Gürer: “Zoonotik hastalıklar için yeterli önlemler alınmalıdır”

“Hayvan hastalıkları büyük zaiyatlara neden oluyor”  “Üçgün hastalığı Güney bölgemizdeki illerde yayılıyor”

CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, büyükbaş ve küçükbaş hayvanlarda salgın halinde görülebilen ve ciddi  ekonomik kayıplara neden olabilen hastalıklara karşı etkili mücadele edilmesi gerektiğini söyledi.

Gürer:  “Brusella, şarbon gibi büyükbaş hayvanlara büyük zarar veren hastalıklardan sonra sinek ile bulaşan üçgün hastalığının da besicinin kâbusu durumuna geldiğini  belirtti.

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, konuyla ilgili yaptığı açıklamada, büyükbaş ve küçükbaş hayvanlarda farklı evrelerde yaşanan hastalıkların büyük ekonomik kayıplara neden olduğunu ifade etti. Gürer,  Sayıştay raporlarına yansıyan aşı sorununun ne yazık ki halen daha sorun olduğunu ve  2012 yılından beri rastlanmayan üçgün hastalığının Güney illeri ve Çukurova’da ciddi sorun yarattığına dikkat çekti. Üçgün hastalığının bir sinek ile hayvana geçip sütten kestiği ve ölümlere kadar giden vakaların olduğu yönünde besicilerin kendisini  aradığını halen yeterli aşı olmamasının da besiciyi ciddi kaygılandırdığını belirtti.

Ömer Fethi Gürer, “Virüs kaynaklı salgın bir hastalık olan üçgün hastalığı konusunda Bakan’a önerge verip durumu duyurduğunu, geçtiğimiz haftalarda Kuzey Irak’ta görüldüğü, ardından da Güneydoğu Anadolu illerinde ilerlediği  ve halen bölge de yeterli aşı olmayışının besicileri ciddi kaygılandırdığına dikkat çekti.

AŞILARDA SORUN NEDEN

CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer üçgün hastalığı için acil aşı ve önlem çağrısı yaparken, tüm büyükbaş ve küçükbaş hayvan aşılarının hastalıktan önce hayvanlara uygulanması  gerektiğini söyledi.

Gürer, “2018 yılında yapılan denetim sonrası 2019 yılında yayınlanan Sayıştay raporlarında, Bakanlık tarafından satın alınan aşılar Veteriner Kontrol Enstitü Müdürlüklerine, İl Müdürlüklerine ve İlçe Müdürlüklerine transfer edildiği, ancak Bakanlık enstitüleri ile İl ve İlçe Müdürlüklerinin uygun ve yeterli soğuk zincir alt yapısına sahip olmaması sebebiyle aşılar üretiminden son kullanımına kadar gerekli koşullarda taşınamamakta, depolanamamakta, hayvanlara uygulanamamakta ya da ürünlerin soğuk zincir koşullarında oluşan sapmalardan zamanında haberdar olunamamasından dolayı gerekli önlemler alınamadığı belirtilmektedir. Tüm bunların sonucu olarak ta; ürün bozulmalarından kaynaklı ekonomik zararlar meydana gelmekte veya etkinliğini kaybettiği halde bilinmeksizin kullanılan ürünler ile aşılanan hayvanlarda yeterli bağışıklık temin edilemediği de ifade edilmektedir. Bu başlı başına önemli ve sorunlu bir durumu yansıtmaktadır. Son durumu Bakan’a sordum yanıtını bekliyorum. Aşıların raporda ifade edildiği şekilde olması çok tehlikeli bir durumdur. Keza yine aynı raporda “Aşıların zayi olması ve etkinliğini yitirmesi görünen maliyetlerinin ötesinde çok daha büyük toplumsal maliyetlere yol açan bir durumdur. Hayvan sağlığı kadar insan sağlığını da etkileyen bu hastalıklarla etkin bir mücadelenin sağlanabilmesi için ivedilikle aşıların zayi olmasına yol açan soğuk zincir sisteminin iyileştirilmesi, bu amaçla hazırlanan projelerin yürürlüğe girmesi konusunda öncelik tanınması ve aşıların gerçekten ihtiyaç duyulan il ve ilçelerde bulunmasını sağlayarak zayi olmalarını engelleyen bir aşı izleme sisteminin acilen kurulması gerektiği değerlendirilmektedir.”  Şeklindeki ifadeler durumun ne kadar vahim olduğunun somut göstergesidir.

