Türkiye Komünist Partisi’nin yaklaşmakta olan Parlamento seçimleri için milletvekili aday adaylarını tüm Türkiye’ye yayılmış olan örgütlerinde belirlediği toplantılar devam ediyor. TKP adaylarını belirlerken aynı zamanda bulunduğu tüm yerelliklerde güçlenme; dayanışma ve umudu büyütme hedefi taşıyor.
Bu kapsamda bu hafta sonu gerçekleşen toplantılardan biri de İzmir’de yapıldı. Pazar günü Buca’da yapılan toplantı İzmir’deki onuncu ve son toplantı oldu.
İzmir Buca Düğün Salonu’nda yapılan toplantıya TKP Merkez Komite üyesi Başar Özer katıldı. TKP’nin yaptığı toplantılarla emekçilerin bir adım öne çıktığını söyleyen Özer “Patronu tarafından ‘sen siyasetten anlamazsın otur önündeki işi hallet’ dedikleri, dalga geçtikleri işçiler, motokuryeler, esnaflar aday oluyor, bu kürsüye çıkıp hayallerini, mücadelelerini arkasına alıp savunuyorlar” dedi.
İktidar ve muhalefetin ikiyüzlü politikaları
Tüm dünyayı tehdit eden savaşın ve yıkımın başka bir boyuta taşındığını gördüklerini dile getiren Özer “Her iki taraf da nükleer silahlardan, nasıl ve ne ölçüde kullanılacağından bahsetmeye başladılar. Biz bu tabloyu endişe ile izliyoruz. Bu karanlık tablonun ortasında ülkemizdeki siyasi iktidarın ikiyüzlü politikalarını da görüyoruz” ifadesini kullandı.
Özer “AKP ne barışın temsilcisidir ne de Türkiye tarafsız ya da bağımsızdır. Bunların en büyük kanıtı yurt içindeki NATO karargahlarıdır. Şirinyer’de bulunan Kızılçullu mevkiindeki karargah bir zamanlar köy enstitüsü idi. Cumhuriyet tarihinde aydınlanma açısından çok önemli bir okuldu. Sonrasında Adnan Menderes tarafından burası komünist yetiştiriyor denilerek kapatıldı. Bu karargahlar ve depolanan mühimmatlar olduğu sürece Türkiye güvenli olamaz” diye konuştu.
Ali Babacan’ın ODTÜ’de kendisine yönelik tepkilerin ardından ”herkesin düşüncesine saygı duyulmalı” diye açıklama yaptığı ancak kimsenin Babacan’ın öğrenciler üzerinde protesto ve kısıtlamalar varken hizmet ettiği hükümete biatından bahsetmediğini dile getirdi.
Özer “Kimsenin bize verecek bir şeyi olduklarını düşünmüyoruz. Ulaşım sorunu ayrı bi problem, otobüse binmek, dün 4,65 kuruş iken bugün 6,5 lira oldu, yarın ise 7 küsür lira olmasını bekliyoruz, burada belediyelerin hiç mi kabahati yok? İşte biz bu saçmalığı reddediyoruz. Keşke muhalefetin iki yüzlülüğü burada kalsaydı koca koca belediyelerde zam yaratmadan durmuyorlar, bir de pişkin pişkin çıkıp elbette öğrencilere zam yapacağım yapmasam yanlış olur diyorlar. İzmir Belediye Başkanı da çıkıyor diyor ki ben ulaşıma her ay TÜFE oranında zam yapacağım. Biz bu tabloyu kabul etmiyoruz, belediyelerin tek amacı halka hizmettir, belediyeler şirket değildir” dedi.
