Murat Sabuncu’nun Kaleminden Özel Haber

Murat Sabuncu’nun Kaleminden Özel Haber

CHP’li belediye başkanının CHP’li milletvekili ile kamu davası, bir eski başkanın “mafyaya” kaptırdığını geri alma hikâyesi 

Gazeteci. Murat Sabuncu.

CHP’li Şişli Belediye Başkanı Muammer Keskin’in, Mustafa Sarıgül’e karşı sürdürdüğü davalar. Ayrıca bir önceki belediye başkanı Hayri İnönü’nün, Keskin’in deyimiyle “bir imzayla kiraya verdiğini” söylediği otopark alanını kendini “mafya” olarak tanıtan ekipten geri alış hikâyesi…

Gündüzleri 3 milyon geceleri 300 bin kişinin yaşadığı bir ilçe burası. 40 ilden göç almış. Zemini sağlam ama yapıların yüzde 92’si 1999 depreminden önce yapıldığı için riskli bir yer. Memleketin en lüks caddelerine, en fazla AVM’ye, en lüks özel hastanelerine ev sahipliği yapıyor ama ilçede oturanlar içinde maddi yardıma ihtiyacı olan sayısı azımsanmayacak ölçüde. 2019 ile 2023 yılları arasında “Komşu Masa” adıyla kurulan merkeze 640 bin 967 başvuru olmuş. Bu başvuruların 135 bin 623’ü sosyal destek ile ilgili. İlçenin en ilginç özelliklerinden biri 4.5 yıldır burayı yöneten ismin, şu anda kendi partisinden milletvekili olan isimle, ayrıca kendinden bir önceki yine kendi partisinden belediye başkanının kiraladığı alanı geri almak için verdiği hukuk mücadelesi…

CHP’li Şişli Belediye Başkanı Muammer Keskin’in, CHP’nin daha önce Şişli Belediye Başkanlığı yapmış şu anda CHP Erzincan Milletvekili olan Mustafa Sarıgül‘e karşı sürdürdüğü davalar. Ayrıca bir önceki belediye başkanı Hayri İnönü‘nün, Keskin’in deyimiyle “bir imzayla kiraya verdiğini” söylediği otopark alanını kendini “mafya” olarak tanıtan ekipten geri alış hikâyesi…

Bir grup gazeteciyle buluşmasında not aldıklarım. Muammer Keskin’in cümleleriyle, önce Mustafa Sarıgül ile ilgili bir kısmı kamuoyuna yansımış konuları, son durumlarını aktaralım:

– Şişli’nin yaklaşık 500 milyon dolar değerinde benden önce burada belediye başkanlığı yapmış ismin vakfının üzerine geçirdiği mallar vardı. Çok ilginç bu konu mahkemelik olup altı yıl boyunca kapağı açılmamış süreç yaşandı. Mallardan bir tanesi daha önce hizmet verdiğimiz Esentepe’deki binamız. Bir diğeri Okmeydanı’na Açı Okulları’na verilmiş bir binamız. Bir de bizim Sarıyer Maslak’ta bir yerimiz var. Daha önce Mustafa Sarıgül’ün Anakent Belediye Başkanı adayı olduğu süreçte bizim üç mahallemizi Sarıyer’e bağladılar. Mülkleri o bölgede kaldı ama tapusu bize ait. Dolayısıyla bunların iki tanesinin intifa hakkını 29 yıllığına kendi vakfına geçirmiş. Okmeydanı’ndaki yerimizin de tapusunu vakfa vermiş. Hiçbir belediye başkanının, hiçbir belediye meclisinin böyle bir yetkisi yok. İmkânsız yani. Dolayısıyla göreve gelir gelmez, Belediye Meclisi kararıyla, benden önce alınmış bütün Meclis kararlarını iptal ettik. 37 tane meclis üyemiz var. Üç kişi Mustafa Bey’e yakın isimler. Onların ret oyuna karşılık AK Parti, MHP’nin de oylarıyla, 34 oyla bunu iptal ettirdik. Bunların tümünü kazandık, ama kazanmak yetmiyor, dolayısıyla diğer hukuki davalarla birleştirildi. En son 30 Kasım’da bir davamız vardı. Onunla ilgili yeni gelen hâkim Allah’tan davaya girdi. Mülklerin değeriyle ilgili bir bilirkişiye havale etti. O da ocak ayında sonuçlanacak.

