10 EKİM ANKARA GAR KATLİAMI UNUTULMAZ, UNUTTURALAMAZ

10 EKİM ANKARA GAR KATLİAMI UNUTULMAZ, UNUTTURALAMAZ

Yedi yıl önce yaşandı “10 Ekim Gar Katliamı”…

“10 Ekim Gar Katliamı”nda, aralarında, TTB (Türk Tabipleri Birliği), TMMOB (Türk Mühendis Mimar Odaları Birliği) gibi birçok demokratik kitle örgütünün, siyasi partilerin, “Barış ve Demokrasi” için bir araya geldikleri toplantıya iki canlı bomba tarafından yapılan saldırı ile 103 kişi yaşamdan koptu…

“10 Ekim Gar Katliamı”nın arkasında emperyalizmin ve yerli ortaklarının kirli yüzü vardır…

“10 Ekim Gar Katliamı”nın “epistemolojik temeli”nde emperyalizmin İslam üzerinden örgütleyip patlattığı Şarkiyatçı politikaların ve bu politikalara avadanlık yapan yerli çıkar ortaklarının sinsi yüzü aydınlanmaktadır. Birilerinin halkı bunaltan hayat pahalılığının üstünü örtmek için halk için karmaşık görünen bilgi dilini kendine aracı yaptığı, böylece göz göre göre halkla dalga geçtiği “epistemoloji” (bilginin düşünsel kaynağı) kavramının en çok iş göreceği yerler, böylesi siyaseten karmaşık görünen alanlardır…

“10 Ekim Gar Katliamı”nın bir yüzünde de, halkoyuyla iktidardan düşeceği anlaşılmış, demokrasiyi yalnızca bir çıkar ve iktidar aracı olarak gören anlayışın nasıl acımasız olabileceğine ilişkin hiç unutulmaması gereken bir ders vardır…

“10 Ekim Gar Katliamı”nın başka bir yüzünde de, aracı güç olan, beyni yıkanarak mankurtlaştırılmış, halen varlıklarını sürdüren, İslam üzerinden terörü kullanarak aynı dinden insanlara dahi ölüm kusan o metafizik, o bilim dışı gidişin iç acısı hikâyesi yazılıdır.

“10 Ekim Gar Katliamı”nın en tepesindeki sorumlu, dünyaya egemen, bilimin, çağdaşlığın, modern birikimin merkeziymiş gibi görünen emperyalist-kapitalist sistemin gizli servisleridir. Bu gizli servisler, şirketlerinin çıkarlarının bulunduğu, yeraltı ve yerüstü kaynaklarını sömürdükleri halkın cahil katmanlarını inanç sistemleri üzerinden kullanarak, onların arasından, dolaylı yoldan kendilerine bağlı, silahlı, gözü dönmüş kitleler eğitir ve beslerler. Bu gizli servisler, bu kirli oyunda, kaynaklarını sömürdükleri ülkenin, demokrasiyi yalnızca, kendisinin, ailesinin ve yandaşlarının iktidarı ve gözü doymaz çıkarları için kullanan birilerinin ihanet ve yalan siyasetlerini de bu nedenle iktidarda tutarlar…

“10 Ekim Gar Katliamı”nın bugüne taşıdığı dersler unutulmamalıdır… O gün göz göre göre aramızdan koparılmış canların acısı, onların yakınlarının haklı feryatları ve olayın üstüne gerektiği kadar titizlikle gitmeyen, işbirlikçi iktidardan bağımsız davranamayan, yargı ve güvenlik güçlerinin tutumları da bu dersin önemli parçalarıdır…

Emperyalizm, dünya savaşlarıdır. Emperyalizm, Anadolu ve Rumeli topraklarının 20. Yüzyıl başlarında işgal edilmesi, 21. Yüzyıl başlarında ise acımasızca sömürülmesi, doğal kaynaklarının yok edilmesidir… En açık tanımıyla budur emperyalizmin!

Kurtuluş Savaşı’nın önderi Gâzi Mustafa Kemal, “bilgi ve çağdaşlığın merkezi”dir diye hiç gitmedi o Batı ülkelerine… Ülkemiz toprakları Yunan askeri güçleri tarafından işgal edilmiş durumda iken, kendisine kadar ulaşabilmiş Batılı basın ve yayın organlarının temsilcilerine, “Biz aslında İngilizlerle savaşıyoruz” deme cesareti ve akıl aydınlığını gösteriyordu…

Emperyalizmden demokrasi ummasın hiç kimse, emperyalizmden anlayış, doğaya, insana saygı beklemesin kimse…

Ve, 2. Dünya Savaşı sonunda emperyalizme bütünleşme, Batı’nın bir parçası olma kararı alarak kendi kurtuluş savaşıyla kazandığı onurunu ayaklar altına serecek ikili anlaşmalara imza atmış anlayışın bugüne kadar yaptığı yanlışlar görülmezse, aynı yolun demokrasi yolu olduğu gibi yanlış bir bakış açısı sürdürülürse, bu ülkenin aydınlığa çıkabilmesi, onurlu bir dış politika sürdürebilmesi asla mümkün değildir…

Bu gerçekleri en sağından en soluna herkes bir tarafa çıkmayacak harflerle yazmak zorundadır…

Emperyalizm, her zaman kendisine en iyi hizmet edecek anlayışı sever…

Emperyalizm, açık gizli akademik güçleriyle, gizli servisleriyle, kendisiyle rekabet edebilecek güçteki diğer emperyalist ülkeleri bile tongaya düşürebilecek sinsi politikalar güder… Yalnızca şu Ukrayna olayı bile onun ne denli fetbaz, ne denli kurnaz ve ne denli acımasız olduğunun çok açık bir göstergesi değil mi? ABD doları, birkaç aylık savaş süreci içinde Avrupa’nın para birimi Euro’yu tepetaklak edip götürdü; koca Avrupa kışı nasıl geçireceğim diye kara kara düşünürken, ABD yönetiminin etekleri zil çalıyor.

Bugün, Türkiye, özellikle son yirmi yıldır yine emperyalizmin açıktan desteğiyle iktidar olmuş ve hep onun dümen suyunda kalıp Orta Doğu’daki iç savaşlarda kendi evlatlarını sahaya sürmüş, emperyalizmin gizli silahlı güçlerine yardım ve yataklık etmiş bir işbirlikçi siyasetten, fabrikalarını kapatarak, yeraltı ve yerüstü kaynaklarını emperyalist şirketlere açarak talan ettirmiş bir iktidardan kurtulmak için çırpınırken, hâlâ emperyalizmin bazı kurumlarını bir “kurtarıcı” gibi görmek ve onlardan himmet ummak, safdilliğin ötesinde bağışlanamaz bir aymazlıktır!

Emperyalist politikalardan medet umanlar, “10 Ekim Gar Katliamı”nın hesabını da soramazlar; ülkemizin doğal kaynaklarını ve mazlum insanlarını da onların elinden kurtaramazlar!

Gününüz aydın olsun sevgili dostlar…

 

 

About Post Author

About Post Author