ENDÜLÜS’TEN FİLİSTİN’E, İSPANYA’DAN TÜRKİYE’YE…

İspanya, Avrupa’ya ve dünyaya insanlık dersi veriyor. ABD emperyalizminin çıkar çarklarına ve insanlık katliamlarına katılan diğer Avrupa ülkelerinin tersine, İspanya, hükümet yönetimiyle, futbolcusuyla insanlık adına mazlum ülkelere yönelmiş şiddete, ikiyüzlü politikalara ve düşmanca tutuma karşı çıkıyor. İran’da, Filistin’de, Gazze’de işlenen cinayetlere karşı Başbakan’ından futbolcusuna ses yükseltiyor… Kaptan ve şampiyonanın genç yıldızı Namin Yamal’ın stadyumda koşturduğu bayrak yanında kutlama için meydanlarda toplanan İspanya halkı da açtığı Filistin bayraklarıyla tavrını açıkça ortaya koydu.

İspanya Milli Takımı’nın yıldız futbolcuları Mikel Oyarzabal ve Fabián Ruiz‘in çocuklarına Türk bayraklı forma giydirmesi de sosyal medyada büyük dikkat çeken olaylar arasına girdi.

Bugün, yeryüzünün geri kalmış bölgelerini bir sömürge alanı olarak gören, yeraltı ve yerüstü kaynaklarının işletilmesinden buralarda yaşayan halkın “monarşik” ve kendilerine bağlı yönetimler tarafından sevk ve idare edilmesi gerektiğine karar vermeye kalkan ABD emperyalizminin politikalarını belirleyen, İngiliz emperyalizminden devraldığı anlayış, Samuel P. Huntington’a ait  “Medeniyetler Çatışması” tezine dayandırılmaktadır.  Huntington ile birlikte çalışan ve o günün ABD Başkanı Jimmy Carter’a gizli bir rapor veren dış güvenlikten sorumlu Başkan Yardımcısı Brzesinky döneminde Pakistan’da laik lider Zülfikar Ali Butto’nun idamından El Kaide’nin kurdurulup paralı mücahitlerin Afganistan’da savaşa gönderilmesine, Türkiye’de 12 Eylül 1980 darbesine giden sürecin hazırlanmasına, ülkemizde birbiri ardı sıra patlayan kanlı olayların tezgâhlanmasına kadar yaşadıklarımızı unutmadık, unutmayacağız.

Emperyalizmin Doğu politikaları bir süreklilik göstermektedir. 13 Haziran 1910 günü Avam kamarasında konuşan, sicilinde Başbakanlık, İrlanda İçişleri Bakanlığı, İskoçya Bakanlığı bulunan Lord Arthur James Balfour şöyle diyordu: “Her şeyden önce olgulara bakın. Batılı uluslar, tarihte ortaya çıkar çıkmaz, … kendilerine özgü erdemleri edinip… kendi kendini yönetme yetilerinin ilk ilkelerini sergilediler… Genel deyişle ‘Doğu’daki Şarklıların tarihine bir göz atın, kendi kendini yönetmenin izine rastlayamazsınız. (…) Bu büyük uluslar için –büyüklüklerini kabul ediyorum- bu mutlakiyetçi yönetimin bizim tasarrufumuzda olması hayırlı mıdır? Hayırlıdır derim ben” (Edward Said, Şarkiyatçılık, s 42-43)   O İngiliz emperyalizmini ve üzerimize saldığı diğer güçleri topraklarımızdan Kurtuluş Savaşı ile söküp attık. Bugün, ülkemizi yöneten anlayış Kurtuluş Savaşı kavramını bile kaldırmaya, bir İngiliz zırhlısı ile ülkeden kaçan padişah Vahdettin’e itibar kazandırmaya çalışıyor.

Yine bugün emperyalizmin pervasız saldırganı, katil İsrail’in en büyük destekçisi Trump’un ve onun Türkiye ve Orta Doğu temsilcisi Tom Barrack’ın söyledikleri de İngiliz yöneticisi Lord Balfour’un dediklerinin aynısı değil midir?

İspanya, Batı dünyasına bir ders veriyor. İspanya, Batı Rönesansı’nın doğduğu topraklarda büyük atılımlara öncülük etmiş Endülüs uygarlığını bugünkü varlığının bir parçası gibi görebilme erdemine ulaşmış görünüyor. “Medeniyetler Çatışması” yerine “İnsanlık Kültürü Sürekliliği” ve “Kültürler Kucaklaşması” barışçı tezini yaşama geçirmeyi başarıyor.

Rönesans İtalyası’nın tanınmış ressamı Rafael, Vatikan’da bulunan Sistin Çapel’in duvarlarına boyadığı “Atina Ekolü” tablosunda İbn-i Rüşt ile Aristo’yu yan yana oturtmuştur. İspanyollar, İbn-i Rüşt’ün kadılık yaptığı Kordoba şehrine büyük bir heykelini dikmişler ve “İspanyol-Arap, filozof” diyerek övünçle sahip çıkmışlardır.

“Antik Yunan düşün birikimini güncelleştiren, ona özgürlükçü ve insancıl bir öz katan İslam düşünürlerinin başında Batı’da ‘Averro’ olarak bilinen İbn-i Rüşt gelir. (…) Nitekim, 16. Yüzyıl’ın ilk yarısında dönemin en önemli düşünürü olarak kabul edilen Erasmus von Rotterdam da ‘Teolojik Yöntem Öğretisi’ adlı yapıtında Averro’nun Helen kültür birikimini Avrupa’ya aktararak, Avrupa’da akılcılaşma ve Avrupa kimliğinin sürekliliğine kalıcı katkı yaptığını vurgular. (Onur Bilge Kula, Avrupa Kimliği ve Türkiye, s 98-99)

Tarih, hamasi duygularla ya da arka planı bilinmeyen alkışlamalarla geçiştirilerek değil, bilinçle ders alındığında bugünü bilmemize, yarını ona göre planlayabilmemize yardımcı olabilir.

Selam olsun emperyalizmin “Medeniyetler Çatışması” tezi ve cinayet politikalarına karşı “İnsanlık Ve Kültürler Kucaklaşması”nı gerçekleştiren İspanyol halkına…

Barış, adalet ve özgürlük için ses yükseltenlere, bir arada örgütlenenlere bin selam…

Gününüz aydın olsun değerli dostlar.

22 Temmuz 2026

About Post Author

About Post Author