Dr. Alper Akçam
İki gün sokağa çıkmak yasak edildi diye açlıktan ölmezsiniz; marketleri, fırınları yağmalamayın…
Yapmayın beyler… Böyle bir salgın ortamında, sağlık ve beslenme gereksinimini için ulaşımın kamu tarafından karşılanacağı açıklanmadan yapılmış bu duyurunun yanlışlığına, sokaklara, meydanlara saldırarak, sosyal mesafeleri ortadan kaldırarak, birbirinizi iteleyip kakalayarak, yumruklaşarak katılmayın, yangına körükle koşmayın; yaşamınızı tehlikeye sokmayın…
Yapmayın beyler, gerçekten öyle olsa bile “İstanbul’da Yoğun Bakım Yatağı Kalmadı,” diye haber yapmayın, manşet atmayın, can derdindeki, çoluk çocuk kaygısındaki insanların direncini kırmayın, moral bozmayın, bunu bir gazetecilik ve habercilik hüneri saymayın…
Yapmayın beyler, ölümcül salgına karşı kendi canlarını tehlikeye atmış sağlıkçılar için hâlâ devam eden ve cehalete hep ödün vermiş belli politik bakış açılarının körüklediği şiddete karşı, yoğun bakımdaki Covid 19 hastalarına ziyaret izni verilmedi diye doktor yumruklayan, hemşire döven magandaları durduracak “Sağlıkta Şiddet” yasa tasarısı muhalefet tarafından verildi diye gündemden kaldırmayın, her fırsatta siyasal rant peşinde koşmayın…
Yapmayın beyler, daha şimdiden yüzlercesi hasta olmuş, birçok fedakâr çalışanı canını kaybetmiş sağlıkçılar üzerinden hava atmayın, koruyucu hekimlik ve 1. Basamak Sağlık Hizmeti yerine ABD ve Batılı kapitalist ülkelerde olduğu gibi özel sigortacılığı ve sağlıkta ticareti savunuyor olmanıza karşın, tıbbiyenin ve Cumhuriyet’in halkçı ve toplumcu geleneğiyle davranan sağlık çalışanlarının başarısını kendi marifetinizmiş gibi göstererek caka satmayın…
Yapmayın beyler; iyi niyetle, fedakârca çalışan, görevini içtenlikle yapan, işine insan duygusunu da katan herkese, makamına ve siyasal tarafına bakmadan destek olun, hiçbir yararı olmayacak kimi eleştirilerle onları yıpratmayı görev saymayın…
Yapmayın beyler; halkına yurttaşına yardım etmek isteyen, daha onlarca gün öncesinden “sahra hastaneleri” öneren yerel yöneticilere sizden değil diye takoz koymayın, dağıttıkları ekmeklere dahi karşı çıkmayın, yirmi beş yıldır fakir fukaranın karnını doyuran aşevlerinin parasına el koymayın, onları kamu hizmetinin dışında tutmaya çalışmayın, halkı zor durumda bırakmayın…
Yapmayın beyler, tüyü bitmedik yetim hakkıyla toplanmış devlet kasasından satın alınmış koruyucu malzemeyi halka dağıtırken kendi özel malınızı verirmiş gibi üstüne adını koymayın, yapılan her işi siyasi bir kazanca dönüştürme yolunu tutmayın…
Yapmayın beyler, bu size bir ders olsun; halkın ekmek kapısı fabrikaları, dağları, yaylaları, ormanları emperyalist maden şirketlerine, petrol tâcirlerine satmayın, doğayı yağmalattırmayın, otlakları yapılaşmaya açmayın, tarımı ve hayvancılığı yetim evlat gibi bırakmayın, insanları bu can pazarında işsiz, ekmeksiz, güvencesiz, çaresiz koymayın…
Yapmayın beyler… Büyük şehirlerde nefes alacak küçük bir aralık bile bırakmadan sokakları binalarla doldurmayın, salgın günlerinde bile yalnızca müteahhitler nasıl para kazanacak diye yollar aramayın, insanları dip dibe, burun buruna, trafik keşmekeşi, beton boğuntusu içinde yaşamak zorunda bırakmayın…
Yapmayın beyler, elimizin altından kayıp giden bu hayatı çıkar ve iktidar için, kimi önyargılarla bölüp parçalamayın, elinizi ve gönlünüzü ötekine doğru kardeşçe açın, yalansız ve yalın davranın, paylaşmanın, dayanışmanın, zor günde omuz omuza vermenin o büyük hazzını yaşayın…
Yapmayın beyler, şu herkese aynı güzellikle, aynı eşitlikle doğan güneşi gülümseyerek, insan olmanın onuruyla karşılayın…
Yapmayın beyler…

