İnsanların doğduğu ve doyduğu topraklar vardır. İşsizlikten göç veren illerin başında gelen illerden biride Ardahan tabiki. Çocukluğumun, gençliğimin geçtiği, yaşamaktan keyif aldığım o yıllar.
Ve metropollerde artan Ardahan nüfusu ile birlikte ihtiyaç duyulan birliktelik sonucu oluşan dernekçilik. Yaklaşık 20 senedir dernekçiliğin içerisindeyim. Zor zanaat dernekçilik yapmak. Birileri beğenir çoğunluk eleştirir. Ama hiç kimse elini taşın altına koymaz, sosyal medyada bol bol eleştiri yağmuruna maruz kalırsın. En çok eleştiri de yapılan kaz gecelerinedir. Adı kaz gecesidir ama asıl amaç insanların bir araya gelip tanışıp kaynaşmasıdır bunun yanında da Ardahan’da ki kaz besicilerinin kazlarının değerlendirilmesidir. Kaz gecesi derken aklıma Serhat Ardahan Spor Kulübü ve dernek gecelerinde anons amaçlı havalarda uçuşan kart vizitler geldi. Yıllardan beri 3. Lige çıkmak için mücadele veren Serhat Ardahan Spor Kulübü yazık ki başarılı olamıyor. Bir grup arkadaş öz verili bir sekil de başarı elde etmek için uğraş veriyor ama nafile. Yokluk içerisinde bir kulüp. O dernek gecelerinde havada uçan kart vizit sahibi iş insanlarımız isimleri okununca ayağa kalkıp alkış beklerken keşke bu kulüp içinde top yekün taşın altına ellerine soksalar. Yazık ki taşıma su ile değirmen dönmüyor….
Ardahan denince hayvancılık ve arıcılık unutulmamalı tabi ki. Bacasız fabrika olan bu sektörün tanıtımının yapılabilmesi en önemli şey. Tamamen doğada organik hayvansal ürünler ve balımız yeteri kadar değer görmüyor. Adını anzer balı koydukları bal üç dört bin liraya satılırken bizim balımız üç yüz, dört yüz denince pahalı bulunup değersizleştiriliyor…
Tabi ki dernekçilik demişken birde KAİ dernekçiliği var. Ardahan 1992 yılında il olmuş ve çoğumuz yazık ki bunu kabullenememiş olacağız ki halen KAİ diyoruz. Ne zaman kurtulacağız bu gölgeden. Biz KAİ dedikçe o DOĞU EKSPRES TRENİ bize uğramaz.
Kaleyi gezerken 40 50 civarında yabancı turist rehber eşliğinde kaleye giriş yaptı. Bu çok güzel bir şey ve umarım ki devamı yüz binleri bulur. Kale demişken Kura Nehri kıyısına bakınca müthiş bir değişim gördüm. Asma köprüsü ile bungalov evleri ile kaleden Ardahan seyri daha bir güzel olmuştu. Herkesin bu güzelliğe sahip çıkması gerekir.
Ve son olarak;

BİZ BÜYÜDÜK VE KİRLENDİ DÜNYA…
Küçüktük mutluyduk. Akarsularımız, derelerimiz, kırlarımız, ovalarımız daha …..
Lisenin duvarının dibinde misket, bahçesinde basket, futbol, köy fırınında annemizin yaptığı buğday ekmeği tuluğ peyniri daha….
Yaylalarımız, buz gibi suyumuz, büyük baş ve küçük baş hayvanlarımız, kazımız, arımız, balımız daha….
Ve sonra;
BİZ BÜYÜDÜK KİRLENDİ DÜNYA.
Gökdelenler, Barajlar, Hesler,
bozulan doğa, kaybolan dereler, çaylar, yaylalar, bal vermeyen arılar, eğitimsiz çocuklar, ümitsiz gençler, kirli siyaset, kirlendi de kirlendi dünya daha…..
Ve papatya; seviyor, sevmiyor, seviyor, sevmiyor.
Seven veya sevmeyenin
Haberi bile yoktu belkide.
Güzeldi geçmişimiz, çocukluğumuz, gençliğimiz daha ……
Ve:
BİZ BÜYÜDÜK KİRLENDİ DÜNYA…

