HOROZGÖZÜ VE DURSUN AKÇAM KÜLTÜR SANAT GÜNLERİ…

HOROZGÖZÜ VE DURSUN AKÇAM KÜLTÜR SANAT GÜNLERİ…

Beş gündür Ardahan’dayım… Daha önce yasaklamalar kapsamına giren ve ertelemek zorunda kaldığımız 17. Dursun Akçam Kültür ve Sanat Günleri’ne hazırlanıyoruz. Bugün başlıyoruz… Tüm Ardahanlıları Saat 17.00’de Dursun Akçam Orman civarı, Kars yolunda yapılacak “karşılama”ya ve Saat 18.00’deki açılış etkinliğimize, “Bayro’nun Listesi” adlı tiyatromuza bekliyoruz…
Fotoğrafta gördüğünüz yaban yemişin adı “Horozgözü”. Dün sabahki yürüyüş sırasında daha önce çamları kesilerek yok edilmiş “Küçük Meşe” bölgesinde, doğanın onun yerine direnerek coşkuyla yeşerttiği Huş ağaçlığında rastladım ona. Yöremizin çok değerli endemik yaban yemişlerindendir. Dünyanın en değerli Sarıçam ormanları çevresinde bulunur. Ekşimsi, ama çok hoş bir tadı vardır. Ülkemizin başka yörelerinde de bulunup bulunmadığını bilmiyorum ama Güney Almanya’daki yüksek bölgelerde, ormanlık alanlardaki köylerden birinde, bir köylünün önündeki sergide görüp çok şaşırtmıştım…
Almanlar, ormanlarını ve doğal bitki örtülerini bize göre çok daha titiz bir biçimde koruyorlardır; iyi biliyorum.
Biz, ne bitkimizin değerini biliyoruz, ne de öz kültürümüzün… Gözünü karartmış bir çıkar ve iktidar hırsı, ne bulduysa kullanılacak, satılacak, kendi geleceği için yok edilecek, ona saldırıyor. Tarla açmak veya ocağındaki ateşte yakmak için “Küçük Meşe”yi yok edenler, hangi büyük zenginliklerle birlikte gömüldüler acaba toprağa…
Bugün, yurdun dört bir tarafında gözelim yaylaları, otlakları imara açıp betonlaştıranlar, petrol zengini Arap şeyhlerine satanlar, emperyalist maden şirketlerine ormanları kestirenler, akarsularımızı zehirlettirenler, soluduğumuz havayı kirlettirenler, ne götürecekler yanlarında acaba?


Ya üç kuruş çıkar için, ya da aklını onların kamu olanaklarıyla satılmış televizyonlarına, yayın organlarına emanet etmiş, onların arkasından gidenler kendi ülkelerine, kendi çocuklarının geleceğine ne kadar zarar verdiklerinin farkındalar mı acaba?
Anadolu’nun ortaçağ bezirgânlığının yağması altında parça parça yıkılmaya, yok edilmeye çalışılan ve her şeye karşın direnen coğrafyası yanında, kendi çoksesli, çok kültürlü insanlık değerlerinin farkında olup gelecek kuşaklar için özgür ve üretken bir Türkiye bırakmak için mücadele eden bizler de var olmaya devam edeceğiz…
Bu güzel doğayı, yağmalanmaya çalışılan yurt coğrafyasını ve kardeşlik, barış, sevgi kültürünü, haksızlıklara, adaletsizliklere ve emek sömürüsüne karşı mücadele geleneğimizi sürdüreceğiz…
Dursun Akçam Kültür ve Sanat Günleri, 17 yıldır tiyatrosuyla, açık oturumlarıyla, fidan dikimi şenlikleriyle, sinema ve belgesel gösterimleriyle Cılavuz Köy Enstitüsü’nün bölgeye tohumlarını attığı Rönesans kültürünü yaşatmak için bütün olanaksızlıklara karşın sürecek, sürdürülecek… On bir doğum yapıp ancak altısını yaşatmayı başarabilmiş, 20. Yüzyıl başlarında bölgede yaşanan, emperyalizmin kışkırttığı kanlı savaşlar sırasında bir bebeği kucağında, iki buçuk yaşındaki çocuğu önündeki öküzün hurcunda, kara kışta, Kür vadisinde bir çift kara lastik ve yırtık yün çoraplarla yaşamda kalmaya çalışmış yoksul Seyhat’ın oğlu, on dört kilometre yolu üç kez çarıklı ayaklarıyla yürüyüp okumak için gittiği Ardahan 23 Şubat İlkokulu’nun kapısından “dilenci” denilerek kovulmuş, verdiği mücadeleyle adını ansiklopedilere geçirmiş bir yazar, Almanya’da kıyılara adı verilmiş bir yazar olarak, halk ve özgürlük mücadelesinin, çoğul kültürün, sanatın sembolü Dursun Akçam’ın adını kendi yollarına da yazmaya çalışmış, yaşamda paradan ve iktidardan başka değerler olduğunu da kanıtlamaya ant içmiş gönüllüler umutla ve inatla yollardalar… Bu yıl daha güçlü bir dayanışma ve paylaşma arzusu var. Günlerdir Ardahanlılar ve Ardahan dışından gelmiş konuklar, Kültürevi’nin eksiğini, gediğini kapatmak için canla başla çalışıyorlar…
Paranın ve tek yönlü iktidar anlayışlarının baskısına karşı Anadolu’nun imece kültürünün henüz yitip gitmediğini en canlı örnekleriyle gösteriyorlar…
Kafkas Arısı, Horozgözü, Çiğelek, Jolo, Mehsal, bin üç yüz çeşit çiçek, üç bin altı yüz doğal bitki, Sarıçam Ormanları’ndaki fidanlar ve Dursun Akçam Kültür ve Sanat Vakfı gönüllüleri, doğa düşmanlarına, gözünü para ve iktidar hırsı bürümüş olanlara, topluma siyasi gelecekleri için kin ve nefret söylemleriyle seslenenlere karşı direnmeyi sürdürecek…
Gelecekler, iyiliğin, güzelliğin, doğruluğun olacak;
Horozgözü de yaşayacak, barış, sevgi, kardeşlik, paylaşma, dayanışma ve özgürlük düşüncesi de…
Gününüz aydın olsun…

About Post Author