KIRŞEHİR GÜLÜNDE, BOZKIRIN TEZENESİNDE HARAMİ ELLERİ…
Anadolu’nun özü, Horosanlı ve Hazar kollarından akın akın gelmiş Oğuz boylarının, Hititlerden Frigyalılara, Roma’dan Bizanslıları, halkların ve kültürlerin harman olduğu, Gâzi Ertuğrul’dan Gâzi Mustafa Kemal’e, adaletli kahramanlarının gelip geçtiği Ahi Evren’den Baba İshak’a, Muharrem Ertaş’tan Neşet Ertaş’a, Âşık Said’e, Şemsi Yatsıman’a abdalların halkın ruhuyla kucaklaştığı, bozkırında güller açan, buram buram kültür ve insanlık kokan Kırşehir’e de harami elleri uzanmış. İliç’te yurttaşlarımızın üzerine milyon ton vatan toprağı dökenler, Kaz Dağları’nda ormanları tıraşlayanlar, Anadolu’nun dört bir yanında altın hırsı, para kazanma gözü doymazlığıyla coğrafyamızı yağmalayanlar ve bu işi yaparken yasalarımızı kendilerine göre eğip bükenler, insani duygularımızı, ekmek ve su kaygılarımızı hiçe sayanlar şimdi de Kırşehir’e gözlerini dikmişler. Cumhuriyet kurucularının Batı’daki gibi Cumhuriyet’e sahip çıkacak bir işveren sınıfı oluşturabilmek için yoksul halkın vergileri ve devlet olanakları ile destekleyip büyüttüğü KOÇ Holding’in de aralarında olduğu bir haramiler çetesi, Kurtuluş Savaşı’nda yurt toprakları dışına attığımız emperyalist şirketler ortaklığı, Kırşehir’in gülünü koparacak, bozkırın tezenesine o kirli ellerini uzatacak. İktidardan da bolca kolaylık sağlanıyor, uyduruk ÇED raporlarıyla ya da hiç öyle bir rapor aranmaksızın girişiliyor böyle işlere. Bildiğimiz gibi, tiraz edenlerin üzerine de bizim vergilerimizle hizmet eden kolluk güçleri gönderiliyor.
Kırşehir’in kullandığı içme suyu bu işe kullanılacak. Hiç verilmemesi gerektiği halde, tankerle su taşınacağı uydurmacası ile ÇED Raporu da almış beyzadeler. Tankerle gelen suyla altın madeni işinin yapılacağı iddiasına kargalar bile güler.
Kırşehir’in halk insanı, koca bir gün boyunca konuklarının yanından bir gün bile ayrılmayan Belediye Başkanı Selahattin Ekincioğlu ve Kırşehir Belediyesi, Kent Konseyi ve Çevre Koruma Platformu’nun da aralarında olduğu yurtsever, doğasever insan ve kuruluşlar bu yağmayı durdurmaya, karşı koymaya, Kırşehir’i korumaya çalışacaklar.
Kırşehir’de olduğum gün, yoldan konuşmaya, konuşmadan yola gittiğim, çevreyi doğru dürüst göremediğim o bildik ezber bozuldu… Kırşehir Sol Parti yöneticisi iki güzel insan “Hocam buraya kadar gelmişsin, bari Neşet Baba’nın mezarını bir gör” dediler. Israrlarını ve dost bakışlarını geri çeviremedim. Her ikisi de bana kitaplarımdan imzalattırdıktan sonra elinden hiç sigara düşmeyen Şakir’in (kendisine Dr. Hikmet Kıvılcımlı’nın bizlere söylediği “Bu beden size değil, emekçi sınıflara aittir, iyi koruyun” sözünü de anımsattım) “Başkan” diye seslendiği arkadaşımın her yerinden ayrı bir ses gelen1988 model Runault’una binerek kısa bir Kırşehir gezintisi yaptık. Muharrem ve onun ayakucunda duran Neşet Ertaş’ın mezarlarında fotoğraf çektirdim. Âşık Paşa’nın tarihi taş yapısını, Ahi Evran külliyesini gördüm.
Yüreğim sızladı Kırşehir’den ayrılırken. Şakir ve “Başkan”ın ilettiklerine göre Kırşehir’de “Sol” bildiğimiz, toplumcu bildiğimiz bazı parti ve gruplar da yeterince bu doğa koruma mücadelesine katılmıyorlarmış. Kırşehir dışında yaşayan ve üç beş koyun ve tavukla yaşamını sağlamaya çalışan Başkan’ın ve Şakir’in o güzel insanlıklarına, mücadeleci ruhlarına selam olsun.
Kırşehir doğasını, tarihini, kültürünü haramilere karşı savunmaya çalışan Başkan Selahattin Ekincioğlu’na ve yanındaki güzel dostlara da çok selam olsun.
Gelin canlar bir olalım!
Anadolu’nun ve Urumeli’nin kutsal topraklarındaki bu harami yağmasına karşı güçlerimizi birleştirelim. Ruhumuzla, bedenimizle el, ele kol kola girelim.
Kırşehir gülünü, Bozkır Tezenesini yalnız bırakmayalım.
Yağmalattırmayalım güzel ülkemizi…
Kırşehir’e, yurdunu, ekmeğini, suyunu, kültürünü korumaya çalışanlara, gelecek güzel günler için, çocukları, torunları için mücadele edenlere bin selam…
Gününüz aydın olsun…

8 Şubat 2026
