MUSTAFA EKMEKÇİ’YE BİN SELAM…

İyiliğin, güzelliğin, doğruluğun izinde bir aydın, namuslu ve çalışkan bir gazeteciydi… Her kesin her derdi onun da derdiydi. İnsan gibi geldi bu yalan dünyaya, adam gibi gitti…

Günümüzde iktidar nimetlerinden yararlanmak için her türlü taklayı atan, uyuşturucuyla, mafyayla içli dışlı olmuş, ekranlarda iktidara yalakalığa soyunmuş kimi fırıldak ve onursuz gazetecileri gördükçe insan daha çok anlıyor onun bıraktığı boşluğu.

Doğruları yazmaktan, halkını ve ülkesini aydınlatmaktan vazgeçmediği, haktan ve insanlıktan yana olduğu için de uyduruk gerekçelerle yargılanan, zindanlara atılan dürüst gazetecileri, namuslu siyasetçileri gördükçe de bin kere daha selam olsun sana Mustafa Ekmekçi diyoruz.

68 Kuşağı ve 78 Kuşağı çok daha iyi anımsar. Mustafa Ekmekçi’nin Kızılay’daki Cumhuriyet Gazetesi Ankara Temsilciliği’nde bulunan odasını. Orası, aydınların, üniversiteli gençlerin, başı derde düşenlerin mutlaka uğradığı bir yerdi. Kimseyi geri çevirmez, kaleminin ve gazeteciliğinin gücünü kimseden esirgemezdi.

Onun o yalın, o dobra, o tepeden tırnağa dürüst ve insan halini bilen tüm politikacılar da Ekmekçi’yi pek kırmak, onun kaleminin karşısına çıkmak istemezdi…

“Esmiş yıkık evlerle dolu bir yel

Konya bozkırından / Basının başkentini yaşar

Köy adam / Yayın saraylarında değil

Tek soğanı eşitçe bölünmüş küçük sofralarda

Toplumun eline sımsıcak değer / Ekmek adam”

Fazıl Hüsnü Dağlarca böyle anlatmıştı Mustafa Ekmekçi’yi. Aramızdan ayrılalı 29 yıl olmuş, baba dostu, insan dostu, kitabında “Yoksul Yamalığı” diye tanımladığı Köy Enstitüleri’nin ve enstitülülerin en candan dostu…

26 yaşında, çiçeği burnunda bir genel cerrah olarak, Dışkapı SSK Hastanesi’nde başhekim dışında tüm hekimlerin imzaladığı, adalet arayan metinleri basınla paylaşmış, hep hak ve emek kavgasında, devrimci işçi sendikacılığında önder olmaya çalışmış asistanlığım nedeniyle, dosyama “Büyük Hastanelerde Çalışması Sakıncalıdır” notu düşülmüş meğer. Ameliyathanesi bile olmayan SSK Yalova Dispanserine bunun için ikinci cerrah olarak sürgün gönderilmişim. Mustafa Ekmekçi’yle Dursun Akçam, dosyama o notu düşüren dönemin devşirme bakanı Hilmi İşgüzar’ın karşısına çıkıp, yargı ve basın eliyle açılacak davalarda, gazete yazılarında genç bir cerrahı ameliyat yapamamaya sürgün eden o anlayışla sonuna kadar mücadele edeceklerini söyleyip tükürdüklerini yalatmıştı. O zamanlar yargı şimdiki gibi emir kulu olmamıştı; iyi kötü hukuk vardı, adalet vardı.

Benim yerini bile bilmediğim Karabük’e, SSK Hastanesi genel cerrahlığına atanmam ve orada on yedi yılımı geçirmemin hikâyesi öyle başlar.

12 Eylül döneminde ağır hastalığın pençesindeki Ruhi Su’ya tedavi için yurtdışı izni verilmediğinde de o girmişti devreye…

1991 yılında, Dursun Akçam’ın 11 yıllık Almanya sürgün yılları bittiğinde, o karşılamıştı Ankara’da Esenboğa Havaalanında… Yine de engel olamamıştı karga tulumba gözaltına alınıp emniyet sarayında günlerce tahta banklar üzerinde sabahlattırılmasına…

Dönemin adalet bakanı telefon edip hakkında açılmış hiçbir dava olmadığını söylediği halde, 12 Eylül döneminin işgüzar savcılarıyla devlet yetkilileri, polis müdürleri, jandarma komutanları eliyle, Almanya’da ABD uşağı cuntacılara karşı gazete çıkardı, Yılmaz Güney için konuşmalar yaptı diye, Ardahan’dan Diyarbakır’a, Dursun Akçam hakkında tam on altı “tahdit” konulmuş meğer. Sevgili Avukat ablam Şanal Sarıhanla eski Mamak Askeri Savcılık dosyalarına kadar gitmiş (o dönem askeri savcılarında da, bir vicdan ve adalet kırıntısı bulunabiliyordu; bugün onları bile arar durumdayız), oradaki bir savcının da yardımıyla, telefon ve fakslarla gün boyu uğraşıp tek tek tümünü kaldırtmayı, Dursun Akçam’ı bir akşamüzeri Ankara Cumhuriyet Başsavcısının verdiği kararla Emniyet Sarayı banklarından kurtarmayı başarmıştık.

Dursun Akçam’ı iki gün sonra eve getirdiğimizde de, Mustafa Ekmekçi de çıktığı sabah yürüyüşlerinin hedefini bizim eve çevirmiş, dava emaneti bildiği dostu Dursun’un yerinde olup olmadığını her gün kontrol etmiş, sabah kahvesini içip öyle gitmişti.

Köy Enstitülü öğretmenlerin de, adalet arayan herkesin de can dostuydu Mustafa Ekmekçi.

Bu gün, Ankara dışında olmam nedeniyle gömütü başında yapılacak anmaya katılamayacağım. Selam olsun, anıları ve ışığı hep bizimle olsun; yıldızlar da yoldaşı…

21 Mayıs 2026

About Post Author

About Post Author