ADALET VE OSMAN BÖLÜKBAŞI
Sözü cebinde bir adam, çok da iyi hatip… Millet Partisi Genel Başkanı…Anadolu Fırtınası diyorlar ona. Demokrat Parti baş edemiyor onunla… Kırşehir’e memleketine gidip mitingte konuşma yapmasın diye köprüyü yıktırıyor. Kırşehirliler o gece onarıyorlar köprüyü…
Bakıyorlar ki olacak gibi değil, seçilmesin diye, ilçe yapıyorlar Kırşehir’i… Gene olmuyor, kök söktürüyor Meclis’te DP’ye…
Hapse atıyorlar en sonunda… Hapishanedeyken doğan kızının adını Hürriyet koyuyor…
Osman Bölükbaşı’dan söz ediyorum… Bugünle bağlantı kuracak bir anekdotunu anlatmak istiyorum. Süreyya Paşa’nın kızı ile tanıştırıyorlar İstanbul’da “Adalet Hanımefendi” diyorlar. Bölükbaşı “Yahu ben de adaleti arıyorum bunca yıldır, nerelerdeydiniz?” diyor.
Rahmetli bugünkü adaletsizlikleri, şu AKP operasyonlarını görse ne derdi acaba?
MİLLETVEKİLİ TRANSFERLERİ VE OSMAN BÖLÜKBAŞI
“Köpek her avcı ile ava gider”Osman Bölükbaşı
Türk siyasetinin Anadolu Fırtınası lakaplı büyük hatibi Millet Partisi Genel Başkanı Osman Bölükbaşı, milletvekili adaylarından noter senedi alıyordu, senette “Milletvekili seçildiğim takdirde namusum ve şerefim üzerine ant içerim ki Millet Partisinden ayrılıp başka partiye geçmeyeceğim, geçersem milletvekilliğinden de istifa edeceğim” diye yazıyordu.
Peki bu senetler çözüm oluyor muydu? Hayır. Milletvekilleri Bölükbaşı’nı terk edip başta Demirel’in Adalet Partisi olmak üzere şuraya buraya gidiyorlardı çıkarları için.
Bölükbaşı bir gün meclis kürsüsünde konuşma yaparken o milletvekillerine çantasından çıkardığı noter senetlerini göstermiş, “Sizin namus ve şerefiniz benim çantamda” demişti.
BÖLÜKBAŞI’DAN ÖZDEYİŞLER
Derdi ki bu bilge, onurlu, korkusuz siyasetçi:
“Bir dâvâ ki dâvâcısı, şâhidi, savcısı, hâkimi iktidardır. Hayır beklenir mi böyle gecenin seherinden?” “Liderlerin dostu olun, ama kölesi olmayın.”
“İmama değil, imana bağlı bir demokratım.”
“Vehimlerini şahit, ihtiraslarını hâkim yapanların hükümleriyle karşılaştık.”
“Kız-oğlan hikâyesi… Meydanlarda sen neyimsin? Tenhalarda sen benimsin, ben seninim.”
“İnsanlar daima tenkitten şikâyet ederler. Hiçbir zaman dalkavukluktan şikâyet edilmemiştir. Bir ülkeyi tenkit değil, dalkavukluk batırır.”

