MUSTAFA KEMAL’İN ERZURUM’DAKİ HIZIR’I HATUNOĞLU SÜLEYMAN BEY

MUSTAFA KEMAL’İN ERZURUM’DAKİ HIZIR’I HATUNOĞLU SÜLEYMAN BEY

O ki Erzurum Kongresi’nin yıldönümüdür bugün, biz de Dillere Destanlar adlı kitabımızdan o günlerin bir önemli simasını anlatan bir destanımızı, bir övüncümüzü size sunalım:

 

Karslı Hatunoğullarından emekli Binbaşı Haydar Bey’in

İttihatçılardan ağzı fena yanmıştır

Kim onların karşısındaysa o onların yanında olacaktır

Hürriyet ve İtilaf Partisi’nin Erzurum Şubesi’ni açması

Açıp da başına geçmesi

Ermeni komitacılarının canına okuyan Ebülhindili Cafer Bey’i

Tehciri katliama dönüştürendir diye

Valiye şikâyeti etmesi de

Salt bu nedenledir.

Haydar Bey’in yoğun ikna çalışmaları ve akrabalığın o güzel hatırına

Bir başka emekli Binbaşı Hatunoğlu Süleyman Bey de

Bu işin içine girivermişti.

Hem de ne girmek

Hürriyet ve İtilaf Erzurum Şube binasının

Kirasını ödedikten başka

Mobilyasını da o satın almıştı.

Kuvay-ı Milliyeciler oturmuşlar Albayrak Gazetesi’nde

Bu durumu tartışıyorlar

Bu Süleyman Bey’le görüşmek gerek

Albayrak’ın sahibi ve başyazarı Süleyman Necati Bey’le eskiden tanışırlar

Sever ve sayarlar birbirlerini.

Küçük Kâzım Bey’le Süleyman Necati Bey

Bu gece konuk olacaklar Süleyman Bey’e

Eski bir komitacı olan bu pir-i muhterem

Soba ve semaveri yakmış

Karşılıyor konuklarını hürmet ve muhabbetle.

Hoşbeşten sonra sadede geliniyor.

Kazanasmazzade Küçük Kâzım Bey açıyor sözü:

-Vatanın vaziyetini biliyorsunuz…

-Her ağızdan bir ses geliyor, şaşırmış bir haldeyim

-Necati Bey, siyasi vaziyeti, size arz edecek

Süleyman Necati der ki kısaca

Ülke işgal ve pay edilirken

Bir Milli Mücadele’ye atılmak yerine

İttihatçılık-İtilafçılık davası gütmek büyük aymazlık

Kuvay-ı Milliye’ye destek verip

Müdafaa-i Hukuk’ta birleşmek gerek

Duygulanır gözleri yaşarır Süleyman Bey’in

Maddi yardım isteniyorsa hazır

Kesesi elverdiğince

-Hayır biz para istemeyiz

Sizden bir hizmet rica etmeye geldik

Memlekete ikilik sokan

Hürriyet ve İtilaf Partisi’nin şubesini kapatmalısınız

Bir yerde bir amaçla yekvücut olmalıyız.

Süleyman Bey doksan üç savaşını gören nesilden

Ailesi o zaman muhacir oldu Kars’tan

Edirne’de doğdu memleket öksüzü

Analı babalı yetim

Oralarda okudu askeri okulları

Dömeke’de Yunanlılarla çarpıştı 1897’de

Sonra Balkan

Sonra Harb-i Umumi

Doğu Cephesinde Ruslarla muharebe…

Şimdi de bu gaile.

Eski komitacılık da var…

Hemen kavrıyor işi

-Baş üstüne, hemen yarın… Göreceksiniz…

Gördüler ertesi gün Tebrizkapı’da Süleyman Bey’i

Hürriyet ve İtilaf Şubesi kapatılmıştır

Eşyaları satılmıştır

Parti mühürleri İstanbul’a postalanmıştır.

Süleyman Bey o günden sonra

Milli Mücadele fikrinin sadık bir bağlısı oldu.