MÜDÜRLÜKLERE ÜÇGÜN İÇİN ACİL AŞI GÖNDERİLSİN

CHP Milletvekili Ömer Fethi Gürer, sinek ile büyükbaş hayvanlara taşınan ve 2012 yılında yaşanan salgın ile süt ineklerinin verimini önemli ölçüde engelleyen hastalığın süt inekçiliği yapanların kâbusu olduğuna vurgu yaptı ve hastalığın büyük ekonomik yıkıma neden olduğunu belirten Gürer, “Uzmanların ölüme neden olmaz açıklamalarına karşın besiciler hastalık etkisi ile buzağı düşüren, sütü kesilen ve ağırlaşarak  ölen örneklere tanık olduklarını ifade etmektedirler” dedi.

CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, Tarım ve Orman Bakanı Bekir Pakdemirli tarafından yanıtlanması istemiyle verdiği yazılı soru önergesine yanıt beklediğini de ifade etti. Gürer, “Üçgün hastalığı için Bakanlık sahadan örnekleme yapıp, vakaları takip edip PCR ile identifikasyon yapmış mıdır? Senelerdir koruyucu olarak özel izinle getirilen aşı ithalatı ile ilgili bir girişim ve buna bağlı bir gelişme var mıdır? Aşı mevcut mudur? Çok acil hareket etmezsek Güney bölgelerimizdeki damızlık stokumuzun tehlikede olduğunun bakanlık farkında mıdır? Üçgün hastalığı acil eylem planı var mıdır, var ise uygulamaya konmuş mudur, uygulamaya konulmuş ise plan hangi aşamadadır?“ şeklindeki sorularına yanıt beklediğini ifade etti.

Gürer: Pancar üreticisi tedirgin…

 “Şeker fabrikalarında kampanya dönemi başlamasına rağmen taban fiyat  neden belli değil?”

 

CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, şeker fabrikalarında 2020 yılına ait kampanya dönemi başlamasına rağmen, taban fiyatının açıklanmamasının, üreticiyi tedirgin ettiğini söyledi. 

Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, şeker pancarı üretimindeki maliyet artışları da dikkate alınarak taban fiyatın 16 polar (şeker oranı) 390 TL, 20 polar için ise 490 TL olması gerektiğini belirtti. 

ŞEKER PANCARI GENİŞ YELPAZELİ BİR EKMEK KAPISIDIR

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, Niğde’nin Bor ilçesinde şekerpancarı ekili alanları gezdi. Pancar üreticileriyle görüşüp sorun ve taleplerini dinleyen Ömer Fethi Gürer, stratejik bir ürün olan şekerpancarının; tohum, ilaç ve gübresini satanı, tarlada çapalayanı, bakımını yapanı, nakliyesini gerçekleştireni, fabrikada üretim yapanı ve satanıyla çok geniş yelpazeli bir ekmek kapısı olduğunu belirtti.

400 BİN OLAN PANCAR ÜRETİCİ SAYISI 100 BİNE KADAR DÜŞTÜ

2000’lı yılların başında ülkemizde 400 bine yakın şeker pancarı üreticisi varken, şeker fabrikalarının özelleştirilmeye başlamasıyla birlikte bu rakamın 100 binin altına  düştüğünü vurgulayan CHP Milletvekili Ömer Fethi Gürer, “Şekerpancarı üreticisi sayısı her geçen yıl azalıyor. Böylesine stratejik bir ürünün ülkemizde giderek  ekim alanlarının azalmaya başlamasıyla birlikte, hem şeker pancarı üreticisi hem de şeker pancarından dolaylı yollardan kazanç sağlayan çok sayıda sektör temsilcisi de ciddi mağduriyet yaşayacaktır. Türkiye’de 2018/19 üretim sezonunda şeker pancarı ekim alanı 292 bin hektar  olurken, üretimin de 17,5 milyon ton olmuş ve 2017/18 üretim sezonuna göre azalma görülmüştü. Devlete ait olan şeker fabrikalarının özelleştirme süreci bu üretim azalışında etkili oldu. Özelleşen fabrikaların çiftçi aleyhine uygulamaları tepki çekti. Bunun üzerine 2019 yılında pancar taban fiyatı çiftçiyi en azından  zarar etmeyeceği bir fiyat  verilerek kısmen de olsa ekim yapması sağlandı. Bu yıl ise alım başlamasına rağmen ortada fiyat yok” dedi.

GEÇEN YIL TON BAŞINA 300 TL TABAN FİYAT BELİRLENMİŞTİ

2018 yılına ait kampanya döneminde şekerpancarının ton fiyatının 235 lira olduğunu anımsatan CHP Milletvekili Ömer Fethi Gürer, taban fiyatın 2019 yılında 16 polar için  ton fiyatının 300 liraya ve 20 polar için  ton fiyatının 360 liraya  yükseltildiğini hatırlattı.

BU YIL TABAN FİYATIN AÇIKLANMASI NEDEN GECİKTİ?

