Arapçacı milliyetçiler, ben kabul ediyorum da ve Ermenilere bakışım…

Arapçacı milliyetçiler, ben kabul ediyorum da ve Ermenilere bakışım…

TÜRKÇE EZAN, MUSTAFA ARMAĞAN VE BAZI ARAPÇACI MİLLİYETÇİLER

Atatürk ve devrim düşmanı “derin (!)” tarihçi Mustafa Armağan, Türkçe Ezanın yarattığı sakıncaları (!) sıralıyor. Bunlardan birisi de bu ezanı Güneydoğuda yaşayan Kürt ve Araplar anlamıyorlarmış da sinir krizleri geçiriyorlarmış.

Yanıt verelim:

1-Kürtler Arapça ezanın ne dediğini anlıyorlar mı? Niye ondan krize girmiyorlar da Türkçe, kriz yaratmış oluyor?

2-Gelelim Araplara: Türkler 10 asır anlamını bilmeden Arapça ezanı dinledi, o Araplar da bir 10 asır Türkçe ezan dinleselerdi, ne olurdu ki?

Hiçbir şey olmazdı. Atatürk okuttu Türkçe ezanı. Büyük Türkçü Ziya Gökalp’in rüyasını gerçekleştirdi, ama ne yazık ki Türklük bilinci olmayan beyni dinle yıkanmış olan kalabalıklar durmadan tahrik edildiler Türkçe ezan aleyhine ve sonunda DP iktidarı ezanı Arapça’ya çevirdi, TBMM’deki oylamada CHP’liler de olumlu oy kullandılar.

Ve bugün hâlâ Türkçe ezan dendiğinde birçok Türk Milliyetçisinin tüyleri diken diken oluyor. Oysa bak Mustafa Armağan’a, seç safını, o ne diyorsa tersi doğrudur.

Türkçe ezana veryansın eden Mustafa Armağan’la aynı safa geçenler, Arapçacıdır, boşuna milliyetçilik taslamasınlar!

 

BEN KABUL EDİYORUM DA…

1980 öncesi CHP Erzurum Milletvekili Selçuk Erverdi 1977 seçim kampanyası sırasında, geniş arazilerinin olduğu Haydari köyüne gider. Köylü yüz vermez.

Erverdi “Ne oldu size ulan, ne bu surat?” der.

Derler ki “Sen komünistsen.”

Güler Erverdi, sorar yine: “Komünistliğin ne olduğunu biliyor musunuz?”

Bilmezler mi? Şap diye yapıştırırlar yanıtı: “Mal da ortak, karı da..”

Bu kez gülmez, gürler Selçuk Bey:  “Demek öyle ha… Peki ulan malın çoğu bende, bu köyün bile dörtte biri benim. Karımı da tanıyorsunuz, hepinizin karısından güzel… Kavatlar, komünistliği ben kabul ediyorum da siz niye etmiyorsunuz?”

Köylüler şaşakalırlar ama hak verirler bu sözlere, CHP o seçimde oy patlaması yapar Haydari köyünde.

 

ERMENİLERE BAKIŞIM…

Ermeni zulmü görmüş, zulüm ve vahşetlere tanıklık etmiş bir sülaledenim. Çocukluğumda hep Ermeni ve Rusların yaptıkları üstüne öyküler dinledim. Orta ve yüksek öğrenimim ve görevlerim nedeniyle Erzurum’da 21 yılım geçti. Orada da aynı telkinleri ve bilgileri aldım. Veee 1976 yılında Tuzla Piyade okulunda yedek subay olarak kuramı çekip Ağrı’ya gittim. Bölüğüm aynı zamanda merasim bölüğü ve bandoluk durumlar dışında görev yapan bir de bize bağlı bir boru takımı var. O takımda da bir Ermeni er var, adını hâlâ unutmamışım: Varujan Kaldılı. Onu uzaktan izliyorum, bir punduna getirip tokatlayacağım. Ermeni ya…

Sonunda bir fırsat çıktı, çok sıradan bir kabahati olmuş çocuğun. Çağırttım yanıma. Hayret, hiç “Ermeni suratlı” değil, masum bir yüzü var, çocuk yüzlü. Gülümsüyor da bana bakıp. Üstelik kusurunu kabul da ediyor ve “izin verirseniz bedelini öderim” diyor. Eratın mektuplarını okuma görevi benim, onun mektuplarını da okumuşum, varlıklı bir ailesi de yok. Bakıyorum yüzüne “Ödemeyeceksin Varujan, bundan böyle daha dikkatli ve özenli olacaksın… Hadi git görevine bak” diyorum.

Ve dersimi alıyorum Varujan’ın yüzünden.

O gün bu gündür ben en olumsuz koşullarda bile, sözgelimi Bakû Şehitler Hıyabanında bir Karabağ şehidinin defnine tanıklık ettiğimde, yakınlarının ağlaşmasını duyduğumda bile Ermenilere bireysel temelli düşmanlık duymadım. Ama olanı biteni görmeyecek kadar kör, ilgisiz ve duygusuz değilim. Emperyalizme sırtını dayayıp Büyük Ermenistan sevdasına düşen ve bu uğurda her şeyi meşru gören, bir uydurma soykırım savı ile dünyayı bize düşman etmeye çalışanlarla mücadelem ve kavgam vardır. “Soykırım tanınsın” (olmayan soykırım, olan Mukatele’dir yani karşılıklı vuruşma) diyen HDP milletvekili Garo Paylan gibilerle yani. Ama bir Mıgırdıç Margosyan vardı, tanışmak nasip olmadı. Tanışmadan yazdıklarıyla sevmiştim onu. Varujan ve Margosyanlara selam olsun.

 

 

About Post Author