz…
Gördüler ertesi gün Tebrizkapı’da Süleyman Bey’i
Hürriyet ve İtilaf Şubesi kapatılmıştır
Eşyaları satılmıştır
Parti mühürleri İstanbul’a postalanmıştır.
Süleyman Bey o günden sonra
Milli Mücadele fikrinin sadık bir bağlısı oldu.
1 Mart 1919’du günlerden
Vilayat-ı Şarkiye Müdafaa-i Hukuku Milliye Cemiyeti’nin
Kuruluş dilekçesi verilmekteydi Erzurum Valiliğine.
Kurucular arasında iki de Hatunoğlu
Biri Süleyman Bey’dir doğal olarak
Öbürü de Haydar Bey.
Dünün Hürriyet ve İtilafçısı
Süleyman Bey’in ısrar, telkin ve akrabalık hatırına
Kurucular arasına girivermişti.
11 Mart 1919’da Kazanasmazzade Küçük Kâzım Bey ve arkadaşları
O’nun evinde toplandılar gecenin bir yarısında
El bastılar Kur’an-ı Kerim’e
“Her türlü hizip ve irtica zihniyetinden uzak kalacağıma
Milli Birliği vücuda getirmek
Yurdun afakını saran bu tehlikeyi
El birliği ile gidermek uğruna
Üzerime ne düşüyorsa tereddütsüz yapacağıma…”
Diyerek ant içtiler.
İçtiler ve tuttular bu andı
23 Temmuz 1919 tarihinde Erzurum Kongresi yapılabilmişse
Vilayat-ı Şarkiye Müdafaa-i Hukuku Milliye Cemiyeti’nin sayesindedir.
O kongrede Süleyman Bey de Bitlis delegesi olarak seçildi
10 yıl askerlik şube reisliği yapmıştı çünkü orada
12 Şubat 1918’de Bitlis kurtarılırken de büyük yararlıkları görülmüştü
Tanınır sevilirdi.
Kongre çalışmaları bitmiştir Erzurum’da
Mustafa Kemal ve erkânı Sivas’a gitmelidir.
Mazhar Müfit Bey yol giderlerini hatırlatıyor
“Ha sahi bir de para meselesi vardı öyle değil mi?”
Yanıtı geliyor Mustafa Kemal’den.
Para bir yerlerden bulunmalı
Vilayat-ı Şarkiye Müdafaa-i Hukuku Milliye Cemiyeti’ne başvuruluyor
Olsa… Kurban olsun… Yok ne yazık ki… Onlarda da yok…
Erzurum deyimiyle onlar da yongayla kaşınmaktalar.
Cevat Dursunoğlu anlatırken o günleri der ki:
“Paşa’ya hiç olmazsa bin lira kadar bir para vermeliydik
Ama nereden?
Çoluk çocuğun ziynet eşyalarına el atılır böylesi durumlarda
Fakat onların boynunda, kolunda ne varsa hepsi muhacirlikte
Ekmek ve geçim parası olarak sarf olunmuştu.
Hepimizi bir düşüncedir aldı”
Kul sıkışmazsa Hızır yetişmez derler
Tarih gözüne kestirmiştir
Coğrafyadan okunur falları
Tanrı özel görevle yollar kimi kulları
Hızır o gün Süleyman Bey olarak geldi
Cevat Dursunoğlu “Milli Mücadelede Erzurum” adlı eserinde
Yaşadığı o büyük olayı ne güzel anlatmakta:
“Her anlamıyla kâmil bir insan olarak tanıdığımız
Emekli Binbaşı Süleyman Bey
Nasıl bir çıkmazda olduğumuzu görerek
‘Çocuklar ben buldum çaresini’ dedi ve ekledi:
‘Altmış yaşını devirmiş bir adamım
Hiç evlenmediğim
Çoluk çocuğumun olmadığı da malumlarınız.
Yaşama sebebim tektir: Yurdumun kurtuluşu.
Puslu ve pusulu ilişkilerim olmadı, olmayacak,
Hicran, sevinç, ne verdiyse Tanrı ve talih
Alıp kabul etmiş ona göre davranmışımdır.
Sevdalarım başımdan büyük olsun istemişimdir.
