Niyet Varsa Çözüm Her Zaman Var

Ocak-Mart 3 aylık dış ticaretimizde geçen yılın aynı döneminde göre dikkat çeken veriler şunlardır.

  • İthalatta yüzde 4,7 oranında artış oldu.
  • İhracatta yüzde eksi 3,2 oranında düşüş oldu.
  • Dış ticaret açığı yüzde 27,5 oranında arttı.

Yüksek teknoloji ürünleri ithalatı toplam ithalat içindeki payı yüzde 3,2 son yıllarda artmadı. Oysaki 2000 öncesi ve 2000 yılların başında bu oran yüzde 6-7 dolayında idi.

Türkiye’nin dış ticaret politikası akla zarardır.

Batı ile olan dış ticaretimizden fazla veriyoruz. İhracatın yarıdan çoğunu batı ülkelerine yapıyoruz. Ama ihracatımızın yüzde birini yaptığımız Çin karşı verdiğimiz dış ticaret açığının toplam dış ticaret açığımız içindeki payı yüzde 42,4’tür. Bu dönem Rusya’nın ihracatımızda adı bile yok ama Rusya yada Çine yakın dış ticaret açığı veriyoruz.

Çin teknolojisi sanıldığı gibi gelişmiş değil. Söz gelimi, Bir Avrupa ülkesi iki model arabasını Çin’de üretiyor. Birini kullandım 40 binde de motor sorunu yarattı. Bir diğer modeli her ay sorun çıkardı.  Satmak zorunda kaldım.

İthalatımızın yüzde 70 -72 si, aramalı ve hammadde ithalatıdır. Çin’den ithalatın yüksek olmasının bir nedeni, ucuz mallar ve bunu destekleyen ithalat lobisi, bir nedeni de bu ülkeden aramalı ve hammadde ithalatının yüksek olmasıdır. 

Ne gibi önlem alınabilir?

20 yıldır, herkes iç üretimin ithal girdiye bağımlı olmasından yakınıyor ve önlem alınmasını istiyor.

Toplamda ve özelikle Çin’den aramalı ve hammadde ithalatını düşürmek için, yerli üretime özel teşvik sistemi getirmeliyiz. Çin’den incik boncuk ithalatını, AB ile olan Gümrük birliğine uygun kısıtlama getirmeliyiz.

Cumhurbaşkanın ihracatı teşvik için vergi indirimi açıkladı. Üretici ihracatçılar için kurumlar vergisinin yüzde 9’a, hizmet üreten ihracatçılar için de yüzde 14’e indirileceğini söyledi. Uygulamada bu indirimlerin hiçbir etkisi olmaz.

Türkiye kur artışını önlemek için, MB, kamu bankaları ve BDDK kanalıyla önlemler alıyor. Kurun düşük tutulmasının nedeni, ithalatın ucuzlaması ve enflasyonunun önlenmesidir. Ama bu defa tüketim malı ithalatı artıyor iç üretim daralıyor. İhracatta rekabet gücümüz düşüyor. Dış açıklar artıyor. Döviz ihtiyacı ve döviz talebi artıyor. Yeni bir kur şoku oluşuyor.   Yeni bir kur şoku yeni bir yüksek enflasyon demektir.

Bu uygulama en fazla bir yıl için uygun olabilir. Ama 3 yıldır aynı politika ve daha 3 yıl devam edeceği de anlaşılıyor.

Bu durumda eğer ihracatta rekabet gücümüz düşük ise zaten kar yoktur. Olmayan karın vergisini düşürtmenin de elbette hiçbir etkisi yoktur. Kar eden zaten vergi vermekten çekinmez.

Bu nedenle Türkiye bu gibi palyatif önlemler yerine, geçici bir ithal ikame politikası uygulamalı ve bu alanda üretime, ucuz kredi, yatırım indirimi, istihdam teşviki gibi teşvikler verilmelidir.

Yayınlama 3 Mayıs 2026

Yayın Köşe YazılarıSon Köşe Yazılarıvitrinvitrin2Yeni Çağ

About Post Author

About Post Author