“İmece” Anadolu halklarının kadim dayanışma, paylaşma, hayatı birlikte kucaklayıp çoğaltma eyleminin adıdır. “İmece” üretmektir, “İmece” özgürlüktür…
“İmece”, Türkiye Cumhuriyeti tarihinde bir özgürleşme eylemi olarak yer alıp bütün dünyaya adeta bir daha gerçekleşmesi mümkün olmayan bir ütopya gibi armağan kalmış, UNESCO tarafından da dünyaya örnek gösterilmiş Köy Enstitüleri ruhunu ve felsefesini işaret eder. Orada Anadolu’nun kan toplumu gelenekli dayanışmacı, eşitlikçi ve üretken ruhu evrensel bilgi ve estetikle kucaklaşır… Âşık Veysel ile Mozart, Şeyh Bedreddin ile Spartaküs buluşur.
“Elimden gelse dünyanın bütün okullarına insanın insanı sömürmemesi adlı bir ders koyardım,” diyen büyük eğitim devrimcisi İsmail Hakkı Tonguç’un önderliğinde açılmış o okullarda okuyan ve yaşamı bir kaneviçe gibi işleyerek çoğaltan kavruk Anadolu çocukları 1960’lı yıllarda İmece adlı bir dergi çıkardılar…
O “İmece” emperyalist, 12 Mart ve 12 Eylül Amerikancı faşist darbelerince tırpanlanmıştı. Köy Enstitülü yoldaşların kurduğu Türkiye Öğretmenler Sendikası’nın, birkaç yıl içinde Türkiye kültür hayatını sarsan, diğer çalışan yığınlara da örnek olan davranışı yok edilmeye çalışılmış, bütün mal varlıklarına el konmuştu.
21. Yüzyıla girerken İzmir’de bir avuç çınar Köy Enstitülü öğretmen ve onların çocukları bir dernek kurdu. Adını Yeni Kuşak Köy Enstitülüler Derneği koydular. “Yeniden İmece” diye bir dergi çıkardılar. Yeni Kuşak Köy Enstitülüler Derneği Türkiye çapında 25 şubeye, yılda üç sayı çıkan Yeniden İmece Dergisi 66. sayıya ulaştı.
Bir Anadolu Rönesansı girişimi, dalından erken koparılmış kutsal bir meyve olan Köy Enstitüsü gerçeği bu dernekle, bu dergiyle kamuoyunda saygın bir yer edindi kendisine. Bu doğrultuda mücadele eden diğer örgütlere de saygımız var ama biliyoruz ki, son yıllarda yaşanan birçok gelişmenin, Köy Enstitüleri ile ilgili tartışmanın odağında bu dernek ve bu dergi var…
Yeni Kuşak Köy Enstitülüler Derneği ve Yeniden İmece Dergisi, emperyalizmin ve yerli ortağı din- millet satıcısı bezirgânların Türkiye’ye giydirmek istedikleri ortaçağ kafasına karşı yirmi yıldır eğitim ve kültür alanında başarıyla, özveriyle mücadele veriyor…
Hani bu sayfalarda sade buya tirit kimi yakınmalar görüyoruz “Ben umudumu kaybettim”, “Ben bu ülkeden ve halktan hiçbir şey beklemiyorum” diyen yakınmalar… Gerçekten de gidişten rahatsız mısınız? Gerçekten de çocuklarınızın ezberci eğitim çarklarında mankurtlaştırılmasına karşı mısınız? Gerçekten adalet, gerçekten liyakat mı istiyorsunuz? Çocuklarınızın bir ekmek kapısı bulmak için dişle tırnakla mücadele etmelerini, kendilerini özgür ve mutlu hissetmelerini mi yeğlersinizsiniz? Buyurun gelin saflarımıza, bir tutam tuz atın çorbaya, bir küçük mum alevi katın ışığa…
Kuşkusuz, Çağdaş Yaşamı Destekleme Derneği gibi birçok dernek, meslek odaları, sendikalar, siyasi partiler, Halkevleri ve daha birçok mücadeleci, iyilikçi, doğruluklu, güzelliklerin ardında olan örgüt var; onlara da gidebilirsiniz. Ama tek başınıza bir kenarda durup gökten zembille inecek bir kahraman ve gelecek günler beklemeyin lütfen… Mümkünü yok… Halk kıpırdamadan, bizler topluca davranmadan kahramanlar da çıkmaz…
Onlarca yıldır, okullarını başarıyla tamamlamış bir Köy Enstitülü çocuğu olarak kendimi bir mücadele, bir çoğalma çabasının içinde buldum… Bencil, şımarık, kibirli olmamaya çalıştım. Dernekler, siyasi, partiler, tabip odaları aynı zamanda yaşam alanlarım oldu… İşimi de hakkıyla yapmaya çalıştım; doğru bildiğimi söylemekten de hiç geri durmadım; hep bir kavganın içinde oldum. Yeri geldi kurşunlandım, taşlandım, açığa alındım, sürüldüm, uzman hekim olarak eşya taşırken başkalarından borç para almak zorunda kaldım. Bir tek gün yakınmadım, bir tek gün halkımdan şikâyetçi olmadım. Çünkü biliyordum ki, ben o halkın yanında olur, doğru bildiklerimi söylemekle kalmaz, yaparak da onların yanında kalırsam, onlar da beni yalnız bırakmayacaklar; bana omuz vereceklerdir. Hemen tüm yazdıklarımda da insanın o iyi damarını, o güzel tarafını tanımlamaya, tutunamayanlara bir kez daha omuz vermeye çalıştım…
Tam on üç yıl bunca işin arasında Yeni Kuşak Köy Enstitülüler Derneği Ankara Şube Başkanlığı yaptım. Benim başkan olduğum şubede hem Eğitim Sen, hem Eğitim İş, hem de Türk Eğitim Sen Sendikası üyesi öğretmenler yan yana dernek için çalıştı…
Yarın Yeni Kuşak Köy Enstitülüler Derneği Genel Merkez Genel Kurulu için İzmir’de olacağım. İzmir’deki üç şube (Bornova, Karşıyaka ve İzmir Merkez) dışında İstanbul’daki üç şubeden Samsun’a, Beşikdüzü’ne, Düziçi’ne kadar şubelerden delegeler olarak bir araya geleceğiz…
Yeni dönemde İmece için neler yapabileceklerimizi konuşacağız.
Haydi İmeceye! Dergimize abone olun, şubelerde çalışmalara katılın, İzmir’de genel kurulumuzu izleyip mandolin topluluğumuzu dinleyin, çayımızı için…
HAYDİ İMECEYE!

