“HASANOĞLAN ONURUMUZDUR,” benim için yaşamsal, tarihi ve onursal bir deyimdir. Tam on iki yıldır sürdürdüğüm Yeni Kuşak Köy Enstitülüler Derneği Ankara Şubesi Yönetim Kurulu Başkanlığım sırasında büyük bir enerji, kararlılık ve onurla yürüttüğüm çalışmaların benim önerimle yaygınlaştırdığı anıtsal ve tarihi bir sesleniştir…
Derneğimizin ve birlikte yol yürüdüğümüz Hasanoğlan paydaşı meslek odaları, demokratik kitle örgütleri, sendikalar ve yerel yönetimlerin katıldığı, dokuz yıl aralıksız yürütülen, Hasanoğlan’da Köy Enstitüleri’nin kuruluşuna denk gelen günlerde yapılan büyük buluşmaların da adı olmuştur.
Yönetimine geldiğim 2008 yılından sonra, derneğimizin başlattığı çalışmalarla, 10 Temmuz 1941 günü Kepirtepe’den gelen öğrencilerin ilk temelini attığı, daha sonra 14 ayrı Köy Enstitüsü’nden gelen ekiplerin yer aldığı, kavruk Anadolu çocuklarının yılmaz elleri ve azimleriyle yapılarını kurduğu, kilometrelerce uzaktan dağları yararak suyunu getirdiği, 600 dönümlük bir arazi üzerinde tarım yaptığı, aralarında Âşık Veysel’in kendi elleriyle diktiği kiraz ağacı, Baba Tonguç’un eliyle dikilmiş bir çınar ağacının da aralarında olduğu bir yeşillendirme, bereket ve üretim çalışmaları ile tarla ektiği, hayvancılık yaptığı, tiyatrolar sergilediği, yöre köylüleriyle birlikte şenlikler düzenlediği, Yüksek Köy Enstitüsü ile geleceğin demokratik ve özgür üniversite temellerinin atıldığı, Köy Enstitüleri’nin bir ülkeye ihanet kampanyası içinde kapatıldığı 1954 yılından sonra da Hasanoğlan İlköğretmen ve Öğretmen okulları ile çevreye aydınlık saçma işlevini sürdürdüğü yerleşkenin kötü niyetli eller ve gözler tarafından yıllarca bakımsız bırakılıp yıkılmaya terk edildiği, gereksiz birçok kurum ve kuruluşa tahsis edilerek yerleşkenin adeta yağmalandığı gerçeği karşısında başlattığımız çalışmalarla adını ülke ve Ankara gündemine taşımaya çalıştık. Yapıların yıkılmasına, yerleşkenin yağmalanmasına engel olabilmek için var gücümüzle öne çıktık. O dönem derneğimiz yönetiminde bulunan, sonraki zamanlarda yıldızlarımız çok barışmasa da Hasanoğlan ve Köy Enstitüleri üzerine büyük emekleri olan mimar Figen Çetiner’in (mekanı cennet olsun) de büyük katkısı ile, Milli Eğitim Bakanlığı tarafından sinema salonunun ve müzik işliğinin (hani şu uçaktan bakıldığı zaman sac çatısı orak çekiç gibi parlayan, Köy Enstitüleri’nin kapatılmasına gülünç bir biçimde gerekçe tutulan yapı) yıkılıp ortadan kaldırılması için bir yazıyla (Mimarlar Odası’nın girişimiyle daha önce yapılar korunma altına alınmış olduğundan) Kültür Bakanlığı’na başvurduğunu da öğrendik. 2009 yılında, 2-4 Temmuz tarihleri “Ot Yolalım Yol Alalım” başlıklı bir etkinlik ile yüzlerce ODTÜ ve diğer üniversitelerden gelen öğrencilerle orada kamp yaptık, Köy Enstitüsü ruhunu yeniden yaşatmaya çalıştık, bir temizleme, düzenleme girişiminde bulunduk. YAPIDER (Yapı Sanat Okulu Mezunları Derneği), Mimarlar Odası Ankara Şubesi, TMMOB’ye bağlı diğer odalar, Türk Tabipleri Birliği, ODTÜ Mezunları Derneği, AFSAD (Ankara Fotoğraf Sanatçıları Derneği) ve birçok kurum ve kuruluşla birlikte ses getiren bir etkinlik yaptık. Bizim öncülüğümüzde 19 Temmuz 2009 günü ODTÜ Mezunları Derneği Vişnelik Yerleşkesi’nde alınan bir kararla katılan kurum ve kuruluşlar HASANOĞLAN ÇALIŞMA GRUBU’nu oluşturdu. 2011 yılında kurulan Hasanoğlan Atatürk Mezunları Derneği’nin de aramıza katılması, birçok konuda öne geçmesi ile çalışmalar her yıl 17 Nisan’da yapılan “Hasanoğlan Onurumuzdur” etkinlikleri ile taçlandı. Binlerce kişi o kavruk köylü çocuklarının kendi elleriyle kurduğu Amfi Tiyatro’da bir araya gelerek Köy Enstitüleri’ni ve Hasanoğlan’ı andı. O dönem yapılan çalışmaların bir sonucu olarak Elmadağ Belediyesi’nin de devreye girmesi ile sinema salonu ve müzik işliği aslına ve Köy Enstitüsü ruhuna çok uygun olmasa da onarıma alındı. 2009 yılında ODTÜ Mimarlık Fakültesi Amfisi’nde yaptığımız bir toplantıda Ankara’daki tüm devlet üniversitesi Eğitim Fakültesi dekanlarını bir araya getirmiştik. Orada bugün de önemli görevlerde bulunan Gazi Üniversitesi Eğitim Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Mustafa Safran’ın, “Alper Akçam size gıpta ediyorum, çok güzel işler yapıyorsunuz,” deyişini hiç unutmam. Daha sonra onun aracılığıyla Gazi Üniversitesi Rektörü ve binlerce öğrencinin katılımıyla orada bir Mustafa Necati Anma etkinliği de yaptık; o toplantıda da Hasanoğlan’ın yıkımı üzerine dikkatleri çekmek için oturumlar düzenledik. Hasanoğlan Çalışma Grubu temsilcileri konuşmacı oldular.
