SORUMLULARLA SORUNLULAR ARASINDA…

Bu covit günleri hem hayatımızı alt üst etti, kara bulutlar indirdi üstümüze, hem içinde yaşadığımız doğayı ve toplumu yeniden gözden geçirmemize, düşünce ufkumuzu genişletmemize ilişkin yeni olanaklar sundu…

 

Çevremizdeki insanlara, hatta tüm dünya politikalarına, ekonomik sistemine yaşamı tehdit eden bu salgının yelpazesinden bakarken iki farklı insanı kaba çizgilerle birbirinden kolayca ayırabiliyoruz artık.

Bir yanda sorumlular, bir yanda sorunlular…

Sorumlular, yalnızca kendi yaşamlarını değil, başkalarının geleceğini de düşünerek bilimsel gereklilikleri, salgına karşı alınması gereken önlemleri yerine getiriyorlar, bunları yönetiyorlar, gereğinde büyük özveriler içinde yaşıyorlar. Sağlık personelinin ilgili bölümlerdeki sorumluları aylarca çoluğundan çocuğundan ayrı kalıyor, hastalık ve ölüm riski altında çevrelerine yaşam vermeye çalışıyor.

Onların dışındaki tüm sorumlu insanlar da üzerine düşeni yerine getirmeye çaba gösteriyor, maskesini, sosyal mesafesini, temizlik önlemlerini ihmal etmiyor. Her şeye karşın sorunlu kesimin vurdumduymazlığıyla, bananeciliğiyle, çıkarcı bencilliğiyle hastalık gerileyeceğine yayılıyor, günahsız insanları, sorumluları da kapsayan bir saçılma gösteriyor, önüne geleni karanlık uçurumlara doğru çekiyor.

Bu sorunlular ne yazık ki toplumun her kesiminde fütursuzca at oynatıyor. En yetkili yerlerden verilen işaretlerle, politik yanı ağır basan gösterilerde binlerce, on binlerce, yüz binlerce sorunlu bir araya geliyor… Bu sorunluların bir kısmı tehlikenin farkında olanlar… Bilerek oynuyorlar bu oyunu; iktidarlarını sürdürebilmek için tehlikenin pek farkında olamayan sorunlu kitleleri kolayca kullanıyorlar…

Bu ayrımda, geleceğin iyi, doğru, sağlıklı ve güzel temeller üzerinde inşası da kaçınılmazca sorumluların omuzlarına binmektedir. Başkaca çıkış noktası yoktur. Sorunluların en alt katlardan başlayarak sorumla tarafa kazanılması, etkin ve yetkin durumdaki sorunluların toplumsal yapıdaki erklerine son verilebilmesi tek kurtuluş yoludur. Sorumlular gereğinde gecelerini gündüzlerine katarak sorunluları içinde bulundukları tehlike ve yanlışlar açısından uyarmak, doğru olanı kendi örnek yaşamlarıyla göstermek zorundadırlar.

Sorumluların bu görevden, bu sorumluluktan kaçma hakkı yoktur. 19. Yüzyıl başında 3 milyon nüfuslu, coğrafya ve ekonomi koşulları son derece kötü olan “Bataklıklar Ülkesi” Finlandiya’nın dünyanın en rahat yaşanılan, en çok özenilen ülkesi durumuna gelmesinde büyük katkıları olan bilim ve halk insanı Snellman’ın söylediklerine bir göz atmakta yarar var.

Snellman, halkın cahilliğinden, şaşkınlığından, aptallığından yakınanlara, onlara doğru yolu gösteremediğiniz için sizler kabahatlisiniz diye çıkışır. “Ülke halkının büyük kısmının cahil ve kaba olmasına sabretmek ayıptır. Bu kendi kendine eğitim almış, kendi kendine kültür güneşiyle aydınlanmış olan herkesin suçudur. (…) Halkın büyük, asıl kitlesinin eğitilmemesi devlet ayıbıdır; Kendi kendini soymak, yıkmak ve bozmak demektir.” (Beyaz Zambaklar Ülkesi, s 132)

Kendimizi sorumlu tarafta gibi görürken de yanılmış olabiliriz. Sorumluluk, yalnızca kendimizi ve çevremizdeki bir avuç insanı düşünmek olarak anlaşılmamalıdır. Snellman’ın hedefinde çoluk çocuğunun geleceği için “kâr”dan başka bir şey düşünmeyen, çocuklarını iyi bir yerlere yerleştirmekten öte bir saplantısı olmayanlar da vardır. Tolstoy’dan yaptığı bir alıntıyla onlara seslenir. “’Hayattaki ağır yersizliğin başlıca sebeplerinden birisi de herkesin hayatta iyi yer edinmek istemesi ama kimsenin hayatı yerleştirmek istememesidir. Herkes hayattan almak ister ama kimse ona bir şey vermeyi düşünmez. Hayata egoistler olarak, yağmacılar, sömürgeciler, asalaklar olarak girerler. Bu asalakta görürler hayatın anlamını.’ (…) Çocuklar ve gençlik egoist olarak yetişir, bir tek kendilerini severler; bu insanlar yoksul ve zayıf ruhludur. Tembeldir. Haz düşkünüdür. Açgözlüdür. Şımartılmıştır.” (Beyaz Zambaklar Ülkesi s 93)

Sorumluluk hiç kolay bir sanat ve zanaat değildir. Yine de insanlık onların güzel erdemlerinin, yüce gönüllülüklerinin üzerinde yükseliyor, gelecek güzel günler onlardan görev bekliyor.

Gününüz apaydın olsun, yalnız salgına karşı değil, bütün sorunluluklara karşı da göğsünü siper eden güzel insanlar; sevgili sorumlular…

 

 

About Post Author

About Post Author