– Sözlü olarak da kendi avukatları, hukukçuları bu davayı siz er geç kazanacaksınız gelin anlaşalım dediler. Ben de bir olağanüstü meclis yaptım. Bir sulh yetkisi aldım sadece görüşme yetkisi. Tam da kurultay öncesiydi. Aslında üç gün süre verdim onlara. O üç gün sürede gelip anlaşsaydılar talebimiz şuydu, bu iki tane mülkümüz irtifak olanların irtifakları kalkacak, belediyeye nakil olacak. Tapusu olan yerin bu Okmeydanı’ndaki yerle ilgili de orayı bir yurt haline getirip bize iade edecekler. Bu konuda şifahen sözlü olarak bir mutabakat hukukçular arasında olmuştu. Devamında da dedik ki İş Bankası gibi devletin güvenilir kurumlarından bu gayrimenkul değerlendirme işi yapan firmaları baksın bunun değeri kaç lira? Diyelim 10 lira. Bunun 5 lirasına öğrenci okutalım 5 lirasını da bize kira olarak versinler dedik. Çünkü 6000 öğrenci var. Biz bu çocukları sokağa atacak durumumuz yok. Sonuçta garip gurebanın çocukları. Bunlar ona da yanaşmadılar.

 

– Hem eski Genel Başkanım Kemal Kılıçdaroğlu‘na hem şimdiki genel Başkanım Özgür Bey‘e söyledim. Ben kendi milletvekilimle kamuoyunun önünde kavga etmeyi doğru gören biri değilim. Doğru da bulmuyorum ama eğer iş kamuysa burada kavga ederim. Şimdi geldiğimiz nokta biz onlara bir el uzattık, bu elimizi geri çevirdiler. Ben artık bundan sonra televizyonsa televizyon medyaysa medya kendi mecramızsa kendi mecramız her yerde bunu anlatacağım. Bu tür davaları her birimizin bir vatandaşlık görevi olarak savunmamız gerekiyor.

Muammer Keskin’in bir diğer anlattığı konu ilçede belediye başkanlığı yapmış Hayri İnönü döneminde kiraya verilen, iyi gelir getiren belediyeye ait otoparklar… Keskin şöyle anlatıyor:

– Otoparklarla ilgili bizim belediye başkanımız, Hayri Bey bir kâğıtla kiraya vermiş. Ne meclis kararı var ne başka bir şey var. Bir kere bu kamu malı. Vicdanı sızlar insanın. Ben göreve geldim bu otoparklarımızı işleten vatandaşa dedim ki, gel helalleşelim. Bugüne kadar ne yaptıysan yaptın, anahtarları teslim et. Bana dedi ki, daha önce özel kalem müdürüme söylemiş, ya biz çok kalabalık aileyiz. O da demiş ki, ne güzel ya insanın ailesinin kalabalık olması iyi. Şimdi benim bir kardeşim de içeride diye devam etmiş. Vah vah demiş niye falan. Şimdi bunu bana anlattı özel kalem müdürüm. Benden de randevu istiyor. Bana geldi dedi ki, başkanım biz kalabalık bir aileyiz. Ben de biz de çok kalabalık aileyiz deyip otoparkı boşaltmasını istedim. Kaymakamlıktan da yardım istedim. Kaymakam da tamam dedi. Tam Ekrem Bey‘in seçimine üç gün kala şimdi emekli olan Kaymakam Bey beni aradı. “Ya başkan bu tahliyeyi şu İstanbul seçimlerinden sonra yapsak olur mu” dedi. Dedim ki, bunun İstanbul seçimleriyle bir ilgisi yok. Devletin polisi, devletin yeri, kamu yeri siz geleceksiniz başında duracaksınız biz boşaltacağız. “Ya” dedi “Bir şey olur, terslik olur şimdi seçim öncesi falan.” İyi dedim seçim sonrası tamam mı? “Evet” dedi. Seçim sonrası oldu geçiyor günler aradım dedim ki “Sayın Kaymakam, ne zaman boşaltacağız?” Dedi ki, “Boşaltmayacağız.” Ne demek dedim bana söz verdiniz? Böyle bir devlet olur mu dedim. Dedi ki “Valla onu sizin kendi eski belediye başkanınız peşkeş çekmiş, ben niye onun derdini çekeyim? Dava açın.” Ben de dedim ki, siz orada mısınız bir geleyim bir kahve içelim. Gittim dedim sayın kaymakam siz ne diyorsunuz? Bu devletin kaymakamısınız siz. Kamu görevi yapan birisiniz. Dedim ki dava açacağım. Dedi ki “Açabilirsin”. Ama dedim size açacağım. Yani bu kamu davasının dışında size de açacağım. Görevinizi kötüye kullanıyorsunuz. Davayı kazandım. Elçin Hanım benim başkan yardımcım. Bir konu var kaymakam bey çağırmış. Gittik onu anlattık. Sonra ben kalktım önümü ilikledim. Dosyayı kendisine verdim. Dedim ki, sayın kaymakam size açtığım davayı kazandım dedim. Devletin sıfatına yakışır bir şekilde burayı boşaltın dedim. Sonra emekli olduktan sonra geldi bana dedi ki o kadar çok baskı yedim ki.

