Bir “helalleşme” muhabbetidir, aldı başını gidiyor. Belki de iyi niyetle ortaya atılmış bu öneriden sonra bu ülkeye olmadık kötülüğü yapmış birileri de sahne almış onca hırsızlığın, uğursuzluğun, ikiyüzlülüğün sahibi kendileri değilmiş gibi laf salatasıyla ortalığı karıştırıyor, zeytinyağı gibi suyun üstüne çıkmaya çalışıyor.
Bu memleketin oldum olası huyudur; birileri hem vururlar, hem ne vuruyorsun diye bağırırlar!
Ben kendi adıma bu hırsızlara, uğursuzlara, emek ve politika bezirgânlarına asla hakkımı helal etmiyorum…
Ben Köy Enstitüleri’ni kapatıp kırsal alandaki üreticiyi tefeci bezirgân soygununa, tarım ve hayvancığın gerilemesiyle şehirlere göç ile oluşmuş varoşlarda halkı karanlığın cemaat ve tarikatlarına, din bezirgânlarına teslim edenlere asla hakkımı helal etmiyorum…
Ben Maraş’ta, Sivas’ta, Çorum’da masum insanlara kıyanlara, anne karnında bebekleri baltayla doğrattıranlara, o gözü dönmüşleri “din elden gidiyor” yalanı ile kışkırtanlara, o kırımları yaptıranlara asla hakkımı helal etmiyorum.
Ben aydınlarımı sokak ortasında kurşunlayanlara, faili meçhul bir biçimde insanları parçalayanlara asla hakkımı helal etmiyorum
Ben onlarca yıl emperyalist servislerle dirsek temasındaki gizli yapılara devletin kilit noktalarında görev verenlere asla hakkımı helal etmiyorum. 28 Şubatçılarla hesaplaşacağız diyerek FETÖ ve benzeri cemaatleri baş üstünde tutanlara, Balyoz, Ergenekon gibi kumpas davalarıyla yurtsever subayları zindanlara atanlara, intiharlarına kadar yol açanlara, genelkurmayın kozmik odalarını hukukçu kılıklı emperyalist işbirlikçilerini sokanlara asla hakkımı helal etmiyorum.
Ben bu ülkenin ekmek ve aş kapısı fabrikalarını, Hıfzıssıhha gibi cana can katan kurumlarını üç kuruşa sağa sola satanlara, kapılarına kilit vuranlara asla hakkımı helal etmiyorum.
Ben ülkemin şehirlerini betona boğup en merkezi yerlerine trafiği kilitleyen koca AVMler kuranlara, parkları, nefes alınacak bütün alanları binalarla dolduranlara asla hakkımı helal etmiyorum.
Ben kadını ve çocuğu bir hizmet ve haz nesnesi olarak gören yobazlara, onların başlarını bağlattırıp bir mal gibi kullananlara, arkalarında saf tutturanlara, sokak ortasında tokat atanlara, bıçak sallayanlara, böyle bir ortamın oluşması için gereken ortamı hazırlayanlara, bu gidişe karşı çıkmaya yönelik, meclisin oy birliğiyle kabul etmiş olduğu sözleşmeleri kaldıranlara asla hakkımı helal etmiyorum.
Ben din bezirgânlığı yaptığı, özgürlük, demokrasi ve hukuk karşıtı olduğu açıkça tescilli birilerine “Yetmez Ama Evet” yollu yandan çarklı destekler çıkanlara hakkımı asla helal etmiyorum.
Ben üç kuruş için ülkemin derelerini tutuklayanlara, sularını kirletenlere, denizlerini pisletenlere, koca destanlar yurdu Kaz Dağları’nı, güzelim Karadeniz ormanlarını tıraşlayanlara, cebi paralı Arap şeyhlerine kâşaneler kuranlara asla hakkımı helal etmiyorum.
Ben emperyalizmin Orta Doğu’daki çıkar oyunlarına katılarak komşu ülkelere bomba yağdırılmasına, insanların evlerinin başlarına yıkılmasına, sığınmacı olup dünyanın dört bir yanına dağılmalarına, denizlerde boğulmalarına neden olanlara, Atatürk’ün “Yurtta Barış, Cihanda Barış” ilkesini yok sayanlara asla hakkımı helal etmiyorum.
Halk gözünü açtı, daha da açıyor… Hiç kimsenin ekonominin temeli olan üretimi yok ederek halkı işsizliğe mahkûm edenlerle, parasının değerini pula çevirip ülkeyi yoksullaştıranlarla halk adına helalleşmeye hakkı yoktur. Yeter artık bu ülkenin saf ve masum yığınlarının politika cambazlıklarıyla kandırıldığı…
Bu ülkenin son zamanlarda yaşadığı en güzel olay muhafazakâr kanatta da din bezirgânlığı yapmayan, açık politikadan ve demokrasiden yana birilerinin ortaya çıkmış olmasıdır. Bu büyük bir fırsat ve olanaktır. Dürüstlük, açıklık en büyük ilke yapılmalı; herkes “özü sözü bir” bir biçimde politika yapmalıdır. Dünyanın en rahat yaşanan ülkelerinden olan Finlandiya halkı için “Beyaz Zambaklar Ülkesi” nin yazarı Petrov ne demişti: “Olağanüstü bir dürüstlük…”
Cumhuriyet tarihinin bütün karanlık noktaları el birliği ile açığa çıkarılmalı, sorumlularından hesap sorulmalıdır.
Tersi durumda bu ülke ikiyüzlü politikacılardan, hırsızlardan, uğursuzlardan yakasını kurtaramayacaktır.
Günümüz aydın, özümüz sözümüz bir, alnımız hep açık olsun değerli dostlarım…
BEN HAKKIMI HELAL ETMİYORUM!

