
TÜİK verilerine göre, Türkiye’de hane halkı tasarruf oranı 2018’de yüzde 16.5 iken 2024’te yüzde 11.3’e geriledi. Bunun en önemli nedeni, maaş ve ücretlerin geçim seviyesinin altına düşmüş olmasıdır. Demek ki bugün halkın ancak yüzde 89’u tasarruf edemiyor. Geliri geçimine zor yetiyor. Yada varsa tasarruflarından yiyor, söz gelimi malı mülkü varsa satıyor, yastık altı varsa bozduruyor veya borçlanıyor.
1980 öncesi yıllarda, Bir üniversite doçenti maaşının dörtte biri kadar taksitle yerli araba alabiliyordu. Ben bizzat yaşadım. Emekli olan bir memur ise emekli ikramiyesi ile bir ev, bir araba alabiliyordu.
Bugün halkın yüzde 11’i tasarruf ediyor, ancak bunun bir kısmı yastık altına gidiyor. Bir kısmı yurt dışına çıkıyor. Yurt dışında gayrimenkul alımı için çıkan yerli sermaye, gayrimenkul almak için giren yabancı sermayeyi geçti.
Son zamanlarda bazı aylarda yurt dışına çıkan doğrudan yatırım sermayesi de giren yabancı yatırım sermayesinden fazla oldu.
Türkiye’den tasarruf çıkışı resmi ve gayri resmi yollardan oluyor.
Söz gelimi 2025 Ocak-Kasım 11 ayda MB ödemeler bilançosuna göre, net hata ve noksan kaleminden çıkan ve kaynağı belirsiz döviz tutarı 18 milyar 29 milyon dolardır. Fatih ve Boğaziçi köprüleri ile 9 paralı yolun geliri 25 yıllığına 7 milyar dolara satılmak isteniyor. Böyle bir ekonominin dikiş tutması imkansızdır.
Özetle Türkiye de yatırım için tasarruf kalmadı. Kamu yatırımları da kamu-özel iş birliği yoluyla, kısmen devletin özel sektöre kefil olması ve dış borçlanma yoluyla, kısmende devletin içerde talep garantisi vermesi ve bütçelerin ipotek altına alınması yoluyla yapılıyor.
Resmi verilere göre, toplam brüt yurt içi tasarruf oranı da 2021 yılında yüzde 30,62 iken 2024 yılında krizin etkisi ile yüzde 24,63’e geriledi.
Aslında Resmi verilere göre Türkiye’nin brüt tasarruf oranı, yanı toplam tasarruf/GSYH oranı da tartışılır. Çünkü 2015 yılında, tasarruf oranları eskiye dönük olarak düzeltildi. 2015 yılında yüzde 14,34 olan tasarruf oranı , yeni seri denilerek 10 puan artırıldı ve yüzde 24,75 ‘e çıkarıldı. (Aşağıdaki grafik)

Bu durumda Türkiye de zaten yatırım yapılmaz.
Öte yandan Bütçede tasarrufa gidemeyince, hükümet sıkıştıkça vergileri artırdı. Şimdi de yastık altındaki altınlar konuşuluyor. Yastık altındaki altınlar ekonomiye nasıl kazandırılır? tartışılıyor.
Bunu tartışanlar önce altın neden yastık altına girdiğini tartışmalıdır. Zira altını yastık altına sokan gerekçeler bitmeden, altının piyasaya çıkmayacağı açıktır.
Demokraside düşme, yargı bağımsızlığının tartışılması, kayyum uygulaması, faiz nas gibi bir lafla ekonomide kriz oluşması, planlamanın rafa kaldırılması, kayyum uygulamaları sisteme olan güveni düşürdü. Tasarruf sahibi yastık altını en güvenli yer olarak görüyor.
Son bir buçuk yıl öncesine kadar TL net mevduat reel faiz getirisi eksi 30’lara kadar düşmüştü. Kim parasının erimesini ister.
Özetle tasarrufların yastık altına girmesinin nedeni, devletin ve ekonomi yönetiminin yanlışlarıdır.
Yastık altındaki altınlara vergi gelecek gibi saçma tartışmalar, 1980 darbesinde bile konuşulmadı.
Bakanlık ta “Vatandaşların ellerindeki altını bozduramayacağı, sisteme dahil edemeyeceği veya bu altınla mülk edinemeyeceği” yönündeki iddiaların da gerçeği yansıtmadığını bildirdi. Altın bozdurma işlemlerinin mevcut uygulamada olduğu gibi kuyumcular, bankalar ve yetkili kuruluşlar aracılığıyla sürdürüleceği ifade edildi.
Açıklamada ayrıca, 30 bin lira ve üzerindeki işlemlerin bankalar aracılığıyla yapılması kuralının yalnızca altına özgü olmadığı, Vergi Usul Kanunu kapsamında tüm emtiaları kapsadığı hatırlatıldı.
Hazine ve Maliye Bakanlığı, bu tartışmalara yol açan diğer bir sorun olan kıymetli maden takip sistemi (KMTS), nin farklı olduğunu açıkladı.
Bütün bu sorunlar, yastık altında altın tutmaya ve bozdurmaya engel değil. Çünkü yastık altındaki altınlar, vergisi ödenmiş tasarruflardır. Vatandaş altını bozdurmakla tasarruf aracını, döviz veya TL ile değiştirmiş oluyor. Tasarrufun şeklini değiştirmek ile tasarrufu satın alma, borç ve alacak işleminde kullanmak farklıdır.
Sonuç olarak eğer yastık altındaki tasarruflar, ekonomiye kazandırılmak isteniyorsa, önce devletin ve hükümetin güven altyapısını oluşturması gerekir.
Yayınlama 8 Şubat 2026
Yayın Köşe Yazıları, Son Köşe Yazıları, vitrin, vitrin2, Yeni Çağ
