TURAN DURSUNU SAYGI VE ÖZLEMLE ANIYORUZ.
Turan Dursun,1934 yılın da Sivas’ın Şarkışla ilçesinin Altın köyünde dünyaya gelmiş yoksul bir halk çocuğudur, daha sonraki yıllarda annesine miras kalan malları almak için ailece Ağrının Tutak ilçesine göçerler. Ancak Tutak ağaları babasından annesine miras kalan topraklara el koymuş, kendilerine vermemişlerdir.. Babası dini bilgilerinden dolayı o bölgede İmamlık yapmaya başlar, mesleği gereği birçok ilde imamlık ve müftülük yapmıştır. Turan Dursun Tutakta Türkçe konuşmayı unutur ve Kürtçe konuşur. Kürtlerle takıştığı için o bölgeden ayrılarak Kayseri, Adana ve Sivas’ta bulabildiği hocalardan ders alır. Türkçeyi iyi konuşamadığı için ders aldığı hocaları ile iletişim güçlüğü yaşar. Hanefi usulünce MÜCAZ olur. (İcazet verilen kişiye Mücaz deniliyor) Askerlikten önce girdiği müftülük ve vaizlik sınavını büyük bir başarı ile kazanmasına rağmen yaşı küçük diye bu görevler kendisine verilmez, askerlik yapma koşulu aranır.1955-57 arası askerliğini yapar ve Türkçeyi askerken öğrenir. Çarşambada Mantık, Kelam ve Usül-u fıkıhtan dersleri verir. B u dönem tekrar müftülük ve vaizlik sınavlarına girer ve üstün derece ile tekrar kazanır. Ancak ilkokul diploması olmadığı için Mahmut paşa ilkokulu sınavlarına dışarıdan girer ve diplomayı alır. İlk görev yeri Tekirdağ olur. Daha sonra Müftülük yapan Turan Dursun sürgünlerle karşılaşır. Sürgünlerin başlamasına neden olan şey Atatürkçü düşüncesi olmuştur.62-65 yıllarında alışılmamış bir müftü olmuş, daha göreve gelir gelmez on beş imamın görevine son vermiştir. Çünkü bu imamlar nüfuslu aile mensupları oldukları için emekli olmayarak görevde kalıyorlardı, bunlar yaşlı abdestlerini dahi tutamayacak durumda olan kişilerdir..Turan Dursun Sivas’ın köylerini ağaçlandırır.İmamları toplu olarak sinemaya götürür.İmamların eksiklerini gidermek için kurs açar.Bu kurslar imamları yetiştirmek için Türkiye de açılan ilk kurslardır.İmamlar halkın eline bakmasın, kimseye muhtaç olmasın diye toplantılar ve konferanslar verir. Milli eğitim ile işbirliği yaparak onlara diploma alır. İmamları toplu olarak Atatürk anıtına götürüp çelenk koydurup saygı duruşunda bulunur. Müftülük lojmanı yerine Sivas göğüs hastanesini yaptırır. Bu dönem sürgünler başlar ve en büyük darbeyi CHP den alır. Turan Dursun İmamlık sınavına koyduğu ve sınavı kazanmayan biri Turan Dursun yerine müftü yapılarak Turan Dursun Sinop’un Türkeli ilçesine sürgün edilir. Turan Dursun parsı olmadığı için Çok kötü bir ev tutar o köyde öğretmenlik yapan bir öğretmen, hamile olan eşi ile birlikte Turan Dursun’a Yardım ederek evini tamir ederler. Turan Dursun hayatında ilk defa Ali Şarapçı adında bir solcu ile tanışmış olur. Turan Dursun Öğretmenin komünist kitaplarını okumak için ister, Felsefenin temel ilkelerini, Marksist değer teorisini okur. Dönemin diyanet başkanı Turan Dursun ile ilgili çok ağır eleştiriler yapar ve komünist olmak la suçlar. Böylece çok şeyi okuyup öğrenme çabası Turan Dursun için bir dönüm noktası olur. Turan Dursun, bir öğrenci olma edasıyla okumaya başlar. Koşullar artık Turan Dursun’un aleyhinde çok ağırlaştığı için müftülükten ayrılmaya karar verir. Turan Dursun çöpçü olmak üzere ilgili belediyeye müracaat eder ancak o sıra Diyanet işlerinde çok sevdiği bir dostu olan Tevfik Ersanla karşılaşır TRT de sana göre bir iş bulunur der hatırı sayılır sözü geçerli kişiler aranır Ancak, Turan Feyzioğlunun aracılığı ile Orhan Öztrak’tan mektup alıp götürür ve Malzeme memuru olarak TRT de işe başlar. Ancak Turan Dursun un fiziği bu işi yapmaya uygun olmadığı için bu işten alınarak evrak memurluğuna verirler. Turan Dursun bu işi