Özellikle Türk tiyatrosunun, sinemasının ve müzik dünyasının en önemli isimlerinin yetiştiği ve gençlere, çocuklarabugüne kadar eğitim vermeye devam eden Kültür-Sanat Konağımız, kütüphane yapılacağı(!) gerekçesiyle Kültür ve Turizm Bakanlığı’na bağlı Vakıflar Genel Müdürlüğü’ncetahliye edilecek.
Bakırköy Halkevi olduğu dönemde bu binadan yetişen Üstün Asutay, Tarık Akan, Ayşen Gruda, Cem Karaca, Cihat Tamer, Ergun Köknar ve Erdoğan Sıcak’ın 1993’te kurduğu Bakırköylü Sanatçılar Derneği (BASAD), 19 yıldır hizmet verdiği “SANATÇI FABRİKASI” diye anılan bu binadan çıkarılacak.
Bakırköylüler, sanatçılar, sanatseverler olarak, bizi buradan çıkardıktan sonra bu binayı ne yapacağınızdan, ona mı, buna mı vereceğinizden çok daha büyük meraklarımız var.
Kültür ve Turizm Bakanlığı’na soruyoruz:
Yıkmadan yapamıyor musunuz?
Kütüphane yapmak için eşsiz ve tarihi bir “Sanatçı Fabrikası” yıkılır mı?
“Sanatçı Fabrikası” niteliğinde kaçtane yer yarattınız da buna gerek kalmadı?
Kütüphane için başka yer mi yok?Kütüphaneye bu kadar meraklıydınız da yüzlerce kütüphaneyi neden âtıl bıraktınız? Okul kütüphaneleri kapatılıp derslik yapılırken,Milli Eğitim Bakanlığı’na neden “dur!” demediniz?
Bakırköy’ün güzelim Rıfat Ilgaz Halk Kütüphanesi’ni yıllardır neden kapalı tutuyorsunuz?
Ya da esas soru:
Sahi bizi buradan neden çıkartıyorsunuz?
- Neye karşısınız?
Sanata mı karşısınız?Sanatçıya mı?
Çocukların, gençlerin sanat eğitiminden geçmesine mi?
Sadece burada ücretsiz sanat eğitimi alabilen fakir çocukların yüzlerinin gülmesine mi?
Anayasamızın 64. Maddesine, burada ifade edilen, uymaya zorunlu olduğunuz “Devlet, sanat faaliyetlerini ve sanatçıyı korur. Sanat eserlerinin ve sanatçının korunması, değerlendirilmesi, desteklenmesi ve sanat sevgisinin yayılması için gereken tedbirleri alır.” maddesine mi?
Aydınlık, yurtsever düşüncelerimize, dünyamıza mı karşısınız?

- Neden rahatsızsınız?
Bu büyük, çağdaş kültürel mirası gelecek kuşaklara bırakılmasından mı?
Kültür- sanatla büyüyenlerin farklılaşmasından mı?
Hababam Sınıfı’nın Münir Özkul’la hayat bulan Mahmut Hocası gibi dosdoğru, vicdanlı dürüst kuşaklar yetiştirmemizden mi?
Ayşen Gruda’nın, Cumhuriyet’e sımsıkı sarılın isteğine uymamızdan mı?
Tarık Akan gibi haksızlığaeşitsizliğe karşı olmamızdan mı?
Cem Karaca gibi sınıf ayrımına karşı olduğumuzdan, şarkılar-türküler söyleyip, kadınlı-erkekli el ele, omuz omuza halay çekmemizden mi?
Üstün Asutay, Altan Erbulak gibi halkı güldürmemizden mi?
Cihat Tamer gibi yasakları, sansürleri her dönemde eleştirmemizden mi?
Ressamlarımızın fırçalarıyla rengarenk, aydınlık, güneşli dünyalar yaratmasından mı?
Danstan mı? Baleden mi? Gitardan mı? Kemandan mı? Neden rahatsızsınız?
Haydi söyleyin! Çıkarın ağzınızdaki baklayı:
Sahi bizi buradan neden çıkartıyorsunuz?
Yıllar önce buradan eğitim alanlar hala burada, çocuklarını da buraya getiriyor ve geleneği sürdürüyorlar diye mi?
Bakırköy’deki tüm farklı cemaatlere mensup insanlar burada rahatça huzur ve sevgi içinde toplanıyor diye mi?
Sanatçılar biat etmiyor diye mi?