– İlerleyen günlerde bir haber geldi. Bu mafya denen adam girip bizim çocuklara silah çekiyor, tokatlıyor, seyyar pos getiriyor paraları tahsil ediyor falan. Ben bir şekilde şu anda İçişleri Bakanı olan Ali Yerlikaya ile randevu aldım. Hukukumuz çok iyidir çalışmasını ben hiç inkâr etmem. Son derece önemli devlet adamı. Havaalanında bir makamları varmış gittim oraya. Şimdiki emniyet müdürü de (Zafer Aktaş) yeni gelmiş. Gittim anlattım bir adam geliyor belediyenin mallarına çöküyor, kendine mafya diyor. Emniyet müdürü sen rahat ol dedi bana. Ben nasıl rahat olayım, adam dövüyorlar, içeriye giriyorlar. Bana dedi ki, “Siz her gün tutanak tutun. O tutanakları da mutlak savcılığa iletin.” 15 gün tutanaklar tuttuk. 15 gün sonra 43 kişiyi aldılar içeri üçünü tutukladılar, 40’ını saldılar bir daha ne mafya kaldı ne bir şey kaldı. En azından kanun varmış. Devlet gerçekten müdahil olduğunda sorun çözülüyor.

Bitirirken…

Yazının başındaki bilgi… İlçede 135 bin 623 kişi sosyal yardım için başvuru yapmış. Bu yardımların olması, alt yapının sürmesi için belediyenin mallarına sahip çıkmak gerekiyor. Bu anlamda CHP’li bir belediye başkanının CHP’li milletvekiline, CHP’li eski başkana karşı verdiği mücadele partiler üstünde, kamu adına verilen bir mücadeledir. Bu arada Cevahir Oteli’nin arkasındaki boş alana 72 katlı bina yapmak için belediyeden izin alamayınca iktidarın çıkardığı yeni yasaya (rezerv alanlar) sığınan Taş Yapı da… 25 yıldır davalar yüzünden adeta çürüyen Tatlıcı binalarının depremde yıkılması ya da binadan kimi parçaların kopmasının İstanbul’un ana geçiş yollarını kapatma riski de Keskin’in gündeminde. Bir daha aday gösterilir mi bilmiyorum, gazeteci olarak işim de değil ama kamu mallarını geri almak, kaptırmamak için çabasını önemsiyorum. Yerine partisinden yeni bir aday gösterilir ve seçilirse ya da başka bir parti kazanırsa özellikle bu davaları takibi çok önemli olacak. 09 Aralık 2023

 

 

About Post Author