Gülmemmmed’in ifadesi ve dört arvadı

Kars’tır burası. Kars’tır da bugünkü Kars değil, elli yıl öncesi. Kars adliyesinde bildik bir mahkeme salonu. Hâkim giyinmiş cüppesini, tam karşıda o yüksek yerde bankonun arkasına oturmuş. Heybetli görünüyor. Arkada “Adalet Mülkün Temelidir” Yazılı. Bankonun önündeki masada bir zabıt kâtibi oturmakta elbette, önünde de bir daktilo. Tanıklığa çağrılı Gülmemmed, tam karşılarında ayakta. Ayakta iki kişi daha var, onlar da kavgalı taraflar. Ve sorgu başlıyor:

-Gülmehmet Aypara sen misin?

-Beli… Menem…

-Baba adın?

-Abbas Gulu

-Ana Adın?

-Besti

-Kaç Yaşındasın?

-Seksen iki

-Ne iş yaparsın?

-Ekinçi, biçinçi…

-Çiftçi yani öyle mi?

-Beli efendim, eledi…

-Medeni halin?

-…….?

Zabıt katibine döner Hâkim:

-Tercüme et şuna!

-Ay Gülmemmed Emi, Hâkim Bey, arvadı var mı deyir…

-Vardı ya!.. Arvatsız kişi olar mı?… Menim dört denedi…

Hakim’in sert yüzü yumuşar birden, gülümser, şaka tonunda sorar:

-Yok yahu! Yahu bu yaşta ne yapıyorsun dört hanımı?

-Gocalıhtı Hâkim Bey, özümü çoh yormuram… Sıraya goymuşam, her gece biriynen yatıram…

-Sırayla öyle mi? Sana helal olsun… Yat bakalım… Neyse… Doğru söyleyeceğine namusun, şerefin üzerine yemin eder misin?

-Anam arvadım olsun ki ederem…

-Şuraya bak! Adamın aklı fikri arvatta… Yahu ederim de, ya da etmem…

-Hâkim Bey, bundan daha yeke yemin olar mı?

Zabıt kâtibi yine girer araya:

-Emi! Ederem de, besti…

-Ederem.

-Tamam peki. Bu kişileri tanıyor musun, olay anında sen de orada mıydın?

-Beli, tanıyıram Hâkim Bey, görmüşem…

-İyi… Anlat bakalım nasıl oldu olay.

-İndi Hâkim Bey, Bu Messebi Geniş Rıza Kişi’nin iti, bele senin kimin garşıda heybetli durur.

-Benim gibi öyle mi, hem de heybetli? Ağzından çıkanı kulağın duysun efendi! Hâkime ve mahkemeye hakaretten atarım seni içeri haa!..

-Yoh hâşâ Hâkim Bey, yani söz temsili… Temsilde heta olabilmez… Bağışla…

-Neyse, hadi cahilliğine verdik, ama dikkatli konuş… Devam et bakalım!

-Bu Mal Beşir’in iti de menim kimin lap burda. Seninki boğar, menimki boğar dedi, bunlar gıjgırttılar itleri. Bir tırtoy goptu Hakim Bey. İtler boğuşur, bunlar eşge gelip bunlar da boğuşurlar. Haray ettim Hâkim Bey. Bağırtıma, kend’in hamısı tökülüp geldi. İtlere yazığımız geldi, daş attıh ayırdıh. Lakin bu iki ayahlı itlere keçmedi sözümüz. Ayrılmırdılar, demeli, yaman gızışmışdılar. Mıhtar su tökün gafalarından dedi, töktük, elece ayrıldılar yer be yer. Birini o terefe, birini bu terefe çekip götürdük. İşte hal veziyet beledi Hâkim Bey…

-Ben de sizin dilinizden konuşayım… Öğrendik nasılsa. Ay Zabit kâtibi, nece anladınsa bu Gülmemmed’i, tercüme eyleyip ele de yazasan kâğıza.

About Post Author

About Post Author