Türkiye İçin Avrupa’nın Önemi

ABD dış politikasında özellikle güncel “America First” çizgide temel ölçü “ABD’nin çıkarı ne, ne kazanıyoruz, ne taviz alıyoruz?” sorusudur. Beyaz Saray’ın 2025 tarihli direktifinde ABD dış politikasının “Amerikan çıkarlarını” ve “Amerikan vatandaşlarını” önceleyeceği açıkça belirtiliyor.

Avrupa Birliği dış politikasında temel anlayış ise ortakların ve müttefiklerin ortak çıkarlar, ortak güvenlik ve kazan- kazan çıkar anlayışıdır.

Rusya özellikle eski Sovyet coğrafyasında askerî, enerji, güvenlik ve siyasi bağımlılık üzerinden doğrudan nüfuz kurmaya çalışıyor. Ukrayna savaşı, Belarus üzerindeki etkisi, Kafkasya ve Orta Asya’daki güvenlik araçları bu anlayışı açıkça ortaya koyuyor.

Çin ise nüfuzunu teknoloji altyapısı, ticaret bağımlılığı, kredi ilişkileri ve diplomatik baskı ile artırma peşindedir.

Avrupa, dünyada insan hakları, demokrasi ve hukukun üstünlüğünde en ileri düzeydedir.

Türkiye ile Avrupa Birliğinin, eskiden beri devam eden bağları var. Türkiye Avrupa Komisyonu ilk üyelerinden birisidir. Avrupa İnsan Hakları mahkeme sistemini kabul etmiştir. Gümrük Birliği anlaşması var. NATO, AGİT, OECD üyesidir.

Türkiye; ihracatının yarısını AB ve İngiltere’ye yapıyor ve dış ticaret fazlası veriyor. İhracatının en fazla yüzde 4’ünü Rusya ve Çin’e yapıyor. Ama bu iki ülkeye karşı yılda yaklaşık 80 milyar dolar dış ticaret açığı veriyor.

Türkiye’nin AB’ye girmesi mümkün iken, bugün çok zora girmiştir.

1- Zora girmesini önce biz başlattık.

Sorun 2017’de, Türkiye’de yapılan anayasa referandumu için Avrupa’daki Türk seçmenlere dönük “Evet” kampanyası yapılmak istenmesi oldu. Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu’nun Rotterdam’da konuşma yapmasına, Hollanda Başbakanı Mark Rutte ise “Hollanda’nın kamusal alanı başka ülkelerin siyasi kampanya alanı değildir” diyerek izin vermedi.  Almanya’da bazı belediyeler salon, güvenlik veya lojistik gerekçelerle Türk bakanların toplantılarını iptal etti; Avusturya ve bazı başka ülkelerde de benzer iptaller oldu.

AK Parti tarafı ise bunu “Avrupa Türkiye’deki referanduma müdahale ediyor, Evet kampanyasını engelliyor” şeklinde tepki gösterdi.

2- Avrupa Birliği Türkiye raporlarında, Türkiye’de Demokrasi, hukuk devleti ve temel haklar alanındaki gerileme var tespitini yapılıyor.

Bu raporlarda, Türkiye’nin, 2010’lardan itibaren, özellikle 2016 darbe girişimi sonrasındaki OHAL uygulamaları, yargı bağımsızlığı, ifade ve basın özgürlüğü, insan hakları, kuvvetler ayrılığı ve demokratik denge-denetim mekanizmaları konularında ve yine CHP ve Kayyum konusunda, AB standartlarından uzaklaştığını ve bu nedenle Konsey’in müzakerelerin “fiilen durma noktasına geldiği” yazılıdır.

Eğer AB’ye girmiş olsaydık bugünkü iktisadi ve sosyal istikrar sorunlarımız olmazdı. Türkiye’ye ciddi yatırım sermayesi gelirdi, sıcak para tuzağına düşmezdik.

Yayınlama 7 Mayıs 2026

Yayın Köşe YazılarıSon Köşe Yazılarıvitrinvitrin2Yeni Çağ

About Post Author

About Post Author