MUSTAFA ÇALIK ADLI İNÖNÜ KARŞITI BİR MERT ADAMIN YAZDIKLARI
Mustafa Çalık, kurucuları ve yazarları arasında olduğu Türkiye Günlüğü Dergisine bir mektup yazar, mektup uzundur, biz İsmet İnönü’nün çocukları arasındaki bölümü Yeniçağ Gazetesinde bir dönem birlikte yazarlık yaptığımız Servet Avcı’nın yazısından buraya aktarıyorum.[1]
“İnönü diye bir zat vardı, 12 sene Cumhurbaşkanlığı, ondan biraz fazla müddet de başbakanlık yapmıştı. İki oğlu bir kızı vardı. Büyük oğlu Ömer’i herkes gibi bizler de pek bilmeyiz; galiba biraz ‘silik’ kaldı aile içinde; ama memleketin varlıklı adamları, büyük şirket ve zengin vakıf yöneticileri arasında ismi geçen biri olmadığını da biliyoruz. Öbür oğlu Erdal fizik profesörü oldu, içeride ve dışarıda birçok itibarlı üniversitede hocalık etti. Sol çevrelerdeki ‘arzu-yı umûmî’ üzerine ve ‘kerhen’ SHP Genel Başkanı, sonra başbakan yardımcısı oldu. Çantasını şoförüne, özel kalemine, sekreterine filân aslâ taşıtmadığına şâhit olduk.
(Sizin vaktiyle ‘biat’ ettiğiniz ‘mücâhid’, muhterem ve hayli de mülk, altın ve nakit sahibi ‘Hoca’nız geldi aklıma; abdest suyunu döktürdüğü korumaları bir de ayaklarını kurularlardı.) Bu Erdal Bey, daha sonra kendi isteği ile ‘askerlik’ gibi gördüğü genel başkanlık işinden kendini ‘terhis’ etti. İsmet İnönü’nün kızına gelince, gitti bir gazeteci ile izdivac etti. Ne kendi ‘torpil’le bir yere geldi ne de o gazeteci holding yöneticisi oldu. Öylece yaşayıp gitti bu insanlar; şahsî müktesebatlarının sağladığı imkân ve sıfatlar dairesinde… Hayatları anlamlı, kaliteli, fakat gösterişsizdi; isimlerini hiçbir skandalla da hatırlamıyoruz.
Ey bizim ‘Muhterem’ler, ‘Mücâhitler’!.. Hâle bakar mısınız ki, kimlerin hikâyelerini anlattırıyorsunuz bana!.. Bendeniz İsmet İnönü’nün öldüğü gün, hem de zemin katta mâtem merâsimi yapılırken Gümüşhane Lisesi’nin 1. katında, 6 Matematik-A sınıfında, milleti başıma toplayıp başçılığa geçip halay çektirmiştim (Ne yapayım, 17 yaşındaydım, ülkücüydüm, militandım; İnönü deyince en çok bildiğim jandarma, tahsildar ve ekmek karnesi hikâyeleriydi. Evlâtları, torunları ve sevenleri şimdi bu özrümü kabûl ederler mi, bilemem; ama, ben o çocukça militanlık ve şımarıklıktan çıktıktan sonra nedâmet ve itizârdan hiç erinmedim.)”
Mustafa Çalık’la dosttuk, sonra düşüncelerimiz ayrıştı, arkamdan bazı olumsuz laflar etti. Ben de yazılarımda ve kitaplarımda ona veryansın ettim, onun Kemalizm karşıtı düşünce ve tutumlarını eleştirdim. Servet Avcı’nın yukarıya aldığım yazısı yayımlandığı zaman gözümden kaçmış, bir rastlantı sonucu bu kitabı yazarken gördüm.
Evet, hakkı teslim, mert ve yiğit adammışsın Mustafa Çalık!
ÜÇ KULAKDAŞ NE GÜZEL ANLAŞTIK
İbrahim Alaettin Gövsa… Türk yazar, şair, eğitimci, mizahçı ve siyasetçi.
Türk çocuk edebiyatının öncülerinden. 1911’de yayımladığı Çocuk Şiirleri adlı kitabı, Türk edebiyatının ilk çocuk şiiri kitaplarındandır. Çocuk kitaplarındaki öncülüğü onun iyi eğitimci olmasından kaynaklanıyor. Gövsa, Türkiye’de psikoloji ve pedagoji çalışmalarının henüz çok yeni olduğu bir dönemde konularda eserler vermiştir. Biyografi ve ansiklopedi alanlarında da önemli işlere imza atmıştır. “Meşhur Adamlar Ansiklopedisi” ile “Türk Meşhurları Ansiklopedisi” bu alandaki en önemli eserleridir.
TBMM III. dönem Sivas, IV. dönem Sinop, VI. ve VII. dönem İstanbul milletvekilliği yapmış bir siyasetçidir Gövsa aynı zamanda.
Gövsa’nın milletvekili olduğu tek partili yıllarda İsmet Paşa bir gün, kulakları ağır işiten Dışişleri Bakanı Numan Menemencioğlu’nu sağına, Gövsa’yı da soluna alarak Çankaya Köşkünde bir basın toplantısı yapar. İsmet Paşa sağır, Menemencioğlu da öyle… Ama Gövsa son dönemlerinde onlardan beter… Yani üç sağır yan yana.
İbrahim Alaettin Gövsa, yakın dostu ve Türk mizahının ünlü ismi Yusuf Ziya Ortaç’a bu durumu mizahi bir söylem şöyle aktarır:
“Üç kulakdaş ne güzel anlaştık…”[2]
PALTO TUTMAK İNSANÎ BİR YARDIM
Anayasa Mahkemesi eski başkanı, şair-yazar Yekta Güngör Özden, Pembe Köşke gider İnönü’nün bir konudaki görüşünü almak üzere.
Tam çıkacak, bakar ki portmantoda şapkası var, paltosu yok, geriye döner, o da ne paltosu İsmet Paşa’nın elinde ve tutma pozisyonundadır. “Aman paşam” der almak ister. Vermez İsmet Paşa.
“Bu insanî bir yardımdır, sen insan değil misin?” der.
“O zaman kusura bakmayınız” der ve İsmet Paşa’nın tuttuğu paltoyu giyinir.
Yekta Güngör Özden o günden sonra konuklarının paltolarını tutar olur ve şaşıranlara İsmet Paşa’nın sözünü aktarır.[3]
[1] https://www.yenicaggazetesi.com.tr/dumani-tuten-bir-mektup-380927h.htm
[2] Zeki Gürel-İbrahim Alaettin Gövsa/Kültür Bakanlığı Yayınları
[3] Mustafa Bilgehan-Tanıkların Anılarıyla İsmet İnönü/Doğan Kitap
