HAYATA VE DİLE TACİZ…

HAYATA VE DİLE TACİZ…

En olmadık yerde çalar telefonunuz… Banyoda, tuvalette, sıkışık bir trafikten kurtulmaya çalışırken, tam da bütün varlığınızla bir konuya yoğunlaşmış, bir problemi çözmeye uğraşırken…
“(………) adına ulaşım sağlıyorum!” Yılışık, her tarafından su sızan bir ses…
“Hay sana da, senin sağladığım ulaşıma da” diye ağız dolusu sövesi geliyor insanın. Sen ne hakla benim zamanıma ve hayatıma tacizde bulunuyorsun; sen bu dilimize tecavüz etme hakkını kimden aldın?
Kim söyledi sana benim su arıtma gerecine ihtiyacım olduğunu, nereden biliyorsun bankamdan hoşnut olmadığımı, kim demiş ki, ben internet sağlayıcımı değiştireceğim…
Hele bir de bir özel sağlık kuruluşundan “Check up!” hakkı kazanmıyor muyum (Yalan ha, abidik kubidik kucağa oturtmaya çalışıyorlar)…
“Ben genel cerrahım, gel de ben sana bir ‘check up’ yapayım,” diyesim geliyor…
Sonra bu nasıl dil… Senin hakkın var mı benim güzel Türkçemin içine etmeye…
“Ne demek ulaşım sağlıyorum?” Dilini eşek arısı soksun senin. “Arıyorum” desen olmaz mı?
Birisi bir yerden yumurtlamış, Amerikan İngilizcesine benzer iki fiilli bir cümle kurmuş; hepsi de mal bulmuş Mağribi gibi üstüne balıklama atlamış.
Bu kadar saygısızlığın, bu kadar özel hayata müdahalenin, bu kadar onursuzca birilerini aramanın gelişmiş bir ülkede yapılabilmiş olması mümkün değil.
Kişi haklarımıza saldırı bir yana, dilimize de resmen tecavüz ediyorlar…
Üretmenin değil tüketmenin, dürüstlüğün değil yalancılığın, düzenbazlığın para ettiği, yalnızca alıp satmanın, ticaretin, ikiyüzlülüğün, alavere dalaverenin baş tacı edilmiş olduğu bir toplumda yaşanabilir böyle bir kepazelik… Bir yere müşteri oluyorsunuz, zorunlu olarak telefonunuzu veriyorsunuz. Oradan servise çıkıyor adınız… Oradan taciz ve tecavüz zincirine sizi de katıyorlar.
Bu ülkeyi yönetenler dilimize sahip çıkmıyorlar çünkü… Bu ülkeyi yönetenler onurumuza sahip çıkmıyorlar, insanlığımıza sahip çıkmıyorlar… Kazan da nasıl kazanırsan kazan, yürüt de nasıl yürütürsen yürüt… Öyle kazanmışlar zaten öyle kalsın istiyorlar…
Yettiniz be yettiniz!
Kesinlikle ağızlarının payını vermeden kapatmıyorum telefonu; silin beni o listeden diye de bağırıyorum… O konuşanın, telefon edenin ne kabahati var, ekmek parası dememeli… İnsanlar biraz gayret etmeli, kitap okumalı, doğru yaşamak için çaba göstermeli…
Bizler, koyun sürüsü yerine koyulanlar, her yerde adı yalnızca “aptal müşteri” hanesinde yazılanlar, olup bitene karşı sesimizi çıkarmazsak, topluca bir davranış içinde bulunmayı başaramazsak onlar da hayatımıza ve dilimize taciz ve tecavüzde bulunmayı sürdüreceklerdir…
Birbirimizi kandırılacak müşteri, yolunacak kaz olarak görmeden, birbirimize sevgi duyarak, birbirimizin yaşamına saygı duyarak yaşamayı öğrenmenin bir tek yolu var; sessiz sürüler gibi olmamak…
Hayatımızı, dilimizi ve haklarımızı korumak birinci görevimiz olmalı…
Gününüz aydın olsun sevgili dostlar…

About Post Author

About Post Author