
İnsanların refahı ve mutluluğu muhakkak ki, toplumsal refah ve huzura bağlıdır. En fazla ihtiyacımız da bu alandadır. Zira, Türkiye de yaşam memnuniyeti ve insanların mutluluk oranı son yıllarda çok geriledi.
Yaşam memnuniyeti ve mutluluk endekslerini, kişi başı gelir, sağlıklı yaşam beklentisi, sosyal destek, yaşam tercihleri özgürlüğü, yolsuzluktan arınmışlık, belirliyor. Bazı endekslere göre;
- Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) verilerine göre, Türkiye de yaşam memnuniyet oranı 2003 yılında yüzde 59,6 iken, 2022 yılında yüzde 49,7’ ye geriledi.
- Dünya Mutluluk Oranı raporuna göre (World Happiness Report 2025) Dünyada 143 ülke içinde Türkiye 98 sırada yer aldı.
- OECD İyi oluş panosu (Better Life Index) ine göre, OECD ortalaması 6,7 iken, Türkiye’nin puanı 4,9’ dur.
Toplum neden bu kadar huzursuz ve halk neden bu kadar mutsuz oldu;
1) Hayat pahalılığı ve geçim baskısı
TÜİK’in 2024 Yaşam Memnuniyeti Araştırması’nda “ülkenin en önemli sorunu” sorusunda hayat pahalılığı ilk sırada yer alıyor. Hayat pahalılığı bazı kesimlerin gelirinin, enflasyonun altında kalması nedeni ile oluştu. Maaş ve ücretler TÜİK’in düşük kalan TÜFE’ sine göre düzenlendi. Bütçeden para dağıtılan bir kesim var, dağıtılmayan bir kesim var. Tüm vergiler artırıldı. Vatandaşın net harcanacak geliri azaldı.
Çözümü, istikrarı sağlamak, enflasyonu düşürmek, maaş ve ücretler için geçinme endeksi hazırlamaktır.

2) Yoksulluk ve gelir dağılımı eşitsizliği,
Gelir dağılımında bozulma ve yoksulluk artık kamu vicdanının kabul edemeyeceği bir boyuta ulaştı.
Ülkemizin yoksulluğu, son 20 yıldır sürekli cari açık vermemizden kaynaklanıyor. Halkın yoksulluğu ise , reel olarak ücretlerin düşük kalması, paralı yollar dahil kamu hizmetlerinin pahalılaşması, eğitim ve sağlık hizmetlerinin özelleştirilmesi ve eğitimde fırsat eşitliğinin kalkması, açık ve gizli işsizliğin artmasıdır.

3) İşsizlik, güvencesiz çalışma ve çalışma koşulları
İş bulamama kadar, düşük ücret–uzun çalışma, kamuda liyakat esasının kaldırılması ve yerine mülakatın getirilmesi, kayıt dışılık ve “yarın ne olacak?” belirsizliği halkta mutsuzluğu besleyen bir sorun haline geldi.
OECD ülkeleri içinde Eğitimde olmayan ve aynı zamanda işsiz olan gençler oranı sıralamasında Türkiye başta geliyor.

Türkiye’nin bir istihdam politikası olmalıdır. Bu çerçevede;

4) Adalet/hukuk ve kurumlara güven
Türkiye de, AİHM kararları ve AYM kararları uygulanmıyor. Yalnızca tek başına bu sorun hukuka ve Yargıya güven açısından bir göstergedir. Kaldı ki anketlerde de yargıya güven sorunu oluştuğu anlaşılıyor. Söz gelimi Panorama Araştırma Şirketi’nin Mayıs ayı anketine göre yargıya güven yüzde 27’ler seviyesine geriledi.
Bu sene Mart ayında başlayan CHP‘li belediyelerin, muhalif gazetecilerin tutuklu yargılanması, İnsanların “hak arama”, “eşit muamele görme” ve “kurallar herkese aynı mı?” konusunda endişe duymasına neden oldu ve günlük hayattaki huzuru doğrudan etkiledi.
Demokratik, hukuki ve kurumsal altyapıya dayanmayan iktisat politikaları ne olursa olsun , başarısız olur. İstikrar ve huzur için
5) Şehir yaşamı: trafik, gürültü, kalabalık, sosyal alan eksikliği
Yoğun trafik, yeşil alan/sosyal alan yetersizliği günlük stres düzeyini yükseltiyor. Özellikle yollarda aslında yalnızca trafik polisi ve jandarmanın takması gereken çakarları herkes takıyor. Bu çakarcılar, özellikle çevre yollarında arıza şeritlerinde alarm çalarak herkesi rahatsız ve huzursuz ediyorlar. Trafik düzenini ve insanların huzurunu bozuyorlar. Ne gariptir ki bakanların arabasında da çakar var. Oysaki bu çakarlar yalnızca kurumaların arabasında olmalıdır.
Maalesef bu tür bir çakar uygulaması yalnız kabile devletlerinde olur. Ayrıca yasaya uygun olduğunu da sanmıyorum.

6) Toplumu en fazla rahatsız eden ve en büyük tehlike sığınmacılardır.
2011 yılında Suriye İç Savaşı’nın başlamasıyla ilk büyük kitlesel giriş oldu. Türkiye “açık kapı” politikası uyguladı ve kitlesel girişler oldu.
2012–2014 yıllarında girişler hızlandı; geçici barınma merkezleri (kamplar) kuruldu.
2015 yılında Suriye’den ve Afganistan, Irak gibi ülkelerden gelenlerin sayısı zirveye ulaştı.
Kitlesel girişte kimin Işid’çi olduğu, kimin PKK olduğunu nasıl ayıracaksınız. Dahası Işidçılar herkes tarafından biliniyordu. Bu nedenle önceki gün üç polisimiz şehit oldu.
Halk rahatsız, tüm anketlerde halk Suriyeliler işimizi aldı, sosyal huzurumuzu bozdu, geri gitsin diyor.
, Yayınlama 31 Aralık 2025
Yayın Köşe Yazıları, Son Köşe Yazıları, vitrin, vitrin2, Yeni Çağ
