Prof. Dr. Hasan Rıza Aşıkoğlu’nun Ardından…
Dünyanın, olup bitenleri umursamazca, kaygısızca izleyip dönmesini sürdürmesi, yalan-fani dünya nitelemesini-betimlemesini haklı çıkarmaktadır…
Doğup dünyaya intisap edenler de, veda edip ebedi dünyaya-darı bekaya irtihal edenler de dünyanın dönüp durmasına etki edememektedir. Cahit Sıtkı Tarancı’nın dediği şekliyle bunadır efkârımız, dünyanın olağanüstü vedaları sıradanlaştırmasınadır isyanımız…
Zira doğum, insanlığın devamının olağan üstü doğal olayı-olgusudur. Keza veda da yakından etkileneler için trajedidir adeta..
Akademik yazılarımız yanı sıra, dergilerde, gazetelerde yaşamımızda iz bırakanların ardından edebi yazılar yazmayı, duygumuzu trajedi tarzında ifade etmeyi geleneksel hale getirdik. Gayemiz, yakından hissetmeyenler için, geleni var gideni var dünyanın denip sıradan olaylar olarak algılansa da , veda edenlerin vedası, acısını hissedenler için ,derin akis-etki bırakanlar için trajik olduğunu ifade etmektir, vurgulamaktır…
En son, Mayıs 2026’da kaybettiğim Amcam İsmail Akdemir’in ardından yazmıştım…
Akisi yüksek, etkisi yüksek bir kaybımız, trajik kaybımız sevgili hocam, Prof. Dr. Hasan Rıza Aşıkoğlu oldu…30 Temmuz 2026’da tedavi kabul etmez, içtenlikli dilek kabul etmez hastalığa yenik düşerek bizlere veda etti.
Hocamızı 31 Temmuz 2026,Cuma Günü İzmir Karşıyaka Örnekköy Mezarlığında sonsuzluğa sırladık; devri daim ola, mekânı gönüller ola Hkk-Muhammed –Ali yardımcısı, Hızır yoldaşı ola…
Yaşamınıza dokunan bir kıymet veda ettiğinde, doğallıkla derinden etkilenip sarsılıyor ve nihayet anılar neredeyse kronolojik düzende, bloke edip sakladığınız zihin arşivinizden gözünüzün ününden akıyor, yeniden yaşıyorsunuz anları… Zaman tünelinden seçkiler, belgesel izler kıvamında canlanıyorlar… Ne ki, heyhat tekrar yaşanması olanaksız hatıralar…
Anadolu Üniversitesinde lisans öğrencisi iken, derslerime girdi sevgili Hasan Rıza Hocam dı
eğerli eşi Meral Hocam gibi… Derslerini, ön sıralardan ve onun arzu ettiği gibi fomal giyinerek izlerdim, dikkatlice. Aslında öğrencilerin spor ,özgür giyimi belki de doğru olanıdır ancak ben belki de bazı hocalarımızın disiplinine uymak adına ,lisans öğrencisi iken de kravat takıp ceket yada takım elbise giyerdim-o vakitler hayatı tek ceket ve takımla götürmeye çalışırdık elbette..
Hasan Rıza Aşıkoğlu hocamız, 30’lu yaşlarında Yüksekokul Müdürlüğü ve Dekan Vekilliği görevlerinin, pozisyonlarının sorumluluğunu üstlenmişti. Genç yaşta üst makamların sorumluluğuna uygun davranıp makamın ağırlığını fevkalade düzeyde başarılı olarak taşıyıp yürütmüştü. Erken denilecek yaşlarda sorumluluk yüklenip fakültemizin kurumsallaşması için, kadrosunu oluşturmak için çabalıyordu, dönemin efsane Rektörleri Yılmaz Büyükerşen, Akar Öcal ve Rektör yardımcısı Semih Büker’ in desteğini ve takdirini kazanmıştı sayede fakültenin bütün sorunları çözülüyor, araştırma görevliliği kadrosuna atamalar yapılıyordu. Ki o dönemde araştırma görevlisi olarak atananlardan birisi de bendim.
Kendisi de fakülte birincisi olarak akademik kadroya dahil olduğundan olacak ki, dereceyle mezunları yüksek lisansa sevkedip kurumsallaşma için akademik dünyaya yönlendiriyordu. Ekonomik açıdan lisansüstü çalışmalara devam edemeyecek başarılı öğrencilere burs sağlamayı de görev edinmişti. Ekonomik olarak güçlü bir aileden gelmiş olsa da çalışkan olmak kaydıyla fakirlerin de öncü hocasıydı, Hasan Rıza Aşıkoğlu hocamız.. Her konuda olduğu gibi, bu konuda da arka plan destekçişi Dr. Meral Aşıkoğlu hocamızdı…
Akademik dünyaya dâhil olduktan sonra Rıza Aşıkoğlu Hocamın tavsiyesi şu olmuştu: “Yararlı insanlar olun, devletinizi-ülkenizi sevin, sadece sınırlı düzeyde başarılı sizlerle –bizlerle kurumun geleceğini garanti altına alamayız, sizler gibi vatanperver, çalışkan insanları da akademik dünyaya sevk edin ki gelenek oluşturalım, kurumsallaşma sağlayalım…”
Hocamız yöneticilik kariyerinin ilk yıllarında kurumsallaşmayı, sürdürülebilirliği keşfetmiş ve gereğini yapıyordu. Epey de yol aldık. Ancak sonraki süreçlerde farklı-talihsiz yapılanmalar nedeniyle, Rıza Aşıkoğlu hocamın politikası sürdürülebilir olamadı, yazık ki
Bu saptamalar göstertmedir ki, ezcümle, Rıza Hocam ve değerli eşleri Meral Hocam ülkenin yararına ve kurumun geleceğine anlamlı katkılar verip faydalı projeler peşindeydiler. Epey de mesafe aldılar. Meral hocam, modern değerlere sahip bir çağdaş öğretim üyesi olarak, Anadolulu bir kimliği de taşımaktaydı, taşımaktadır. Öğrencilik yıllarımızda, farklı şehirlerde olmanın getirdiği sorunlarla bunalan-tıkanan-çıkmaza giren öğrencilere kol-kanat gerer, sorunlarını dinleyip anne-abla tutumuyla çözümler üretirdi. Ömrü uzun olsun sayın hocamın, esenlikler diliyorum…
Heybetli fiziki imajıyla ve yönetici olmanın verdiği sorumlulukla mesafeli bir diyalog kuran Hasan Rıza Aşıkoğlu hocamıza, kimi kez Meral Hocamız aracılığıyla ulaşmaya çalışırdık. Daha samimi diyaloglar kurabilirdik değerli Meral Hocamızla..
