Popülist Politikalar Çıkmaz Yoldur

Popülizm iki anlamda kullanılır. Birincisi “halk”ı yücelten ve onu “seçkinler”e karşı konumlandıran bir siyaset yapma tarzıdır.

Bizim kastettiğimiz ikincisine ise popülizm yerine, popülist politikalar demek daha uygundur.  Bu anlamda popülist politikalar ülke ve halk çıkarlarını gözetmeden, ne pahasına olursa olsun kamu kaynaklarını ve imkânlarını siyasi çıkar için kullanmaktır.

Ekonomik krizlerin birçok nedeni var ve fakat popülist politikalar hem krizleri derinleştirir hem de bilinen ekonomik doğruların uygulanmasını engeller.

Siyasilerin bildikleri halde doğruyu yapmamaları da siyasi popülizmdir.

Söz gelimi İslam ülkelerinde yükseköğrenim görmüş bir yetkilinin kar payı ile faizin aynı olduğunu, bilmiyor olması mümkün değildir. Ancak dini motif daha ağır bastığı için genel olarak hülle yapılıyor ve faiz yerine kar payı deniliyor. Mamafih, Merkez Bankasının belirlediği kredi kartları faiz oranları ile kar payı arasında bir fark yoktur. MB yayınladığı azami faizleri açıklarken, konvansiyonel bankalar için akdi faiz diyor, katılım bankaları için akdi kar payı diyor.

Türkiye’nin iki defa kur şoku yaşaması ve 4 yıldır devam eden ekonomik sorunların nedeni de yanlış faiz tartışmasıdır.

1994 krizinin nedeni de önce o zamanki Başbakan Tansu Çillerin herkese iki anahtar – bir ev, bir araba, şeklindeki popülist söylemleri, popülist harcamaları artırdı, kredi genişlemesine neden oldu ve sonunda 1994 krizi patladı.

Popülist politikalar kısa dönemde halka, seçmene ve siyasilere çıkar sağlar ve fakat uzun dönemde hem siyasiler hem de toplum zarar görür.

Türkiye de son 4,5 yıldır faiz popülizminin getirdiği enflasyonun maliyetini bugüne kadar halk çekti. Bundan sonra siyasiler çekecektir.  Zira böyle durumlarda açlık ve yoksulluğun sandığa yansıması kaçınılmaz olur.

1- Halk yoksullaştı.

Bunun teknik olarak dört nedeni var;

Bir… Ücret ve maaş artışları TÜFE ye göre yapıldı. TÜFE ise İTO geçinme endeksine göre 10 puan daha düşük çıkıyor. TÜFE bu nedenle mi düşük gösteriliyor konusunda tartışma var. Ama İTO geçinme endeksine göre son beş -altı yıldır düşük çıkmasında tereddüt yoktur.

İki… Gıdanın payı TÜFE sepeti içinde yüzde 25 dolayındadır. Oysaki düşük gelir gruplarında daha yüksek yüzde 35 – yüzde 40 dolayındadır. Gıda fiyatları TÜFE üstünde arttığı için halk geçim zorluğu çekiyor.

Üç… Maaş zamları geriden geldiği için memur ve emekli geciken ödeme nedeniyle aradaki enflasyon kadar kaybetti.

Dört… Mali disiplin denildi ve fakat kamu harcamaları kısılamadı. Tüketim vergileri ve diğer vergiler artırıldı. Tüketim vergileri tüketicinin satın alacağı mal ve hizmetlerin daha pahalı olmasına neden oldu.

2- Yüksek enflasyonun ekonomide bozucu etkileri oldu.

Fiyatlar hızla değiştiği için işletmeler maliyetini öngöremedi. Satıcılar, ertesi ay daha pahalı olacak korkusuyla fiyatları beklenen enflasyon üstünde artırdı. Tüketici, fiyatlar daha çok artar diye talebini artırdı. Ekonomi yönetimine güven sorunu ve belirsizlik nedeni ile yatırım yapılmadı ve kapasite kullanım oranı düştü. Mal arzı daraldı. Bu süreç fiyatlama davranışı ve arz açısından kendini besleyen bir enflasyon trendi yarattı.

Son 20 yıldır ekonomi aşırı kırılgandır. Bu kırılganlığın da nedenlerinin başında popülist politikalar gelir. Vazgeçmezsek çıkışımız yoktur.

Yayınlama 5 Haziran 2026

Yayın Köşe YazılarıSon Köşe Yazılarıvitrinvitrin2Yeni Çağ

 

About Post Author

About Post Author