Esenyurt Kurucu Belediye Başkanı Dr. Gürbüz Çapan ile belediyecilikten kentsel dönüşüme; kadın haklarından kayyum atama sorununa kadar birçok önemli konu hakkında kapsamlı bir söyleşi gerçekleştirdik.
Elif Soykan: Sorumlu bir vatandaş olarak ülke için çalışmaya, üretmeye ve aksak gittiğine inandığınız yönleri iyileştirmeye devam ediyorsunuz. Peki, sizin için ‘sorumlu vatandaş’ın tanımı nedir? Kimdir sorunlu vatandaş? Neler yapar, neleri dert edinir kendine?
Gürbüz Çapan: Politika bir yaşam şeklidir. Hayatımızın dışında bir şey değildir. Ekonomik hayatımızın siyasal olarak tercüme edilmesidir. Nasıl bir mümin ölene kadar ibadet ediyorsa biz de ölene kadar hayatımızın düzenlenmesi ile ilgili öneri ve fikirlerimizi söylemek durumundayız. Bunun için bir rütbe gerekmiyor.
E.S: Esenyurt Kurucu Belediye Başkanısınız. Esenyurt Belediye Başkanlığı yaptığınız zamanda eğitim ve kültür benim için çok önemli diyordunuz. Bu alanlarda önemli çalışmalara imza attınız Esenyurt’ta. Sizce eğitim ve kültür bir toplum için neden bu kadar önemli? Bu alanda neler yapılabilir?
G.Ç: İnsan önce eğitilmeli. İnsan ana rahmine düştüğü andan itibaren bakıyor, görüyor, anlıyor ve değişiyor. İnsanın doğası gereği bu böyle. İnsanlar plastik sanatlar ile tanışsın diye çaba verdim. Tiyatro, karikatür, sinema, fotoğrafçılık, müzik alanında kurslar açmıştım. İnsanların akli reflekslerini geliştiren kurslar yaptık. Sonra gelen arkadaş önce bu merkezleri kapattı. Benim Belediye Başkanlığı yaptığım zamanlarda ‘bali’ kullanıyordu gençler. Bu çocukları topladım tiyatroya getirdim, şimdi dizilerde oynuyorlar. Esenyurt’u bıraktığım zaman uyuşturucu madde satan bir çocuk vardı. Onu yemeğe götürdüm. Bizim orada zamanında uyuşturucu madde kullanan genç kalmamıştı. Onları istihdam ettik, farklı alanlara yönlendirdik. Şimdi emniyet kayıtlarına göre Esenyurt’ta bin 500 uyuşturucu satıcısı bulunuyor.
“Giresun kiraz diyarıydı beton diyarına döndü”
E.S: İdeal belediyeciliğin tanımı yapar mısınız o zaman?
G.Ç: Belediye bütçelerinde harcamalar ikiye ayrılır; cari harcamalar ve yatırım harcamaları diye. Cari harcamalar maaş ödemeleri, personel giderleri gibi zorunlu ödemelerdir diğeri ise, belediyenin yaptığı yol, su, park, bahçe gibi harcamalardır. Belediye başkanı beldede yaşayan insanların yaşamlarını kolaylaştırmakla görevlidir.
Türkiye’de cari harcama yüzde 75-85 arasında değişir. Yatırım harcamaları da yüzde 15-25 arasında değişir. Yüzde 25 yatırım harcaması yapan belediyeler çok başarılı belediyelerdir. Bizim belediyemizde ilk yıl yüzde 92 vardı harcama vardı. Gerçek anlamda yüzde 2 yatırım vardı. Ben Esenyurt Belediyesini bıraktığım zaman yüzde 94 yatırım harcamasıydı yüzde 4 de cari harcamaydı. Bizim hızla sorunları çözmek gibi bir idealimiz vardı. Su yok elektrik yok yol yok. İnsanlar göç edip oraya sığınmışlar bina yapılmış ama binayı nasıl yapacaklarını da bilmiyorlar. İstanbul’da ilk belediye olup ilk planı yapan belediye benim. Mart ayında seçimi kazandım. Haziran ayında yaptığımız ihale Esenyurt’un planlaması ihalesidir. Genelde toplu yapılmaz planlar tarla tarla yapılır. Giresun’da 5 yılda 25 bin sefer tadilat yapmışlar. Ömürleri tadilat yapmakla geçmiş. Kiraz diyarıydı Giresun beton diyarı oldu. Bunlar üzerine konuşmak gerekiyor. Belediye başkanlarına sormak lazım oradaki insanların hayatlarına nasıl müdahale ettiniz? İlerde çocuklarınız, torunlarınız sorduğu zaman belediye başkanıyken ne yaptım diyeceksiniz? Benim için ahiret sorusu budur. Geçenlerde Cumhurbaşkanı Erdoğan ‘Biz İstanbul’a geldiğimiz zaman su sorunu vardı’ diyor. Doğru söylüyor. Çöp dağları vardı. Onu da çözdüler. Istranca Dereleri ıslah edilmişti. Şimdi 40 yıllık sorunu çözdük diyor. Şimdi de bu kış yağmur yağmazsa İstanbul susuz kalacak deniyor. E, hani sorun çözülmüştü? Yalan vaadin olur ama yalan söylemek biraz ayıp oluyor.
E.S: Biraz da istihdam sorunları hakkında konuşalım özellikle de kadın istihdamı hakkında. Sizin daha önceden Belediye başkanlığı yaptığınız Esenyurt her yıl bir Çatalca kadar göç alıyor. Peki, göç eden halkın ve özellikle kadınların istihdamı nasıl sağlanacak?