1 Mart 1919’du günlerden

Vilayat-ı Şarkiye Müdafaa-i Hukuku Milliye Cemiyeti’nin

Kuruluş dilekçesi verilmekteydi Erzurum Valiliğine.

Kurucular arasında iki de Hatunoğlu

Biri Süleyman Bey’dir doğal olarak

Öbürü de Haydar Bey.

Dünün Hürriyet ve İtilafçısı

Süleyman Bey’in ısrar, telkin ve akrabalık hatırına

Kurucular arasına girivermişti.

11 Mart 1919’da Kazanasmazzade Küçük Kâzım Bey ve arkadaşları

O’nun evinde toplandılar gecenin bir yarısında

El bastılar Kur’an-ı Kerim’e

“Her türlü hizip ve irtica zihniyetinden uzak kalacağıma

Milli Birliği vücuda getirmek

Yurdun afakını saran bu tehlikeyi

El birliği ile gidermek uğruna

Üzerime ne düşüyorsa tereddütsüz yapacağıma…”

Diyerek ant içtiler.

İçtiler ve tuttular bu andı

23 Temmuz 1919 tarihinde Erzurum Kongresi yapılabilmişse

Vilayat-ı Şarkiye Müdafaa-i Hukuku Milliye Cemiyeti’nin sayesindedir.

O kongrede Süleyman Bey de Bitlis delegesi olarak seçildi

10 yıl askerlik şube reisliği yapmıştı çünkü orada

12 Şubat 1918’de Bitlis kurtarılırken de büyük yararlıkları görülmüştü

Tanınır sevilirdi.

Kongre çalışmaları bitmiştir Erzurum’da

Mustafa Kemal ve erkânı Sivas’a gitmelidir.

Mazhar Müfit Bey yol giderlerini hatırlatıyor

“Ha sahi bir de para meselesi vardı öyle değil mi?”

Yanıtı geliyor Mustafa Kemal’den.

Para bir yerlerden bulunmalı

Vilayat-ı Şarkiye Müdafaa-i Hukuku Milliye Cemiyeti’ne başvuruluyor

Olsa… Kurban olsun… Yok ne yazık ki… Onlarda da yok…

Erzurum deyimiyle onlar da yongayla kaşınmaktalar.

Cevat Dursunoğlu anlatırken o günleri der ki:

“Paşa’ya hiç olmazsa bin lira kadar bir para vermeliydik

Ama nereden?

Çoluk çocuğun ziynet eşyalarına el atılır böylesi durumlarda

Fakat onların boynunda, kolunda ne varsa hepsi muhacirlikte

Ekmek ve geçim parası olarak sarf olunmuştu.

Hepimizi bir düşüncedir aldı”

Kul sıkışmazsa Hızır yetişmez derler

Tarih gözüne kestirmiştir

Coğrafyadan okunur falları

Tanrı özel görevle yollar kimi kulları

Hızır o gün Süleyman Bey olarak geldi

Cevat Dursunoğlu “Milli Mücadelede Erzurum” adlı eserinde

Yaşadığı o büyük olayı ne güzel anlatmakta:

“Her anlamıyla kâmil bir insan olarak tanıdığımız

Emekli Binbaşı Süleyman Bey

Nasıl bir çıkmazda olduğumuzu görerek

‘Çocuklar ben buldum çaresini’ dedi ve ekledi:

‘Altmış yaşını devirmiş bir adamım

Hiç evlenmediğim

Çoluk çocuğumun olmadığı da malumlarınız.

Yaşama sebebim tektir: Yurdumun kurtuluşu.

Puslu ve pusulu ilişkilerim olmadı, olmayacak,

Hicran, sevinç, ne verdiyse Tanrı ve talih

Alıp kabul etmiş ona göre davranmışımdır.

Sevdalarım başımdan büyük olsun istemişimdir.

Ülküleri doruklarda Tanrısal bilmişimdir.

Birikmiş param var dokuz yüz lira.

Vereyim görülsün işiniz.

