Paris’te Mutlu Son Öyküleri

Paris’te Mutlu Son Öyküleri

Uzun bir aradan sonra, sürekli gidip-geldiğim Paris’e yeniden gittim…
Dört günlük kısa ziyaret, doğal olarak güzel Paris’i tam yaşayamadan çabucak geçip gitti..
Bu kez ziyaretimizin temel nedeni yeğenim Kenan Can Akdemir’in mutluluk seremonisine-ritüeline katılmaktı. Kenan Can Akdemir ile Belinda Akdemir’in mutlu sona ulaşmalarını sağlayan kararlarının geleneksel seremonisi, düğün törenleri fevkaladeydi…
2500 seçkin davetli düğün salonuna sığmayınca salonun çevresine masalar konuldu, konukları ağırlamalar bu masalarda da gerçekleşti.
Düğün törenine Türkiye’den avukatımız Seçkin Tay ile katıldık. Sayın Tay, konuk olmaktan çok düğün sahibi gibi çaba sarfetti, katkı verdi ve topluluğumuzun büyük sempatisini-sevgisini kazandı. Katılımlarına, katkılarına içtenlikle teşekkürler.
Geleneksel Türk düğünü havasında bir etkinlikti.12 saat süren tören ve ağırlamalarda ikramlar da bol, çeşitliydi. Görkemli bir ikram ve ağırlama ortamı vardı…
Davul-zurna eşliğinde pistte halaylar çekildi, oyunlar oynandı. Halaya katılım arzusu tüm davetlilerde yüksek olunca da 8-10 halay grubunu pistte gözlemledik. Hatta bu da yeterli olmayınca 1-2 halay grubu da sanatçının platformunda halay çekti. Halay gruplarının görüntüsü merkezi bir kentteki yılbaşı kutlamasını çağrıştırıp hatırlatıyordu.
Takı merasimi 2 saat sürdü. Dayanışmanın, dostluğun paylaşımının somut görünümüydü.
Gençlerin hareketli müzik sunumları eşliğindeki oyunlarıyla düğün töreni gece 2 sularında sona erdi…
Kenan Can ve Belinda mutluluklarını 10 günlük balayı ile pekiştirdiler..
Sonuç olarak, gelin-damat da, babalar ve anneler Hamit-Feriziye Akdemir, Salman-Asiye Urun de mutluydular. Yorgunlukları mutluluklarının gölgesinde kalmıştı.
Bu vesile akrabaları görme olanağı buldum. Çocukluğumuzun kahramanı sevgili Halam Sultan Erdem ve Eşi Musa Erdem ile aynı masada oturup sohbet ettik. Eniştemiz Musa Erdem birçok kişinin ülkemizden Fransa’ya gitmesine vesile olmuş, yanında onları istihdam etmiş bir kahraman girişimcidir.
İsmet Erdem ve eşi Cemile Erdem bizleri masamızda ziyaret ettiler, Teyzeoğlu Hüseyin Yalçın ve eşi Salina Yalçın yakın ilgi gösterdiler. Her zamanki gibi Ali ve Mehmet Tatar kardeşler yanımızdaydılar.
Kardeşim Hamit Akdemir’in Türk Topluluğu, Arap Topluluğu ve genelde de Fransız gruplar arasındaki itibarı gurur vericiydi. Düğüne katılım gösterdi ki, hem ekonomik yaşama hem de sosyal hayata emek verip tanınan –sevilen-saygı gören bir aktör olmuş Hamit Akdemir…
UMUDA YOLCULUK ÖYKÜLERİ…
Özel mutlu son öykülerinden Paris’teki genel umuda yolculuğun mutlu son öykülerine temas etmek istiyorum.
Düğüne katılım gösteren konukların tamamının Paris’e yönelik umuda yolculuk öyküleri vardı,bazılarını yakından dinleme olanağı buldum..
Bir kaçını dinleyince ne denli dramatik-duygusal öykülere sahip olduklarını fark ettim. Turist olarak gelip işçi olarak kalmaları, sonrasında ailelerini getirmeleri, oturma-çalışma izini alabilmeleri, dil öğrenme zorlukları, ayakta kalma direnişleri, refaha ulaşma çabaları edebi bir lisanla kaleme alınacak içerikte –nitelikte ve duygusallıkta öykülerdi.
Dinleme-tanışma olanağı bulduğum davetlilerin tamamı maceraya işçi olarak başlayıp girişimci olmayı başaran, şimdilerde bu şekilde bir sosyolojinin unsurları olarak yaşamlarını sürdüren vatandaşlarımızdırlar.
Gıda, hazır giyim, bilgi teknolojileri, müzik başlıca sektörlerdir, girişimcilik yaptıkları alanlar bakımından…
İkinci kuşak çocuklar, üçüncü kuşak torunlar eğitim alıp Fransızlar ile eşit işlerde çalışmayı başarmışlar. Torunlar ve çocuklar anne-babaların gururu olmuşlardır.
Türkiye ile bağlar çok güçlüdür, yılda en az 1-2 kez yurda gelip gidiyorlar. Yatırımlarının çoğu Türkiye’yedir. Türkiye özlemi ve bağlılığı çok yüksektir. Kesin dönüş niyeti pek yoktur. Bunun yerine yaşlanınca 2 ülkede yaşamak niyeti vardır ki doğrusu da budur…
Yaşlı olanların ve orta yaşta olanların bir kısmı ,Allah geçinden versin ,emri hak vaki olunca Türkiye’de defnedilmek-sırlanmak istemektedirler.Aynen geçen yıl hakka yürüyünce vasiyeti gereği Sivas’ta köyünde sırlanan Ali Abbas Erdoğan gibi..Devri daim olsun.Çok candan bir dosttu.Geniş bir dost grubu cenazenin Paris’ten Sivas’a nakline eşlik etmişti.Ekonomik ve sosyal refahı Paris’te bulmakla birlikte yokluğu yaşadığı, doğduğu köyü tercih eden can yakınımızdı.
Özcümle, Fransa’da yaşayan 600 bin Türk topluluğu çok mutludur. Gayretleri ve emekleri sayesinde ekonomik refaha ulaşmışlar. Yurt dışında mutlak dayanışma-yardımlaşma içerisindedirler. Fransa’nın da, ülkemizin de ekonomisine mutlak katkı koymaktadırlar. Gururumuzdurlar. Ülkemizden gidenlere karşı maksimum düzeyde misafirperverdirler. Fransız kahvesine tutkuyla bağlılar. Günde 8-10 kahve içiyorlar. Cafe de France tabirine ben de alıştım. Açıkçası kahveyi içtikten sonra magnifique –fevkalade güzel demeye de…
Bu yazı vesilesiyle geniş bir öykü çalışmasının-kitabının, edebi eserin başlığı da çıkmış oluyor: Paris’e Umuda Yolculuğun Mutlu Son Öyküleri
Katıldığımız düğünün katılımcıları da öykü çalışmasının kahramanları oluyor.Görüşüp yazmak da bendenizin görevi…

About Post Author

About Post Author