GERÇEK KURTULUŞ YARINLARDA…

GERÇEK KURTULUŞ YARINLARDA…

Bugün 23 Şubat… Bu günün, benim yaşamımda çok önemli bir yeri var. 23 Şubat İlkokulu’nda öğrenimime başladım. Babam Dursun Akçam da Cılavuz Köy Enstitüsü’ne gidebilmek için gerek duyduğu ilkokul diplomasını bu okuldan almıştı.

23 Şubat, Ardahan’ın kurtuluş günüdür. 23 Şubat 1921 günü, Ardahan’a giren Halit (Deli) Paşa komutasındaki Türk ordusu Ardahan’ın 44 yıl sürmüş altüstlüklerine son vermiş, “Cenubi Kafkas Cumhuriyeti”nin de kurucusu olabilmiş Ardahan, özgür ve cumhuriyetle yönetilmek istenen bir bölge olarak yurt topraklarına katılmıştı…

  1. yüzyıl sonu ve 20. Yüzyıl başında Ardahan ve Ardahanlılar çok sıkıntılar çekti… Kafkas petrolleri üzerinde gözü olan İngiliz ve Alman emperyalizmi, Rus Çarlığı ile Osmanlı İmparatorluğu arasındaki yüz yılı geçmiş çatışmaları, bölgede egemen bir devlet kurmak isteyen Ermeni halkını, yine bu bölgede yaşayan Türk, Kürt, Rum, Ermeni, Gürcü, Karapapak, Azeri, Malakan halklar arasındaki inanç farklılıklarını kullanarak bölgeyi adeta bir kan gölüne çevirdiler. Öz amcası Halil Paşa’nın bile “Alman Oyunu” diye nitelendirdiği (Bakınız Yüzbaşı Selahattin’in Romanı) Turan’a gitmek isterken, o büyük Sarıkamış faciasının sorumlusu Enver Paşa da Cumhuriyet sonrasına kadar bölgede bir mızrak ucu gibi kullanılmaya çalışıldı. Sakarya Savaşı kazanılana kadar bölgede Mustafa Kemal’e alternatif bir askeri birlik toplama çabaları içindeydi.
  2. yüzyılın ikinci on yılında, bölgedeki hâkimiyet sekiz on kere el değiştirdi. Büyük kırımlar yaşandı… 25 Aralık 1914 günü Karadeniz’den gelen, sürpriz bir şekilde Rusların egemen olduğu Ardahan’a giren Alman Yüzbaşı Stangle komutasındaki, Yakup Cemil’in başlarında bulunduğu Sinop Cezaevinden çıkarılmış mahkûmlarla takviye edilmiş Türk kuvvetlerinin asıl büyük Enver Paşa ordusunun bir parçası olmadığı, birkaç tabur gücünde olduğu anlaşıldıktan sonra geri dönen Ruslar yeni bir kırım yaptılar. Çarlık Rus ordusuna gönüllü katılmış Ermenilerin de işin içinde rol alması ile çok kan döküldü. Dedem Deli Eyüp’ün babası Hasan da (soyumuz Ölçek Köyü’nde Hasanlar olarak anılır) o günlerde öldürüldü.

Köye ele geçirmek isteyen Ermeni güçlerine karşı silahla karşı koyan (Bakınız, Ardahan Ölçek Köyü Tarihi, Mehmet Doğru, www.dursunakcam.com ) dedem Deli Eyüp gıyabında ölüme mahkûm edilmişti. Rum ve Ermenilerin birlikte yaşadıkları Gölebert’te yerleşik çok yakın arkadaşı Rum Kirve Kosti’nin (Dedem için Kirve, diğer Rumlar için Kirye –Efendi-) haber vermesi ile dedem önce Kızılkilise, sonra Kunzulut köylerinde bir yıla yakın kaçak yaşadı (Taner Akçam’ın savunduğu tezlere kara çalabilmek için onun ölmüş dedesiyle uğraşan kafatasçılara bok yemek düşer; bütün köy bilir, Ölçek’in Deli Eyüp’ü elde silah köyünü korumuş, evleri Rus işgali altındaki köylüsü Hopal -şimdiki Kuşuçmaz-da kalırken Rus levazım deposundaki nöbetçileri etkisiz duruma getirerek aç köylülerine iki çuval unu aparmayı başarmış delidolu bir kahramandır…)

Nenem Seyhat, o karışıklıklarda yeni doğmuş bebesi kucağında, iki buçuk yaşındaki büyük oğlu Espender önündeki öküzün hurcunda, yırtık çoraplarla kar altındaki Kür vadisinden ata yurdu Ahıska’ya doğru günlerce yolculuk yapmıştı. Tüm bu çileli tarihi, babası Eyüp’ün ağzından dinleyip not almış Bibim Adalet’in bana aktardığı biçimiyle sonbaharda yayımlamayı düşündüğüm yeni romanımın bir parçası olarak metne kattım.

23 Şubat 1921 günü Halit Paşa, askeri kuvvetleriyle birlikte Ardahan’a girip o kara tarihe bir nokta koymuş oldu ama daha kurtuluş tamamlanmadı. Alman faşizmine karşı savaşırken, İnönü ve Saraçoğlu’nun bilgisi içinde Hitler’e kadar gönderilmiş generaller Emir Erkilet ve Ali Fuat Erden aracılığıyla Kafkasya’da Almanlarla birlikte savacak bir Müslüman Ordu hazırlama girişimini haber alan zorba Stalin’in 14 Kasım 1944 günü yol açtığı büyük Ahıska kıyımı da sonradan acılara katıldı… Ata yurdumuz Ahıska’da büyük bir dram yaşandı.

Ardahan’ın ve tüm insanlığın gerçek kurtuluşu yarınlarda olacak. Dünyanın en zengin kır çiçeği örtüsüne sahip, Kafkas Arısı’nın yurdu, dünyanın en değerli sütünün, balının, peynirinin sahibi Ardahanlı üretici yoksulluk zincirlerini kıramadı. Hak ettiği karşılığı alamıyor, sömürülüyor…

Ardahanlı üretici örgütsüz… Ardahan’daki dükkânların üçte biri yağ-peynir-bal satıyor; birileri buradan iyi para kazanıyor ama üretici hâlâ iki yakasını bir araya getiremiyor. Ardahan’a acil bir kooperatifleşme, öz denetimini yapan üretici birlikleri seferberliği gerekli…

Yeryüzünün başka bölgelerinde savaşlar hâlâ sürüyor. Emperyalizmin Orta Doğu petrol ve doğalgaz yolları üzerinde çıkardığı, insanların evlerini başlarına yıktığı kavgaya ne yazık ki bizi de karıştırmayı başardılar. Şu an yurdumuzda 5 Milyon’un üzerinde sığınmacı var.

Emperyalizmin, kâr ve para hırsından başka bir şeyi gözü görmeyen kapitalizmin yeryüzünden yok edildiği gün gerçek kurtuluş sağlanacak…

Her şeye karşın o büyük kahramanın parolasıyla koyalım noktayı: “Yurtta Barış! Dünyada Barış!”

Selam olsun üretenlerin ve sevenlerin egemen olacağı, gerçek kurtuluşun sağlanacağı dünyaya…

 

About Post Author

About Post Author