HEM AĞLADI HEM AĞLATTI

HEM AĞLADI HEM AĞLATTI

Prof. Dr. Cevdet Bozkuş

 ‘’Allah hiçbir babaya, anneye böyle bir evlat işkencesi yaşatmasın. Ben bu delikanlıdan bu devlet adına, millet adına ve Türk yargısı adına özür diliyorum.’’ dedi İmamoğlu hem ağladı ve hem de herkesi ağlattı.

Evet bu İBB soruşturma sürecini tarih yazacak.

Neler yaşandı neler.

Şafak operasyonları, günlerce gözaltılar, sıraya dizilerek emniyet den çıkarılışlar, arkasında fire vermeden herkesin tutuklandığı ve aylarca hatta yıl süren iddianamelerin hazırlanması, açılan davalar ve duruşmalarda yaşananları tarih yazacaktır.

Evet yargıya güven % 20lerin altına düşmüş.  Başardınız ve yargıyı bu hale getirdiniz. Millet adına karar veren yargı birileri adına karar vermeye başladı. Elbet de tarih bunları yazacak.

Gizli tanık ve itirafçıların iftiraları dışında hala somut bir delil ve kanıt kimse görmedi.  Hatta gizli tanıkların tel tel dökülmeye başladığı dava sürecek ama davadan hiçbir şey çıkmayacağını herkes görmeye başladı. Ama olan aylardır hatta yılı geçen o tutuklu suçsuz günahsız insanlara olacak. Bunu ne vicdan ne de ahlak kabul eder. 

İşte o davanın 07.05.2026 günkü 34. duruşmasında İmamoğlu hem ağladı hem ağlattı. Duyguların zirve yaptığı bir andı. Fatih Keleş’in 28 yaşındaki bir genç mühendis oğlu Mustafa Keleş davada sanık olarak savunmasını yaptı. Arkasından İmamoğlu söz aldı ve kendisi ile ilgili bir soru sormak istediğini ifade etti. Çok duygulanmıştı.

  • Mikrofonu eline aldı yutkundu, su içti
  • Sonra göz yaşlarını silmeye başladı
  • Salonda onun ağladığı için konuşmaya başlayamadığını gören herkes ağlamaya başladı.

Evet yiğitlerde ağlar. Tertemiz bir yürekleri vardır. Uğradığı haksızlığa dostlarını  ve onların çocuklarını da dahil etmeleri onu hem rahatsız etmiş hem de  son derece duygulandırıştı.  Mustafa Keleş bunlardan biriydi.

 İmamoğlu şunları söyledi ‘’ Muhtemelen bu olaylar yaşanmasaydı karşılaşsaydık bir bayramda ne yaptığını bilmeyerek okulun nasıl gidiyordu sorabilirdim sana. Bunun şunun için sordum benim adıma bir örgüt lideri olarak bir firmayı denetlediğini yazmış bu lanet iddianame. Seninle hayatımızda çocukluğundan beri bayramdan bayrama karşılaşıp sarılmanın dışında bir sohbetimiz oldu mu diye sordu. Mustafa Keleş de olmadı dedi. Sayın Başkan Allah hiçbir babaya, anneye böyle bir evlat işkencesi yaşatmasın. Ben bu delikanlıdan bu devlet adına, millet adına ve Türk yargısı adına özür diliyorum.

Evet bende ağladım. Ülkem vicdanın, insafın, ahlakın kalmadığı bir süreci  yaşıyor. Bu  manzaraya ben ağladım. Gerçekten yürekler sızladı. Bu haksızlığa ve hukuksuzluğa ağlamayanın vicdanı yoktur.

Evet İmamoğlu Davası. Suç örgütü davası diyorlar ben diyemiyorum. Çünkü bu bir iftira davası olduğu bir siyasi dava olduğunu artık herkes biliyor.

İddianameyi hazırlayan Başsavcı

  • Anaysa Mahkemesi kararlarına uymamış
  • Çok yüksek bir mal varlığı var nerden kazandığını açıklayamıyor
  • Ardından Adalet Bakanı oluyor.
  • Şimdi bu dava hukuki olabilir mi. Bal gibi siyasi bir dava.

Geleceğin muhtemel Cumhurbaşkanına tutuklandı ve şimdi yargılanıyor. Örgü lideri dediler. Çünkü;

  • Dört seçimde sizi yenmiş ve İBB Başkanı olmuş
  • Başarılı çalışmaları ile vatandaşın gönlüne girmiş
  • Artık Türkiye’yi yönetecek konuma gelmiş. Yolsuzluk yapacak ve kendini bitirecek hadi be  buna ne akıl inanır ne de mantık.

Bu dava il yargıyı bitirdiniz. Be demiyorum bir çok hukukçu diyor, İşte onlardan biri, Prof. Dr. İzzet Özgenç, Cumhurbaşkanının eski hukuk danışmanı. Hukuk alanında atılan adımların yanlış olduğunu belirterek, “Yanlışların yanlışla telafi imkanı bulunmamaktadır. Hukuka geri dönülmesi kaçınılmazdır” diyor. Ayrıca İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu’yla ilgili süreci baştan sona eleştirdi. Erdoğan’a gönderdiği mektubu paylaşan Özgenç, diploma kararının iptali ve gözaltı işlemlerinde hukuki bir zemin bulunmadığına işaret etti.

Bu resme herkes bir baksın. Gözaltına alınan ilçe belediye başkanlarına, belediye müdürlerine ve eski vekile bu reva görüldü. Bu resim de yargının ne kadar taraflı olduğunu gösteriyor. Davadaki itirafçılar tel tel döküldüğü görülüyor

İşte davanın gerçek yüzü. İşte yargımızın hali. Türkiye 2025 yılında hukuk üstünlüğü endeksinde 143 ülke arasında 118. sırada yer almıştır.

Adam milat önce ‘’Adalet olmayınca devlet büyük bir çeteden başka nedir ki?’’(Aurellus Augustinius) diyor.

Bir vatandaş olarak haksız ve hukuksuz kararlar veren yargı elemanlarına diyorum ki bir zamanlar bu ülkede bir fetö yargısı ve onun savcısı Öz vardı. O da aynı yolda yürüyordu Ama sonra bu ülkeden bir sıçan kaçtı.

İşte bu yargı ile yargılanan İmamoğlu yargının bu hale gelmesine, kendisini ve yakın çevresini haksız ve hukuksuz bir şekilde yargılanmasına içerlemişti. Onun için çok duygulanmıştı. Hem ağladı hem de salondaki dostlarını da ağlattı.  Ama bu haksızlığı yapan herkes şunu çok iyi bilsin ki;

Zulümle abad olanın sonu berbad olur.

 

About Post Author

About Post Author