G.Ç: Tekstil kursları açtık. Burada insanların eğitim almasını ve sonra fabrikalarda çalışmasını sağladık. İnsanlar iş güç sahibi olsun diye uğraştık. Bir başka zihniyette yemek veriyor, aşevi açıyor kendilerine dua edilsin diye. Benim çok duaya ihtiyacım yok ben insanlar namerde muhtaç olmasın diye uğraştım. Biz daha çok dünya işlerine bakıyoruz ama ahiret işlerine daha çok önem verenler de bizim kardeşlerimiz. Bana sorarlar karşı taraf için aranız nasıl diye ‘kardeş gibiyiz onlar gece biz gündüz gibiyiz” derim.
Kreş olmadan kadınlar çocuklarını güvenli bir yere bırakmadan dışarı çıkamaz, işe gidemez. Kadın istihdamı için en önemli şey çocuklara güvenli ve eğitim alabileceği bir mekân. Kadının istihdamı için öncelikle kreş açılması lazım. Belediye başkanlığım dönemimde tekstil kursları açtım kadınlar orada kurs görüyor sonra da işe gidiyordu. Kurslar sayesinde acemiliklerini atıyorlardı. Kurslarda da işyerlerindeki eski makineler kullanıyordu.
Biz barınma sorununu çözdük istihdamı üstlenmedik başta. İstanbul’a göçle gelenler sonra da güneye yayıldılar. Anadolu’dan İstanbul’a göç ettiler sonra güneye gidiyorlar. Buna çözüm olması için bir Tekstilkent yapalım dedik. Ben aday olamadım o dönemde ceza verdiler. Kardeşim aday oldu. 1 milyon metrekare alanı kamulaştıralım, 4 katlı bir tekstil merkezi koyalım, kapısına santral koyalım, Kendi elektriğini kendisi karşılasın, bekçi ihtiyacını sıfırlayıp barkod sistemiyle güvenlik sorunlarını çözelim.
“Kadını özgürleştirmeden hiçbir sorunu çözemezsiniz”
E.S: Kadına Karşı Şiddetle Mücadele Günü’nde belediyeler çeşitli sokak eylemleri düzenledi bunun ötesinde ne yapılabilir? Şiddetle mücadele gününde bile kadınlara şiddet uygulanıyor…
G.Ç: Kadınlardan eşcinsellerden korkan bir devletimiz var. Meydanlarda yürüyüş yapılsa ne olur? Buna izin vermiyorlar, meydanlardan korkuyorlar. Meydanlar bir toplumun sevinme ve yas yeridir. Meydanlar iyi ve kötüyü paylaşma alanlarıdır. Meydan düşmanlığı yapılıyor. Ahaliden korkan bir devletimiz var hemen altında başka şeyler aranıyor. Kadını hiç anlamadık, kadının hep ‘kaşık düşmanı’ olması gerektiğini savunduk. Kadını hep bir meta olarak göstermeye çalıştılar. Cumhuriyetin ilk yıllarında kadınlar için çok önemli işler yapıldı. Hasan Ali Yücel ciddi bir efsanedir. Şimdi ise durum farklı. “Kadın çalışmamalı evinin kadını olmalı” diyorlar. Çok eşliliği de legal hale getirdiler. Kadını özgürleştirmeden hiçbir sorunu çözemezsiniz. Kadın, ekmek teknesine katkı sağlarsa özgürleşebilir.
“Çocukların serpilip gelişeceği, yaşlıların barınıp korunabileceği yerleşkeye kentsel dönüşüm alanı denir”
E.S: Belediye yönetimlerine kentsel dönüşüm konusunda ne gibi görevler düşüyor peki?
G.Ç: Burada yaşayan insanların hayatını kolaylaştıracak insanlara ne yaptın? Buradaki insanlar kültüre ulaşabiliyor mu? Tiyatro, sinema, heykel gibi sanatlara ulaşabiliyor mu? Bunları sormak lazım belediye başkanlarına. Kent yaşlının barınabileceği bir yer olmalı. Çocukların serpilip gelişebileceği bir alan da olması lazım. Bunların burada hayat bulması lazım. Bunu sağlayabilirseniz kentsel dönüşüm olur. Şimdi gidin Fikirtepe’ye ancak uçakla girebilir içeri. Bu kentsel dönüşüm değil ancak yeni hapishaneler yapmak olur. Böyle komşuluğun kaybolur. Esenkent’te yaptığım apartmanlar da her kat iki dairedir. Herkes kapı komşusundan haberdar olur. “Belediye başkanı sizin aranızda sizin bir adım öne çıkardığınız kişidir dedim hep. Sizin sorgulamanız gereken insandır” dedim. Bir şehrin ifadesi; kedi, güvercin ve delidir. Bunlar varsa orası şehirdir. Kent denen şey dayanışma mekânıdır. Şimdi beton yığınları var.
E.S: Belediyelere atanan kayyumlarla ilgili neler söylemek istersiniz?
G.Ç: Kayyum atandı demek yerine AKP yeni belediyeler kazandı demek daha doğru olur. Bu sorun çok daha derinleşecek. Bu şekilde Kürtleri vatandaşlıktan attık biz. Yeniden yurttaş kabul etmemiz ve onların iradesine saygı göstermemiz lazım. Sandık koyuyorsunuz çıkan iradeye razı olmuyorsunuz. Buna sessiz kalanların ayıbı daha büyüktür. Bunu yapanları çok ayıplamıyorum. Onlar için bu normal. Ama sessiz kalanlar çok daha ayıp işliyor. Kürtler yurttaşlıktan atılıyor.
