
Bir gazete haberi aynen şöyle idi; ‘’Yüksek katma değerli üretimi ve ihracatı artıran enerjide dışa bağımlılığı azaltan yapısal dönüşüm adımlarımıza devam edeceğiz. Mayısta yıllıklandırılmış cari açığın 37 milyar dolar olarak gerçekleştiğini belirten Şimşek Küresel ekonomide şoklara karşın cari açığın sürdürülebilir seviyelerde kalması, ekonominin dayanıklığını gösteriyor‘’ dedi.
Eğer cari açığın finansmanı doğrudan ve yeni yabancı sermaye yatırımları ile yapılıyorsa, bu takdirde cari açıktan doğan kaynak kaybı, potansiyel üretim artışı, istihdam artışı ve büyüme ile telafi edilir. Cari açığın finanse ediliyor olması veya cari açıkla yaşanması kaybın olmadığını göstermez.
1- Şimşek’in Türkiye de katma değerli üretime katkısı negatif oldu.
TÜİK dış ticaret verilerine göre, Türkiye’nin Ocak-Mayıs 5 ayda;
- Şimşek’ten önce, İmalat sanayii ürünleri ihracatı içinde yüksek teknoloji ürünleri ihracatının payı 2023 yılında yüzde 3,7 iken bu sene 2026 yılında aynı beş ayda 3,4’e geriledi.
- Şimşek’ten önce Toplam ihracatımız içinde, yüksek teknoloji ürünlerinin payı yüzde 3,47 iken, bu sene aynı beş ayda 3,15’e geriledi.
2- 2026’da küresel ekonomide şok falan olmadı?
Orta doğu savaşı ve enerji fiyatlarında bozulma petrol fiyatlarında artış yarattı ve fakat küresel etkisi, enflasyonun bir puan kadar artışı ile, büyümenin yarım puan düşmesi şeklinde olacaktır.
Dahası bir ülke petrol ithalatçısıdır diye dış açık vermesi söz konusu değil. Söz gelimi IMF’nin 2026 tahminlerine göre Güney Kore, Çin, Tayvan, İsveç, İsviçre’nin GSYH’larının yüzde 4’ü ile yüzde 18’i arasında cari fazla vermeleri bekleniyor.
Yani dünyanın şok falan yaşadığı yok. Eğer ekonomide çok büyük olumsuz değişme olursa, adına şok denilir.
Söz gelimi, Türkiye kur şoku yaşadı, 2017 yılında 3,79 olan dolar kuru 2018’de 7,09’a yükseldi. Türkiye TL krizi yaşadı 2017 Temmuz ayında 17,53 olan TÜFE oranı 2022 Temmuz ayında 78,62 oldu.
3- Cari açık halkı yoksul bıraktı.
Kalkınma aşamasında ülkeler teknoloji ithal etmek için geçici cari açık verebilir. Ama Türkiye mevcut yatırımların amortismanına yetecek kadar yatırım malı ithal ediyor. Bu durumda 25 yıldır cari açık veren bir ülkenin ekonomi yönetimi cari açığın sürdürülebilir seviyelerde kalıyor demesi, iktisat bilimine yapılan en büyük sabotajdır. Çünkü Ekonomi yönetiminin işi cari açığı çözmektir. İç açıklar ekonomi içinde kaynak transferidir, her şey GSYH içinde transferdir. Fakat bizdeki türden bir cari açık dışarıya kaynak transferidir. Ülkenin ve halkın fakirleşmesine neden olur. Halkın refahını düşürür.
Türkiye 2003 yılı başından 2026 Mayıs ayına kadar geçen son 22 yıl 5 ayda 789,2 milyar dolar cari açık verdi. Yani bu kadar kaynak ve servet kaybettik.
4- Cari açık çözümsüz değil.
Genel olarak Kalkınma plan ve programları içerisinde, Türkiye’nin rekabet gücünü artırmak ve ihracata yönelik önlemler almak gerekir. Bunlardan bazıları;
*Yüksek teknoloji üretimini ve ihracatını artırmalıyız.
Bu nedenle AR-GE’ ye daha fazla kaynak ayırmalıyız. Eğitim ve araştırmayı ideolojik çizgiden uzak tutmalıyız. Liyakat esasına dayalı araştırma ve çalışma imkânları yaratarak beyin göçünü önlemeliyiz.
*Üretimde kullandığımız ithal aramalı ve hammadde payını en aza düşürmemiz gerekir.
Bunun için yatırım ve üretim altyapısı olan demokrasi ve yargı bağımsızlığında güven sorununu çözmemiz gerekir. Pamuk, deri gibi hammaddelerin, iplik gibi aramallarının Türkiye’de üretimine devletin yüksek teşvik vermesi ve gerekirse geçici bir süre için, bu alanda piyasaya girmesi gerekir.
*Denge kuru gözetmeliyiz.
Türkiye için uygun kur rejimi, ekonomik konjonktürü, mevcut riskleri, piyasa şartlarını dikkate alan ve kurdan dolayı ortaya çıkabilen sosyal maliyetleri minimize eden bir rejim olmalıdır. Şimdi yapılan Merkez Bankası ve kamu bankalarının kurlara aşırı müdahalesi ve kurlarda belirsizlik önlenmelidir. Kurların istikrarlı olduğu yeni bir baz yılı seçilip,’’ TL enflasyonu eksi dolar enflasyonu çarpı dolar endeksi ‘‘ne dayalı Reel kur dengesi sağlamalıyız.
*Dış ticaret politikası değişmelidir:
Dış ticaret açığının beşte dördünü Çin ve Rusya’ya karşı veriyoruz. Çin’den teknoloji ithal etmiyoruz. Bavul, plastik, deri eşya, incik-boncuk ithal ediyoruz. Rusya’dan diğer ülkelerin aldığından daha pahalı gaz alıyoruz. Çin ve Rusya ile olan dış ticaretimize sınırlama getirmeliyiz.
Özellikle Çin’e karşı dış ticaret politikasını değiştirip, uluslararası anlaşmaların elverdiği ölçüde Gümrük tarifelerini arttırabiliriz. Kota uygulamak gibi bazı tedbirlerle bazı ürün gruplarının ithalatını önleyebiliriz.
Yayınlama 15 Temmuz 2026
Yayın Köşe Yazıları, Son Köşe Yazıları, vitrin, vitrin2, Yeni Çağ
