Şeytan Kalesi bekçisinin yazdıkları

Şeytan Kalesi bekçisinin yazdıkları

Bekçinin not defteri… 

Uzun yıllar sonra o kalede yapılan bir kazıda mahzenin duvarında bulundu.

Gece nöbetlerinin birinde bu notları kayda geçirdiğini söylüyor Bekçi.

Önce özel yaşamından bilgiler veriyor, kaçırdığı fırsatları, yaptığı yanlışları ve pişmanlıkları anlatıyor.

Kaleyi beklemenin onda nasıl duygular, korkular uyandırdığını da anlatıyor açıkça, edebîce: “Beklemek… Kendini dinleyerek, çevreyi kollayarak, korkuyla, sıkıntıyla, suskuyla beklemek… Kendisini nelerin beklediğini bilmeden beklemek… Taşları beklemek, duvarları, burçları, mahzenleri, tarihi beklemek ya da beklediğini sanmak…

Bu bekleyişim tükenişe döner kaygısı ile sarılıyım.”

Ve sonra kaledeki gizemli olaylara değiniyor Bekçi.

İşte o gizemler:

Kale içindeki bazı geçitler var ve bunlar yalnızca belirli günlerde ay ışığında ortaya çıkıyor.

Bir gece bir gölge Bekçi’yi izlemeye başlar, gölgenin ayak seslerini duyar, korkuyla bir yere sığınmaya çalışır, gelgelelim, ayak sesleri birden durur, döner bakar gölge ardındadır yine, derken gölge de yiter birden.

Notların son satırlarında Bekçi, yeni gizemler keşfettiğini yazar.

Neler onlar? Onlar yok, Bekçi’nin sonu da belli değil. Ölmüş mü, kayıp mı olmuş birden, onu da bilen yok, kayıt yok, belge yok, söylence ve kestirim var yalnızca.

Şeytan Kalesi Artvin’in Ardanuç İlçesi sınırları içinde bir kale. Bir Şeytan Kalesi de Ardahan Çıldır’da var. Her ikisi de sarp kayalıklar üzerine inşa edilmiş, son derece korunaklı, askersel açıdan stratejik konumda yapılar. Her iki kale de ipek yolu üzerinde ve doğal güzelliklerin tam ortasındalar.

Peki şeytan mı yaptırmış bu kaleleri, neden bu ad verilmiş. “Buralar şeytanın bile aklına gelmez” sözü, bu adın nedeni belli ki. Yoksa Ardanuç Şeytan Kalesi için halkın uydurduğu “Kalenin altından şeytanın tahtına uzanan bir geçit olduğu” savını ciddiye almak elbette doğru değildir. Buna ancak gülünür.

Bekçiye dönelim. Şeytanın aklına gelmeyen yerde, bir başına ıssız ve sessiz bir kalede bekçilik. Gece olunca neler gelir insana neler, neler görünür gözüne neler?

Derken, oturur yazar bunları…Neden yazar? Olur ki günün birinde okuyanlar olur, onlar da bunu yazarak başkalarına da duyururlar. Hatta belki bir yazarın bilgisi olur da öykü olarak bile kaleme alabilir bunları.

 

 

About Post Author

About Post Author