başardıktan sonra prodüktörlük sınavına girer ve kazanır ve TRT de Prodüktör olarak çalışır. Turan Dursun bundan sonraki gelişmeleri şöyle anlatır; Benim müftülüğümdeki Atatürkçülüğüm yorumcu bir nitelikte olduğu için bir takım yorumlarla İslam’ın yaşanabilir bir duruma gelebileceğini düşünüyordum. Atatürk le tam anlamıyla örtüşmüyordum. Ama ben çocukluğumda dahi imana karşı başkaldırı içindeydim. Tanrım ben senin yerinde olsaydım bunu böyle yapmazdım derdim. Sonra bu kölelik niye Kuranda var derdim.Ama arkasından pişman olur tövbe estağfurullah derdim.Atatürk söz konusu olduğunda da bu peygamberden daha üstündür derdim. Bu insan ülkeyi kurtarmasaydı camilerimiz dahi olmaz ve ibadet dahi yapılmazdı derdim. Kuşkusuz Marks’ın getirdiği dünya görüşü içerisinde böyle bir düşüncenin, yani İslamcı Atatürkçü çizginin bir yeri olabileceğini sanıyorum. Sol kitaplar okuduğum için değil, doğru bilime yöneldiğim için değiştim, çok büyük kütüphanelerde büyük eserler okudum ve İslam ın kökenini gördüm. Bir gün Sümer efsanesi ile karşılaştım. Bu Sümerlerde bir tufan efsanesi. Baktım Tevrat’ta var, Kuranda da var. Bu bir efsane, Sümer efsanesi nasıl olurda Tevrat ta ve K uranda olabilir? Bu efsane milattan 3000 yıllar da kalem’e alınmış sanılıyor. Tevrat’tan ve İslam dan çok önce. Bu kadar eski yaşanmış bu efsane bu kitaplarda ne arıyor? Sonra Hammurabi Yasalarını aldım onunla Tevrat arasında karşılaşmalar yaptım. Baktım Hammurabi yasaları kimi maddeleri Tevrat ta aynen geçmiş, ondan sonrada Kurana yansımış. Peki, bu ne? Bunlar Allah sözüyse? Bende sarsılmalar böyle başladı. Yani Marks’ın kitaplarıyla hiç olmadı. Ben şimdi Atatürkçü olduğumu söylemiyorum. Çünkü ortada Atatürkçü olduğunu söyleyen bir dolu insan var. Anayasanın 24.maddesini koyan ve zorunlu din dersi getirenlerde sözde Atatürkçüydüler. Devlet Radyo Televizyonunda vaiz gibi konuşarak, Kuran okuyan devlet adamları gibi. Bunlar Atatürkçüyse… Gelmiş geçmiş en büyük liderlerden sayıyorum. Gerçekten Türkiye için büyük bir şans olarak klavuz olarak gördüğüm, keşke birlikte yaşasaydım dediğim Atatürk’ü onların kalıplarında görünce, onlar sahip olunca, onlar biz Atatürkçüğüz dedikçe ben Atatürkçüğüm diyemiyorum. Aslında sol dünya görüşü Atatürk le daha çok anlaşır durumdadır. Fakat bu günün şeriatçılar Atatürk le anlaşamıyorlar. Bir düşman gibi bakıyorlar Atatürk’e. Bana göre Atatürk dünyanın en büyük devricilerindendir. Ben Kuran Ansiklopedisi ve kutsal kitapların kaynakları diye beş cilt kitap yazdım. Temel kaynaklardan öğrenme fırsatı buldum. Bu ürünleri karşılaştırınca önüme şu çıktı. Dinlerin kimi insanlığın yaşamına bütünüyle el atmıştır. Dünya yaşamından yatak odalarına varıncaya kadar girmiştir. Kimide bu kadar el atmamış sadece inanç dünyalarında vardır. Ama medeni hukuku, ceza hukuku devletler hukuku ve benzeri gibi hukukları yoktur. Hıristiyanlık böyledir. Ben insanların yaşamına tümüyle el atmış olanları, insanlar için çok tehlikeli görüyorum. Aslında hepsi bana göre binlerce yıl öncesinin düşüncelerini ve inançlarını taşıyıp getirmekte birleşiyorlar. Melekleri, cinleri ve diğer inanç biçimleriyle bağdaşıyorlar ve birleşiyorlar. Biri falanca diyor, diğeri filanca dese dahi sözcükler değişiyor, özü değişmiyor.
Ülkemize aydınlık bir pencere açan Turan Dursun 4 Eylül 1990 yılında derin devlet gözetiminde İslam şeriatçıları tarafından, inançları uğruna katledilmiştir. Bu yiğit ve korkusuz devrimci insanı saygı ve özlemle anarken, onun bedenini yok etmek kadar canileşen zavallı örümcek kafalı yobazları ve katilleri kınıyoruz. Turan Dursun, İslam şeriatçılarına teslim olmamış inançları uğruna can vermiş devrim şehidimizdir.
