Maaş ve Ücretleri Kısmak Enflasyonu Düşürmez

Bankalardan konut kredisi almak çok zor ve dar bir limit içinde ancak olabiliyor. Ama tüketici ve ihtiyaç kredisi faizleri çok daha yüksek olduğu için kredi almak daha kolaydır.

Kaynak: TCMB

  • Bugün bankadan kredi almak isteyen kişi veya firma haftalık akım faizi ile kredi alıyor
  • Hane halkı ve şirketlerin mevcut kredi borçlarının ortalama faiz maliyetini aylık stok faizi gösteriyor.

1- Haftalık akım faiz oranları, yani en son faiz oranları daha yüksek, eğer enflasyon düşecek beklentisi olsaydı, kredi faizleri de düşme eğiliminde olurdu.

Haziran ayı TÜFE oranı yüzde 32,11’dir. Önceden alınmış bir kredi için Haziran ayı ihtiyaç kredi faizi yüzde 61,99 dur.

Bu kredi faizleri üstünden de ayrıca yüzde 15 BSMV vergisi ve ayrıca yüzde 15 KKDF vergisi, dahası tahsis ücreti ve hayat sigortası ücreti de 1 671 lira tutuyor.

Fiili olarak Bankaların İhtiyaç kredisi yıllık maliyet oranı yüzde 95,52 oranına çıkıyor. (Bankaların Web sayfasında ihtiyaç kredileri detayına bakarsanız, bu detay görünüyor.)

2- Fonlama maliyeti yüzde 40 olduğuna göre, reel faiz oranı yüzde 39,65 oluyor. Dünyanın hiçbir ülkesinde ve Türkiye de de tefecilerde bu kadar yüksek bir kredi maliyeti yoktur. Kredi maliyetlerinin bu kadar yüksek olduğu hiçbir ekonomi enflasyon paniğinden kurtulamaz.

Faiz oranı bu kadar yüksek iken tüketici neden kredi alıyor?

Türk-iş 4 kişilik ailenin yoksulluk sınırı 118 104 liradır.  Herkes yoksul olduğu için kimse yoksulluğu takmıyor. Ancak açlık sınırı da 36 042 liradır. Asgari ücret açlık sınırının altındadır. Vatandaşın açlıktan ölmemek için başvurduğu bir yolda tüketici ve ihtiyaç kredisi almaktır.

Geçim düzeyinin altında gelire sahip düşük gelirli hanelerde zorunlu tüketimin faiz esnekliği düşüktür. Bu haneler yüksek tüketici faizlerine rağmen kredi kartı kullanarak veya borç alarak, borçlarını çevirerek, tasarruf ve varlıklarını eriterek, ek iş ve kayıt dışı faaliyetlerle tüketimlerini bir süre korumaya çalışırlar.

Başka bir ifade ile, maaş ve ücretleri ne kadar kısarsanız kısın, insanlar yaşamak için açlık sınırında harcama yapmak zorundadırlar

Kredileri ödememek de bir başka yoldur. Tüketici kredilerinde dönmeyen krediler daha fazladır ve her sene artıyor. (Aşağıdaki tablo)

3- Demek ki ücretleri açlık sınırının altında tutmak toplam talebi düşürmez. Talep açısından dezenflasyonist politikalar çalışmaz. Tersine insanları ya yanlış yollara saptırır. Yada aldıkları kredileri ödemezler.

Sonuç: Bu dediklerimi herkes tahmin eder ve çözüm bulur. Türkiye de Hükümet, ekonomi yönetimi ve MB neden göremiyor? Görüyorsa neden çözüm bulmuyor?

Acaba bizlerin bilmediğimiz veya göremediğimiz başka sorunlar mı var?

Yayınlama 21 Temmuz 2026

Yayın Köşe YazılarıSon Köşe Yazılarıvitrinvitrin2Yeni Çağ

About Post Author

About Post Author