Özer’in konuşmasının ardından TKP milletvekili aday adayları kürsüye çıktı.“Bilimin insanlık için yapıldığı geleceği kuracağız”
Fizik bölümü öğrencisi Nursel Ünal, bilim ve aydınlanma karşıtı iktidarın olduğu bir ülkede bilim öğrencisi olarak yaşadığı zorluklardan bahsederek konuşmasına başladı. Gençlerin maruz kaldığı başka sorunlardan da bahseden Ünal, gençlerin buna mahkum olmadığını ve ilerici, aydınlık bir geleceği kurmak için aday olduğunu ifade etti.
‘Tek öğrendiğim nasıl sömürüldüğüm oldu’
Dokuz Eylül Üniversitesi İşletme bölümü öğrencisi Doğukan Aksoy ise hem okuyan hem de çalışmak zorunda kalan milyonlarca gençten birisi olduğunu, öğrencilerin uzunca bir süredir ülkenin çoğunluğunun yaşadığı geçim sıkıntılarına yoğun bir şekilde maruz kaldığını söyledi. Aksoy ekonominin her alanda devletleştirildiği; ulaşım, barınma, ısınma gibi en temel insani haklar ücretsiz olduğu, kimsenin kimseyi sömürmediği bir düzeni kurmak için aday adayı olduğunu ifade etti.
“Ekmekten mi, makarnadan mı tasarruf edeceğiz”
Aday adaylarından sinema emekçisi ve öğrenci Kadir Pekgüzel şimdiye kadar inşaat, otel, hastane ve pastane gibi pek çok farklı yerde çalıştığını, yaşamını ve eğitimini devam ettirmek için buna mecbur olduğunu söyledi. Birçok sıra arkadaşının ise okullarını bırakıp, çalışmak zorunda kaldığını belirten Pekgüzel, kendilerine tasarruf etme çağrısı yapanlara da şunları söyledi:
“Her gün makarna yemek zorunda kalıyoruz. Bu koşulların yanında hâlâ bize tasarruf çağrısından söz edenler var. Ekmekten mi, makarnadan mı tasarruf edeceğiz? Okullarda, işyerlerinde, sokaklarda, caddelerde; aklınıza gelebilecek her yerde, her alanda mücadelemiz devam ediyor. Ve biz gençlik olarak artık bu mücadelemizi taçlandırmak istiyoruz. Biz biliyoruz ki kapitalizm, bizim sorunlarımızı çözemez. Çünkü kapitalizm bu sorunların kaynağıdır. Ve biz bugün biliyoruz ki bu sorunlar kendiliğinden de çözülmez. Bu düzeni değiştirmek, el birliğiyle yıkıp yenisini inşa etmek için hepinizi TKP gönüllüsü olmaya davet ediyorum.”
‘Kapitalizmde güvenli yaşamak diye bir şey yok’
İş güvenliği uzmanı Elif Doğan Çiftçi ise, her yıl 2000 kadar işçinin çalışarak öldüğünü, her gün onbinlerce işçinin iş kazalarında gözünü, kolunu, bacağını kaybettiğini belirtti ve kapitalizmde güvenli yaşamak diye bir şey olmadığını söyledi. Çiftçi, “Genç bir kadın olarak söylüyorum: Bir yol daha var eşit ve özgür bir ülkede sömürülmeden, ürettiklerimizi kullanabileceğimizi biliyoruz, düzeni değiştirerek başarabileceğimize inanıyorum. Bu yüzden adayım.” diyerek sözlerini noktaladı.
‘4-5 ay maaş alamayan işçi arkadaşlarımız var’
Son olarak söz alan aday adayı tekstil işçisi Doğukan Ada, işini severek yaptığını fakat gece yarılarına kadar çalışmalarına rağmen patron ve müdür baskısı, korkusuyla çalışmalarının zorluklarından söz etti. Uzun süreler maaş alamadıkları zamanlar olduğunu da belirten Ada, bütün bunlara karşılık sömürünün olmadığı bir düzen için aday adayı olduğunu söyledi.
Konuşmaların ardından toplantıya katılan çok sayıda Parti dostu, TKP saflarında mücadeleye katılmak için gönüllü formu doldurdu.