Geçtiğimiz 2019 güzü de yörede bir HASANOĞLAN EĞİTİM VE ÜRETİM ÜNİVERSİTESİ kurulmasını son maddesine koyan bir amaçlar dizisi doğrultusunda Hasanoğlan Çalışma Grubu’nu yeniden etkinleştirilebilmek için çalışmalara başladık. Yönetim anlayışı da tamamen yenilenmiş Elmadağ Belediyesi de büyük bir gönüllülük ve dört elle aramıza katıldı. Ankara Büyükşehir Belediyesi, Çankaya Belediyesi, TMMOB’ye bağlı odalar, öğretmen sendikaları, Çağdaş Yaşamı Destekleme Derneği ve birçok kurum ve kuruluşun katıldığı, Köy Enstitüleri’nin 80. Kuruluş yıldönümünü kutlamak, bölgede üretimi, dayanışmayı, özgür ve üretim tabanlı bir eğitim seferberliğini başlatılabilmek için 15’e yakın büyük etkinlik planladık ve birçok hazırlığını yaşama geçirdik. Tam o sırada çıkan Covit 19 pandemisi her şeyi alt üst etti, hevesimiz kursağımızda kaldı; boynu bükük kalakaldık.
Yakın zamanda Ankara Büyükşehir Belediyesi bölgede bir onarım çalışmasına başlamak için Milli Eğitim Bakanlığı’na başvurdu ve olumlu yanıt aldı. Biz de diğer kurum ve kuruluşlarla birlikte işin hep içinde olmaya çalıştık zaten.
19 Şubat 2021 günü, son Hasanoğlan Çalışma Grubu oluşturulması çabası içinde başlangıçta birlikte davrandığımız ve birlikte bazı ziyaretler yaptığımız Işık Kansu kardeşim Cumhuriyet Gazetesi’ndeki köşesinde bir yazı yazarak bu olumlu gelişmeyi kutladı. Her nedense yazının sonunda Hasanoğlan için çalışan örgütleri de anarken bizim adımız geçmedi… Mimarlar Odası’ndan ve adını anmak istemediğim, çalışmalara bir katkısı olmamış başka bir kuruluştan söz ediyordu… Çok üzüldüm.
Kendisini ziyaret ettiğim annem Perihan Akçam da bana “Oğlum sen yıllardır Hasanoğlan için çırpınıyorsun, yıllarca biz Köy Enstitülü öğretmenleri taşıdınız oraya, törenler, toplantılar yaptığınız, neden derneğimizin adı geçmiyor,” (o da onur üyelerimiz arasındadır) diye sorunca da dayanamadım, bu tür polemiklerin içine hiç girmek istemediğim ve hep yapıcı, birleştirici olmaya çalıştığım halde kendisine üzüntümü bildiren e posta yazısı attım. Bana telefon etti Işık Kansu, bir hata ettiğini, bunu düzelteceğini söyledi… 26 Şubat günkü yazısında bu “hatayı düzeltmek” için yazdığı yazı, benim ağzımdan, yalnızca adımı öne çıkararak haksızlık yapıldığını söylediğimi dile getiren, beni daha da üzen, hiç benimseyemeyeceğim (son iki yılda bir üniversite etkinliği yapmamız mümkün olmadığını kendisine söylemiştim ama tersi yazıldı) bir üslup ve içerik taşıyordu.
Türkiye’nin birço yerinden, hatta yurtdışından telefonlar, e postalar geldi… Herkes neler olup bittiğini merak ediyordu.
Bu açıklamayı yazmak da boynumun borcu oldu… Ne benim, ne de bir başkasının, ya da kurum ve kuruluşun adıdır önemli olan… Önemli olan gerçeğe saygı, emeğe saygı, özgürlük ve demokrasi mücadelesidir. Önemli olan yarım kalmış Anadolu Rönesansı ateşinin yeniden yakılmasıdır…
HASANOĞLAN ONURUMUZDUR…
Gününüz aydın olsun değerli dostlar…

