KAYBEDEN TÜRKİYEDİR!

Kaybeden Türkiye’dir; kaybeden bütün bir ülkedir…

Ey kaşı gözü sağlam olanlar, ey kulakları hâlâ ses duyanlar, ey dili tat alanlar, ey hâlâ hayata dokunduğunu sananlar… Siz hâlâ farkında değil misiniz nereye gittiğimizin? Siz hâlâ farkında değil misiniz nerelerde debelendiğimizin?

Daha kısa bir zaman öncesinde, bir elinde iktidarın büyük ortağının Rabia işareti, diğer elinde küçük ortağın kurdu, meydanlarda halkı selamlayan, VİP kapılarından havaalanlarına girip çıkan, arkasında korumaları bulunan, iktidar karşıtı açıklamalar yapan aydınlara kanınızı dökeceğim diye uluorta meydan okuyan, muhalefet partisi liderlerine hakaretler ve tehditler yağdıran ve hakkında en küçük bir işlem yapılmayan (hâlâ bağımsız yargı mı var diyorsunuz?) bir yeraltı dünyası adamı herkesin gözünün önünde ne kirli ilişkileri döküyor ortaya… Bütün o sayıp döktükleri hakkında, sicilinde klasörler dolusu suçlar bulunan bu kişiye koruma verenler hakkında, onu bir derin devlet vurucusu pozunda gezdirenler, yani onu o etkili ve yetkili yerlere getirenler hakkında bir tek yargı mensubu kılını bile kıpırdatmaz iken, iktidar talimatıyla, ilişkide olduğu, aracılık yapmış ar yoksunu gazetecilerin evi basılıyor yalnızca…

Seksen yıl önce aşı üretmeye başlamış, bugün aşı diye kapısında yalvardığımız Çin’e aşı gönderip oradaki insanları Kolera’dan kurtarmış Hıfzıssıha’yı kapatanlar, on binlerce insanımız Kovit salgınından ölüp giderken dili pek Türk’e benzemese de, kötü yönetimler yüzünden ülke dışında bilim yapmak durumunda kalmış Türk kökenli bir tıp insanına aşı ile ilgili açıklama yaptırmak zorunda kalanlar, ağızlarını açıp da biz hata ettik, kendi bilim kaynaklarımızı yok ettik; sırf kendi yandaşımız olduğu için atadığımız rektörlerle, yalakaları dekan, kuyruk sallayanları bölüm başkanı yaptığımız üniversitelerden ilimi de bilimi de kovaladık diyemiyorlar… Şu rektör olsun denince onun rektör olamayacağını, şu işin başına geçsin deyince, onun o işi yönetemeyeceğini hâlâ anlayamamış birilerine iktidar hakkını teslim etmiş olmaktan hicap duymayanlar görmüyor mu bu durumu?

Ne demek, salgın başlayalı neredeyse bir buçuk yıl geçmiş, yerli aşı için kırk kere yalan yanlış tarihler verilmiş, daha ortada aşının A’sı yok… Demek ki, yabancı ilaç firmaları, yerli ortakları, her şeyde olduğu gibi aşıda da yalnızca alıp satanlar kazansın diye aşı üreten kurumları kapatmakla kalmamışlar, aşıyı üretmesi beklenen üniversitelerde de bilimi, sorgulayan aklı yok etmişler… Ben şunu istiyorum diye şu rektör olursa, ben bunu istiyorum denince o dekan olursa böyle olur… Tek parti devri diye yerden yere vurduğunuz, o üniversitelerin Alman faşizminden kaçıp Türkiye’ye sığınanlarla kurulduğu, bilim göçünün bu topraklara doğru olduğu günlerde, o üniversitelerin, konservatuvarların, dünyaya örnek olacak Köy Enstitüleri’nin kurulduğu dönemlerde hükümetin desteklediği emekli general Aldülkadir Noyan değil, öğretim üyelerinin tek tek oy vererek taraftarı olduğu, Cumhuriyet’in onur ailesi Kansu’lardan Şevket Aziz Kansu kazanıyordu rektörlük seçimini

Yazıklar olsun… Kaybeden Türkiye’dir… Kaybeden bütün bir ülkedir…

Hak ettikleri için değil, bir sümüklü vaize kulluk ve adamlık ettikleri için suyun başına getirilenler önce koca Türkiye Cumhuriyeti Silahlı Kuvvetleri’ni kumpas davalarıyla altüst edip, Cumhuriyet’in kurucusu, Anayasa Mahkemesi, Danıştay vb yüksek yargının görece bağımsız temellerini atan, sendika kurma ve siyaset alanında göreli özgürlükler getiren, filyasyon ekiplerinin anası sayılan Sağlık Hizmetlerinde Sosyalizasyon’u sağlayan 1961 Anayasası’nın arkasındaki gücü, orduyu ellerine geçirmişlerdi; kendi meclisine bomba atan, kendi halkını kurşunlayan subaylar yetiştirdiler… Peki ders alındı mı bundan? Hayır! Hâlâ Amerikan CİA destekli, dolaylı olarak İsrail Mossad ile temaslı cemaatlara kulluk edenler, başka dini örgütlenmelerde takkeye cüppeye bürünenler muteber sayılıyor birçok kurum içinde…

Eleştirenlere, sorgulayanlara, hak edenlere, değil bilim kurumlarında, devlet katlarında, kendi evlerinde, kendi bahçelerinde bile yer kalmadı neredeyse…

Muhalefet liderleri kadınlara karşı provakasyon düzenleyen ilçe başkanları mı yönetecek hep bu ülkeyi? Bıraktık koca bir partinin başkanlığını, onlarca yıl devletin en önemli kurumlarında namusuyla, şerefiyle yöneticilik yapmış olanlara yumruk sallayanlar, o insanın sığındığı eve doğru parmak sallayarak hiç utanmadan “Yakın o evi!” diye bir yerlerini yırtan kadınlar mı yetiştirecek bu çirkin politikalar…

Yazıklar olsun bu ülkeyi bugünlere getirenlere, yazıklar olsun dağa taşa atılan beton imparatorluğunun, tıraşlanan ormanların, tutuklanan derelerin bezirgân saltanatının, inşaatçısından mafyasına çete soygunlarının gölgesine girenlere, sesini, insanlığını yitirenlere…

Yazıklar olsun… Anlayın artık; kaybeden Türkiye’dir…

Yine de gününüz aydın, yüreğiniz kavi olsun…

 

About Post Author

About Post Author