Mustafa Kemal Atatürk’ün izinden gidiyor, hayat damarlarımızı kestirmiyoruz değil mi?diye mi?
Hadi bizibir yer bile göstermeden çıkardınız,
Ressamlarımızın binadaki yağlı boya lekelerini de temizlediniz, üstünüze yapışacak “sanat düşmanı” lekesini nasıl temizleyeceksiniz?
Hadi bizi çıkardınız,
Buradan Münir Özkul’un perdelere sinmiş tiratlarını nasıl yok edeceksiniz?
Cem Karaca’nın duvarlarda çınlayan sesini nasıl duymazdan geleceksiniz?
Üstün Asutay’ın şakalarıyla yükselen kahkahaları gökyüzünden indirebilecek misiniz?
Milli Halk Oyuncularımızın halaylarını, barlarını, horonlarını nasıl unutturacaksınız?

Hadi bizi çıkardınız,
Sanatçı Fabrikası”nı kapattınız.İyi bir şey mi yapmış olacak mısınız?
Hadi bizi çıkardınız,
Burada eğitim gören 500 çocuğumuza, gencimize, onların velilerinene diyeceksiniz?İşsiz kalan öğretmenlerimize, personelimize ne diyeceksiniz?
Hadi bizi çıkardınız?
Genci, yaşlısı, çoluğu çocuğu, kadını erkeğiyle Bakırköylünün yüzüne nasıl bakacaksınız?
Hadi bizi çıkardınız,
Biz, sanatçılarla, çocuklarla, enstrümanlarımızla, atölyelerimizle, boyalarımızla, tiyatro koltuklarımızla, mikrofonlarımızla, sergilerimizle, tablolarımızla, eşsiz koleksiyonumuzla ve taşıyamayacağımız kadar çok anılarımızla nereye gideceğiz?
Cevabınızı duyamadım sayın Bakan. Sahi biz nereye gideceğiz?
Sayın iktidar mensupları, peki tarih baba sizi nasıl yazacak?
Bakırköy’ün Kültür Sanat Konağı’nı yok edenler,
Bakırköy’ün geçmişine saldıranlar,
Yok etmek için “kütüphane” bahanesine sığınanlar,
Atatürk’ün kurduğu ve kapatılan Halkevleri’nin aynı ruh ve işlevle yaşayan son temsilcisini yok edenler,
Anayasamızın “sanatı ve sanatçıyı koruma zorunluluğuyla” ilgili 64. Maddesine uymayanlar,
Siyasi iktidar, Kültür ve Turizm Bakanı, Vakıflar Genel Müdürü! O sayfalarda sizin de adlarınız olacak. Bu yanlış karara attığınız imzayı “tarih baba” yazacak. Biz de okuyacağız ve hiç unutmayacağız.
Kültür ve Turizm Bakanlığı, Vakıflar Genel Müdürlüğü tahliyeyle ilgili davaları kazanmış olabilir. Bizi binadan çıkarmaya, burada başka bir şey yapmaya yetkili olabilir. Ama haklı mıdır? Yetki başka haklı olmak başkadır.
Soruyoruz:
Ülkemizin kültür ve sanatından sorumlu olanlar böylesine büyük sorunlar yaratacak;sanatçıları, çocukları, velileri, çalışanları mağdur edecek bir uygulamaya siz imza atsanız da, buna halkımız ve sanatçılar kayıtsız kalabilir mi?Kalamadığımız, kalamayacağımız için buradayız.
Sonuç olarak bizler, sanatın, sanatçının, Bakırköy’ün hafızasının, kültürünün ve tarihinin yaşaması için mücadele ediyoruz, edeceğiz.
- Kültür ve Turizm Bakanlığı’na bir daha sesleniyoruz:
Sanata, sanatçıya, kültürel geçmişimize, tarihimize, hafızamıza dokunmayın!
Bilinsin ki, olası olumsuz gelişmelerde de, binanın amacı dışında kullanılmasına Bakırköylüler ve sanatçılar olarak izin vermeyeceğiz. Hukuki mücadelemizi sonuna kadarsürdüreceğiz.
Son sözümüz şu: Biz buradan gitsek de yine geleceğiz.
Çünkü biz hancıyız, biz haklıyız.
Yaşasın Sanat!
Yaşasın BASAD!
Yaşasın Bakırköy!
A.İlhan GülekBASAD YÖNETİM KURULU ADINA / BAŞKAN