Ömer Fethi Gürer, şeker fabrikalarının 21 Eylül’den bu yana pancar alımına başladığına da dikkat çekerek, “Üretici tarlasındaki şekerpancarını sökerek fabrikaya götürüyor. Ancak fabrikaya sattığı ürünün değerinin ne olduğunu halen kendisi de bilmiyor. Taban fiyatın bir an önce açıklanması gerekiyor” diye konuştu.

16 POLAR İÇİN 390 TL, TABAN FİYAT BEKLENTİSİ VAR

Şekerpancarı üretimindeki maliyet artışlarına da vurgu yapan CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, “Çiftçiler pandemiye rağmen üretim yaptı. Gübre, ilaç, tohum gibi girdiler geçen yıla göre ciddi oranda arttı. Bu artışlar dikkate alınarak 16 polar için ton başına en az 390 TL, 20 polar için de ton başına 490 TL taban fiyatı belirlenmesi gerekiyor. Ürününün değerinde alınmasını isteyen pancar üreticilerin beklentileri bu yöndedir. Her zaman göz ardı edilen pancar üreticilerine pandemi sürecinde olsun kulak verilmeli ve taban fiyatla ilgili beklentileri karşılanmalıdır” şeklinde konuştu. Gürer, şeker pancarından elde edilen şeker yerine nişasta bazlı şurubun pazarda yer bulmasının sağlık açısından ciddi risk oluşturduğu uzmanlar tarafından ifade edildiğini, şeker pancarı üretiminin teşvik edilmesinin şart olduğunu da söyledi.

PANDEMİ DÖNEMİNDE ŞEKER PANCARININ ÖNEMİ

CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, şeker pancarından ürün olarak yalnız şeker elde edilmediğine dikkat çekti. Gürer, “Fabrikada işlenerek şeker üretimi sağlanırken,  çıkan yan ürünler başta hayvancılık olmak üzere sanayinin diğer alanlarında da kullanılıyor. Yaş pancar posası ( küspe) hayvan yemi olurken, melas üretimi ile de maya ve yem sanayisinin ihtiyacı karşılanıyor.  Ayrıca Karbondioksitle parçalama metodu ile bazı şeker fabrikalarında etil alkol üretimi yapılıyor. Özellikle pandemi süresinde bu fabrikaların önemi bir kez daha ortaya çıktı. Ne yazık ki Türkiye Şeker Fabrikaları A.Ş.’ye ait Erzurum, Eskişehir, Malatya ve Turhal Şeker Fabrikaları’nda alkol üretim tesisi mevcut iken, özelleştirmeler sonucu bu sayı ikiye düştü ve Eskişehir ile Malatya alkol üretim tesisleri Türkşeker bünyesinde kaldı. Üretilen alkol; alkollü içeceklerde, sağlık sektöründe, sanayi imalatı sektöründe, kozmetik ve dezenfektan yapımında kullanılıyordu. Kolonya ve dezenfektan yapımında pancarın önemi bu dönem daha da iyi anlaşıldı. Cumhuriyet’in ilk yıllarında Atatürk’ün talimatı ile kurulan şeker fabrikaları sosyal anlamda bölgelerin gelişiminde de büyük rol oynamaktaydı. Pancarın stratejik bir ürün olarak ekim alanları artırılarak üretim yapan çiftçinin korunması da sağlanmalıdır. Özelleştirmelerden vazgeçilmeli ve kamu anlayışı olarak  şeker pancarı üretimi ile işlenmesini sağlayacak bir yaklaşımla duruma sahip çıkılmalıdır” diye konuştu.

Gürer: “ 4 milyon ekmek çöpe gidiyor”

Gürer: “Bazı Avrupa ülkelerinin  tükettiği kadar ekmek israf ediyoruz”

 

CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, ekmek israfını soru önergesiyle TBMM gündemine getirdi. Önergeyi yanıtlayan Tarım ve Orman Bakanı Bekir Pakdemirli, “Ekmek İsrafını Önleme Kampanyası” ile geçmişte  israfın yüzde 18 oranında önlendiğini ve kapsamında günde 1 milyon 50 bin adet ekmeği çöpe atılmaktan kurtardıklarını açıkladı.

Gürer “Ülkemizde, çoğu Avrupa ülkesinde tüketilen ekmek kadar, ekmek israf ediliyor, bu bağlamda ciddi önlemler alınmalıdır” dedi.

 

GÜRER, EKMEK İSRAFINI TBMM GÜNDEMİNE GETİRDİ

Ömer Fethi Gürer, yazılı soru önergesinde, “Ülkemizde gıda ve ekmek israfına karşı başlatılan çalışmalar olsa da bu bağlamda istenilen sonucun alınamamasının nedenleri nelerdir?