Hocamızı sonsuzluğa sırlama merasiminde ,bir çok hocamızın vurguladığı gibi, çok kişinin yaşamına dokundu, büyük sorunlarla karşılaşan akademisyenlerin sorunlarını ortadan kaldırdı, çok kişinin yaşamında iz bıraktı, başta bendeniz olmak üzere..
Hocam Rıza Aşıkoğlu, müdürlük, dekanlık, rektör yardımcılığı gibi görevler üstlendi, hep adil bir akademisyen ve yönetici rolünü üstlendi, her kategoriden öğretim üyesi sorunlarını anlatıp çözüm üretmek için hocamızı liman yaptı… Hocamız hiçbir şekilde politize olmadı, Atatürkçü kimliğinin dışına asla çıkmadı ve Atatürkçülük’ten de taviz vermedi. Belki de bu yüzden hak ettiği rektörlük makamına hizmet etme olanağı bulamadı. Kim bilebilir. Yetiştirdiği bizler bir nebze hizmet etme olanağı bulduk…
Yazdıklarımız, Hasan Rıza Aşıkoğlu hocamızın binlerce kişinin sosyal, akademik ve kimi kez de ekonomik yaşamına katkı sunduğunu teyid niteliğindedir. Her akademisyen yada yönetici bu denli liyakat merkezli çalışa, üniversşitelerimizi nerelerde görürürdük, kim bilir? Peki, bizler layık olabildik mi? Keskin soru budur işte..!
Yönetici olduğumuz dönemlerde kongrelerimize davet ettim ,ağırlamaya çalıştım ,akademik etkinliklerde yönlendirici konumda olmamdan mutlu olurdu ,İstanbul’da katıldığı 2.Örgütlerin Yönetimi Uluslararası Kongresinde şunu söylediğini anımsıyorum:”Yahu Ali, bazen düşünüyorum da sen olmazsan akademik dünyada kimse akademik etkinlik yapamayacak gibi geliyor bana..”Rahmet olsun sayın hocam, sağlıkla çok yaşa sayın hocam diyemedim. Ahunur’un ,Onur’un ,Meral Hocamın ve torunlarının ömrü uzun ve sağlıklı olsun…Bir nebze layık olabildiysem hocama, mutlu sayarım kendimi..
Hocamız Rıza Aşıkoğlu, amansız hastalığın pençesinde iken bile, Ali Hoca, şu hocaya ders ayarla, şu hocaya kadro bul, sorunlarını çöz diyerek sevdiklerine katkıyı düşünürdü…
Hocamız ardından üzülen binlerce öğrenci, vasiyetini sürdürecek iki akademisyen evlat, Doç. Ahunur Aşıkoğlu, Dr. Onur Aşıkoğlu, her vakit yanında duran vefa örneği eş Meral Aşıkoğlu’nu bıraktı. Sırlama merasimindeki duygusal Ahunur, güçlü Onur ve gururlu-onurlu eş Meral Aşıkoğlu, Rıza Hocamın anısını layıkıyla yaşatacaklardır, öğrencileri olarak bizler de var olduğumuz müddetçe onurla-gururla anmaya devam edeceğiz…Kız çocuk babaya düşkündür ,özlü sözünü haklı çıkarırcasına Ahunur merasimin başından sonuna hüzünlüydü,acısı tarifsizdi, mezarlıkta kefeniyle toprağa bırakılan hocamızın cansız bedenine eliyle toprak atma çabası çok etkileyiciydi, tesirliydi…Doçent olan Ahunur Hoca, hayrlı evlat olarak hatırasını yaşatıp babasının misyonunu sürdürecek ,acısının dinmesini temenni ederim..
Meral Hocamız da zor günler geçiren eşinin bir an bile yanından ayrılmadı, nikâh merasimindeki “iyi günde kötü günde taahhüdü”ne sıkı sıkıya bağlı kalarak hizmet etti Rıza Hocamıza, iftihar ediyoruz Meral Hocamızla….Hocama da sabır diliyorum ,ömrü uzun olsun…
Son sözümüz ne olaki! Kurumsallaşmanın ve sürdürülebilirliğin mimarı veda etti, misyonunu bizlere ve bilhassa Onur’a, Ahunur’a, genç akademisyenlere bıraktı. Hak rahmet eylesin, hissedenlerin acısı dinsin, ruhu sonsuzluk olsun ,toprak şefkatle kucaklasın…
Prof. Dr. Ali Akdemir, Arel Üniversitesi Öğretim Üyesi,aliakdemir@arel.edu.tr