Esirgediğim bağışladığım

Söz anlatamadığım

Nazlı mı nazlı gönlümü vermişim

Para-pul ne ki?

Fakat bunu verdiğimi ne Paşa bilecek

Ne de hiç kimse.

İleride Müdafaa-i Hukuk’un parası olursa ödersiniz

Olmazsa helal olsun

Emekli aylığımla geçinir giderim ben

Vatanın milletin kaygısındayız

Bencillik, benlik yok olsun gardaş.

Gönülden çok koparır milli davalar

Yeter ki gözümüz tok olsun gardaş’

Hepimizin gözleri yaşarmıştı

Özveri timsali bu büyük adam

Ergenekon’dan çıkarır gibi

Çıkarmıştı bizi

Kahreden bu çıkmazımızdan.”

Ve dahası…

Erzurum’un Fahri hemşehrilik unvanı verildi Mustafa Kemal Paşa’ya

İstanbul’daki ırzı kırıklara ve saraya inat

Erzurum Milletvekili adayı olarak gösterildi Osmanlı Mebusan Meclisine.

Gösteren: Müdafaa-i Hukuku Milliye Cemiyeti

Kararların altında

Cemiyet Başkanı olarak onun imzası…

Kazanasmazzade Küçük Kâzım Bey (Yurdalan)

Bulup buluşturup yüz lira daha

Bin sevinçle çıktı Paşa’nın huzuruna

Parayı da verdi

Paranın sırrını da

Mustafa Kemal Paşa bu güzel sırrı

Kimseyle paylaşmadı.

-Mazhar Müfit, tamam yol paramız var…

-Paşam nasıl oldu bu?

-Şişşt… Üzümünü ye de bağını sorma!

Sivas’ta yine sordu

Yanıtı yine bir muammadır:

-O bağın bir güzel bağlısı var, onu bil yeter…

Özlemleriyle kaldı Süleyman Bey Erzurum’da

Özlemelerim

Yol çeken gözlerimde özlemelerim

Kavuşmalar kurarım düşlerimde

Yazgı eleğinde özlem elerim

Öz eline

Özüm verdim öz eline

Özelliğin özümsedim

Özlemim özeline

Dedi durdu yakarı niyetine…

Ve gün oldu…Kavuştu… Gördü… Bitti özlemi…

Kars 30 Ekim1920’de yeniden Türk’ün olunca

Ona da haber geldi

Ermeniler boşaltıp kaçmışlardır

Kaleiçi Mahallesi’nde

Çocukluk günlerinin geçtiği evi.

1921 yılının ilkbaharında

Göç etti Süleyman Bey ata topraklarına

Kars uyu

Sarın kar’a Kars uyu

İlkyazda ilan-ı aşk

Coşup gelen kar suyu

Kar solunca

Cemreyle kar solunca

Kardelen aşka gelir

Toprağı Kars olunca

Kahramanlar anlarlar kalelerin dilini

Kaleler de kahramanca bilirler

Kars Kalesi bildi Süleyman Bey’i

Mutlandı bu görkemli su kavuşumundan.

On sekiz Paşa çıkarmış bir büyük sülaledendir Süleyman Bey

(Aslında on dokuz, bir de ana paşa, üniformasız paşa, Deli Saltanat Paşa)

Kavuştu ya ata yurduna, dünya gözüyle

Özlem gidermesi gerek soyunun anılarıyla

Vardı Hatunoğullarının Mağazberd Kalesi’ne

Orada Süslü Hatun Kümbetinde yatmaktadır Ulu Hatun Nenesi

Ona fatiha dua

Ona tekmil

Ona hesap

Oradan Şöregel’e

Akraba pek çok

Anılar yığın yığın

Allah’tan ne istesin daha

Gözleri açık gitmeyecek

1925 yılı yazıydı

69 yaşında Süleyman Bey Hakk’a yürüdü

Kars toprağı ilk kez öyle güzel bir ölü gördü.

(İliştiri: Hatunoğlu Süleyman Bey, yazarın ana tarafından akrabasıdır)

 

About Post Author

About Post Author