Bu konuda yeni bir çalışma yapılması düşünülmekte midir? Bir yılda israf olan yemek ve ekmek miktarı ne kadardır?” şeklinde sorular yöneltti.

EKMEK İSRAFINI ÖNLEME KAMPANYASI 

Gürer’in önergesine yanıt veren Tarım ve Orman Bakanı Bekir Pakdemirli, 2013 yılında “Ekmek İsrafını Önleme Kampanyası” başlattıklarını belirtti.

Bakan Pakdemirli, Kampanya kapsamında, tüm kamu kurum ve kuruluşları, yerel yönetimler, üniversiteler, sivil toplum kuruluşları ile özel sektör işbirliğiyle 1 yıl içinde yaklaşık 800 adet bilinçlendirme ve israfı önleme etkinliği düzenlendiğini ifade etti.

YILDA 384 MİLYON EKMEK ÇÖPE GİTMEKTEN KURTARILDI

Kampanya kapsamında yapılan çalışmaların etkisini ölçmek amacıyla 2013 yılı sonunda yeni bir araştırma yapıldığını belirten Bakan Pakdemirli, ekmek israfında 2012 yılına göre yüze 18 oranında azalma olduğunu, günde 1 Milyon 50 Bin adet, yılda ise 384 Milyon adet ekmeğin çöpe atılmaktan kurtarıldığını kaydetti.

KAMPANYA 2018’E KADAR DEVAM ETTİ 

Pakdemirli, “2018 yılına kadar çeşitli kamu kurum ve kuruluşları, sivil toplum örgütleri ve özel sektör kuruluşlarıyla iş birliği içerisinde çok sayıda faaliyet düzenlenmiştir” dedi.

GÜRER: “4 MİLYON EKMEK İSRAF EDİLİYOR”

Önerge sahibi CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer ise “Tarım ve Orman Bakanı Pakdemirli’nin verdiği bilgiye göre ekmek israfını önleme kampanyası kapsamında yüzde 18 oranında azalma olmuş, bunun rakamsal karşılığı da günde 1 milyondan fazla ekmek israf edilmekten kurtarılmış. Yüzde 18’i 1 milyondan fazla olan ekmek israfının tamamı kaba hesapla 5 milyonu buluyor. Buna göre halen 4 milyon civarında  ekmek israf ediliyor ki bu çok büyük bir rakamdır” diye konuştu.

2018’DEN SONRADA NEDEN DURDU.

Ömer Fethi Gürer, Bakan Pakdemirli’nin 2013 yılında başlatılan kampanya kapsamında 2018 yılına kadar etkinlikler düzenlendiği yönündeki açıklamasına da dikkat çekerek, “Buradan 2018 yılından sonra ekmek israfını önleme kampanyasıyla ilgili etkinlikler düzenlenmediği de anlaşılıyor. Bizim israf ettiğimiz ekmek miktarı bazı Avrupa ülkelerinin tükettiği ekmek miktarından bile fazla.  1 ton buğdaydan 680 kg un elde ediliyor.1 ton undan 200 gramlık 6 bin 500 ekmek üretiliyor (tuz, su, maya ilavesiyle). Günlük 4 milyondan yıllık 1.5 milyara yakın ekmek ne yazık ki çöpe gidiyor.

1.5 milyar ekmek üretmek için 250 bin ton un gerekli,250 bin ton un üretmek için de 367 bin ton buğday, Türkiye’nin yıllık buğday üretimi 20 milyon ton civarında… 10 milyon tona yakında ithalatımız var. Son olarak 15 Eylül’de 500 bin ton buğday ithal edildi. TMO yerli üreticiden tonu 1650 TL’ye aldığı buğdayı 1800 TL fiyatla ithal etmek zorunda kaldı. Başta ekmek olmak üzere un ile elde edilen ürünlerde israfı en aza indirmeliyiz. Bu konuda yeni çalışmalar yapılmalı ve ekmek israfının önlenmesi noktasında farkındalık oluşturulmalıdır. Bir yanda çöplükten ekmek arayıp yaşamak zorunda kalanların olduğu ülkemizde günlük 4 milyon ekmek israfı kabul edilebilir bir durum değildir” şeklinde konuştu.

GIDA İSRAFI DA AZ DEĞİL!

Ülkemizde ekmek israfı kadar gıda israfının da önemli boyutlarda olduğuna işaret eden Ömer Fethi Gürer, “İsrafın önlenmesi noktasında yapılacak çalışmalar, sadece ekmek için değil, aynı zamanda gıda için de olmalıdır” ifadelerini kullandı.

 

 

 

 

About Post Author

About Post Author