Gölgeler, gölgeler…
Ay ışığına uzanmış
Sarhoş gölgeler.
Bir çığlık
Deli bir kara tren,
Çatlak bir cırcır böceği,
Bir ayak sesi
Gelip geçti,
Sanki tanıdık gibiydi.
Balkon çok soğuk
Pencere önü daha iyi.
Ve şimdi bir yıldız kaydı
Ve bir gözyaşı sevindi.
Derken; bir çiğ düşmüş,
Bir çiğdem gülmüş
Bakışırken ay ve güneş
En kızılken toprak, en kızılken gök
Birden o sıcak gözler görünmüş.
Gözyaşı, gözyaşı, gözyaşı…
Ve şimdi bir yusufçuk uçurmalı.
Uçmalı, uçmalı ve
Annemin yorgun omuzlarına konmalı.
Ve bir türkü tutturmalı,
Öyle ki annemin elleri kokmalı.
Ve eğer onsuz varsa bir parça
Tadı sevginin
Şu kahrolası geceyi de
Gündüzü de yakmalı.
/ EA
NE TUHAF
Tüm zamanlarımı o tuhaf, o huzurlu ana adadım.
Esrarengiz, deruni ve sanki sonsuz bir
Kabir cenneti.
Sen ey latif aşk! Lütfen aldanma ve aldırma
Ve şuna yürekten emin ol;
Tüm çiçekler erkenden solsa ve yese bir ömür
Bir yaz vurgunu ve geçse mevsimler bir bir
Yine sen, yine sen, yine sen diye şakır bülbül.
Ağaç ağaç,
Sokak sokak kaçar, uçar, uçar, uçar…
Ve ben de şuna yürekten eminim;
Arasam, bulsam, sarsam, sarmalasam, saklasam
Ve kaçsam,
Sen öpünce geçecek…
Ve şimdi dizlerim, dirseklerim ve alnım yaralı,
Kanırtırım zira her sabah kabuğun altını…
Ve olsa da,
Semaya yayılan ve uçup giden ince bir saz,
Ne tuhaf!
Görüyor, duyuyor kalbi, aşkı ve sesi, ağlayan
Notalar ve kederli bir keman kadar sahici
Bu yaz, bu yaz, bu yaz…
Ve şimdi gümüşi bir yalnızlık bu sayfalarda
Ve adı yine yalnız sen…
Ve yine ne tuhaf!
Nicedir, hiçbir aşk bu denli bana ait değildi
Ve nicedir bir baba şefkati bu denli benim.
Tüm zamanlarımı o tuhaf huzurlu ana adadım.
/ EA
Emine Atak
Ressam / Şair
0 553 0959893

