Çırpınıyordu, ölümün sihirli aşkı ile dans eden
Mahzun bir pavlonya yaprağı…
Gurbet dedi, sıla dedi, ışık dedi, anne dedi ve
Sustu.
Rüzgardı,
Sabahın asalet yüklü ilk neşeli türküsünü usulca
Mırıldanan. Telli kavak olağanca ağırlığıyla hafif
Hafif, hışırdadı, adeta, gururla ellerini göğe açtı
Ve,
Şöyle dedi; bilmiyorum ben kara taşta pişmiş
Mis kokulu ekmekten başka kutsal bir hazineyi.
Pavlonya öldü. Güneş tepeye yükseldi. Martılar
Akın akın yosun kokusu taşıdılar kentin göbeğine.
Kanatlarında parlak birer yıldız ışıltısı. Ağlaştılar.
Gitmeliyim dedi bir adam ihtiyar bir adam, bilge
Bir adam, çok uzun bir yol bu, kervanlarında atlı
Karıncaların olduğu bir garip tabloda. Ahbapları
İle vedalaştı. Okyanuslar kadar fezaydı canlılık.
Gün battı. Akşam oldu.
Pavlonya yeniden hayat buldu.
/ EA
–
Emine Atak
Ressam / Şair
0 553 0959893

