DİKKATLİ OLALIM!…

DİKKATLİ OLALIM!…

Yanımızdan, yakınımızdan birisi, ipleri çok uzaklardaki ihanet çetelerinin kışkırtmasıyla kendisini bu ülke insanlarına emanet ürkek bir güvercin gibi gören, “Ruh halimin güvercin tedirginliği,” diye başlamış yazılar yazan güzel bir insana kalleşçe arkadan yaklaşıp sinsice kurşun sıkabilir…

Yanımızdan, yakınımdan birileri, kendi öz yeğenine günlerce tecavüz eden insanlık dışı bir caniyi kısa süre kaldığı cezaevi çıkışında zılgıtlarla, halaylarla, havaya tabanca sıkarak karşılayabilir…

Yanımızdan, yakınımızdan birisi adları faşist darbe yönetimlerince karalanarak okunan, aranan ya da işkence altındaki kardeşlerimize, yoldaşlarımıza, ağız dolusu, en utanmazca küfürleri sıralayabilir…

Yanımızdan, yakınımızdan birileri, şan ve şöhret uğruna, üç kuruş para uğrana,  gizli ve kirli ilişkiler içinde yayımlanan gazetelere, dergilere kalemini, düşüncesini satabilir, taktığı o zavallı kendini olduğundan büyük gösteren gözlüklerle yaptığı işten haz da duyabilir, sanat ve edebiyat adına yaratılarda bulunduğunu sanabilir…

Yanımızdan, yakınımızdan birileri, nefret ve kendince kendini içinde bulduğu zilletin körelttiği duygularla kendini de yetiştirmiş laik okullara, kadına ve çalışana değer veren kurumlara karşı sinsice planlar içinde olan din bezirgânlarıyla aynı kaptan su içebilir, aynı kaba işeyebilir, dirsek temasına, işbirliğine geçebilir…

Yanımızdan, yakınımızdan birisi sevip sevilmeyi, gülüp eğlenmeyi, toylarda, düğünlerde kız oğlan el ele vermeyi kendince hor gören, anamızı, bacımızı, yavuklumuzu karanlıklar içende kalmaya iteleyen fetvalar verebilir…

Dikkatli olalım…

Sakın ola, aklı o kadar kesiyor diye, o öyle biliyor diye, o bulunduğu yerde öyle ekmek yiyor, sonuçta yanımızdandır, yakınımızdandır diye, hoş görmeyelim, susup kalmayalım, yutkunup susanları da boş göndermeyelim…

Onları cahil, onları dönek, onları öğrenmek için çaba göstermemiş olarak görmek bile fazla değer vermek olabilir…

Tutalım yakalarından…

İnsanlık adına, iyilik, güzellik, kardeşlik adına, çocuklarımızın aydınlık gelecekleri uğruna ipliklerini pazara çıkarmakta, yaptıklarının hesabını sormakta, söylediklerine tüm varlığımızla karşı çıkıp haykırmakta bir an bile tereddüt etmeyelim, ikircim geçirmeyelim…

“’Cezaların en kötüsü en zararlısı bağışlamaktır’ yazılı tabelayı kim astı demir ve köpekli kapının üstüne?” diye sorar o büyük yazın ustası Leyla Erbil, Hallaç adlı öyküsünde…

Cehaletin, adaletsizliğin, liyakatsız görevlendirmelerin, halkına ve toprağına tuzak kurmaya çalışan kirli ilişkilerin üstüne üstüne gidelim…

Adalet isteyelim, kardeşçe üleşilecek iş ve aş isteyelim…

Ürkek güvercinlere, tedirgin ruhlara, samimiyete sahip çıkalım…

Merhamet ve adalet duygusunu, hakkaniyeti yitirmek, hayatı yitirmektir, geleceğimizin bütün güzelliklerini bitirmektir…

İzin vermeyelim cehaletin ve gaddarlığın yayılmasına, kibrin, kinin ve nefretin dünyamıza, günümüze ilelebet egemen olmasına…

Ses verelim, kol kanat gerelim doğan güne, kol kanat gerelim ülkemizin, evrenimizin, çocuklarımızın güzel geleceklerine…

Derlenelim, derlenelim, sabahın tazeliğinden güzel güller derelim…

Ürkek güvercinlerin anısına hayata çiçekler serelim…

 

 

 

 

About Post Author

About Post Author