Ülküleri doruklarda Tanrısal bilmişimdir.
Birikmiş param var dokuz yüz lira.
Vereyim görülsün işiniz.
Esirgediğim bağışladığım
Söz anlatamadığım
Nazlı mı nazlı gönlümü vermişim
Para-pul ne ki?
Fakat bunu verdiğimi ne Paşa bilecek
Ne de hiç kimse.
İleride Müdafaa-i Hukuk’un parası olursa ödersiniz
Olmazsa helal olsun
Emekli aylığımla geçinir giderim ben
Vatanın milletin kaygısındayız
Bencillik, benlik yok olsun gardaş.
Gönülden çok koparır milli davalar
Yeter ki gözümüz tok olsun gardaş’
Hepimizin gözleri yaşarmıştı
Özveri timsali bu büyük adam
Ergenekon’dan çıkarır gibi
Çıkarmıştı bizi
Kahreden bu çıkmazımızdan.”
Ve dahası…
Erzurum’un Fahri hemşehrilik unvanı verildi Mustafa Kemal Paşa’ya
İstanbul’daki ırzı kırıklara ve saraya inat
Erzurum Milletvekili adayı olarak gösterildi Osmanlı Mebusan Meclisine.
Gösteren: Müdafaa-i Hukuku Milliye Cemiyeti
Kararların altında
Cemiyet Başkanı olarak onun imzası…
Kazanasmazzade Küçük Kâzım Bey (Yurdalan)
Bulup buluşturup yüz lira daha
Bin sevinçle çıktı Paşa’nın huzuruna
Parayı da verdi
Paranın sırrını da
Mustafa Kemal Paşa bu güzel sırrı
Kimseyle paylaşmadı.
-Mazhar Müfit, tamam yol paramız var…
-Paşam nasıl oldu bu?
-Şişşt… Üzümünü ye de bağını sorma!
Sivas’ta yine sordu
Yanıtı yine bir muammadır:
-O bağın bir güzel bağlısı var, onu bil yeter…
Özlemleriyle kaldı Süleyman Bey Erzurum’da
Özlemelerim
Yol çeken gözlerimde özlemelerim
Kavuşmalar kurarım düşlerimde
Yazgı eleğinde özlem elerim
Öz eline
Özüm verdim öz eline
Özelliğin özümsedim
Özlemim özeline
Dedi durdu yakarı niyetine…
Ve gün oldu…Kavuştu… Gördü… Bitti özlemi…
Kars 30 Ekim1920’de yeniden Türk’ün olunca
Ona da haber geldi
Ermeniler boşaltıp kaçmışlardır
Kaleiçi Mahallesi’nde
Çocukluk günlerinin geçtiği evi.
1921 yılının ilkbaharında
Göç etti Süleyman Bey ata topraklarına
Kars uyu
Sarın kar’a Kars uyu
İlkyazda ilan-ı aşk
Coşup gelen kar suyu
Kar solunca
Cemreyle kar solunca
Kardelen aşka gelir
Toprağı Kars olunca
Kahramanlar anlarlar kalelerin dilini
Kaleler de kahramanca bilirler
Kars Kalesi bildi Süleyman Bey’i
Mutlandı bu görkemli su kavuşumundan.
On sekiz Paşa çıkarmış bir büyük sülaledendir Süleyman Bey
(Aslında on dokuz, bir de ana paşa, üniformasız paşa, Deli Saltanat Paşa)
Kavuştu ya ata yurduna, dünya gözüyle
Özlem gidermesi gerek soyunun anılarıyla
Vardı Hatunoğullarının Mağazberd Kalesi’ne
Orada Süslü Hatun Kümbetinde yatmaktadır Ulu Hatun Nenesi
Ona fatiha dua
Ona tekmil
Ona hesap
Oradan Şöregel’e
Akraba pek çok
Anılar yığın yığın
Allah’tan ne istesin daha
Gözleri açık gitmeyecek
1925 yılı yazıydı
69 yaşında Süleyman Bey Hakk’a yürüdü
Kars toprağı ilk kez öyle güzel bir ölü gördü.
(İliştiri: Hatunoğlu Süleyman Bey, yazarın ana tarafından akrabasıdır)

