Bütçede Yanlışlar, Hepimizin Refahından Götürüyor

Haziran ayında bütçe fazla verdi ve fakat 2026 ilk yarıda açık devam etti.

Bizim medya her zaman bütçe açığını manşetlere taşır ve faiz dışı dengeyi yazar.

Gerçekte ise bütçe performansının açıklar değil, vergi gelirlerinin ve harcamaların etkin kullanılması, bozucu etkilerinin olmaması önemlidir.

Söz gelimi borç ödemelerini katmazsak, faiz dışı dengeyi ifade etmiş oluyoruz. Buradaki anlayışa göre, Kamu borçları önceden beri gelen borçlardır. Faiz dışı fazla yüksekse bu yeni gelen hükümetin performansını gösterir.

Faiz dışı fazlayı öne çıkarmak yanlıştır. Çünkü devletin bütünlüğü önemlidir. Hükümetlerin başarısı makro dengelerle ölçülür. Geçmişteki hükümetler iç ve dış borç almış ve bununla altyapı yapmışsa, sosyal faydası sosyal maliyetinden yüksek ise, faiz dışı fazla tek yanlı bir değerlendirme demektir.

Bu sene İlk 6 ayda en yüksek artış cari harcamalarda (personel harcamalarında yüzde 8,55 reel artış ve mal ve hizmet alımında yüzde 9,6 reel artış) oldu. Buna karşılık yılardır bütçelerde yatırımlar en düşük düzeyde, yüzde 6 yüzde 7 dolayında oluyor.  Bu sene ilk 6 ayda da geçen yıla göre reel olarak eksi yüzde 15,56 oranında geriledi.

Bütçenin etkin bir bütçe olması için cari harcamalarla, yatırım harcamaları arasında optimal bir denge olması gerekir. Aksi halde elinizde öğretmen var ve fakat okul yok demektir. Bu da kaynak kaybı demektir.

Eğer cari harcamalar yüksekse, dezenflasyonist politikalar etkisiz kalır.

Ekonomi yönetiminin kamu harcamalarını kısmaya güçleri yetmedi. Vergileri artırdılar. Birçok firma zora girdi. Üretimde düşme ve mal kıtlığı yaşayabiliriz.

Personel harcamalarında artış çalışanların gelirlerinin iyileştirilmesinden değil, devletin siyasi arena olarak kullanılmasındandır. Siyasi eğilimleri mevcut iktidara yakın olanların kamu personeli olarak alınmasından kaynaklanır. Geçen yıla göre bu sene memur sayısındaki artış 100 bin dolayındadır.

Bütçenin bozucu etkileri her vatandaşı ilgilendiriyor. Eğer bütçe ile yatırım yapılmaz, bu yatımlar Kamu özel işbirliği gibi yollarla ve devletin dış borçlanma kefaleti ile yapılırsa, gelecek nesillerin refahını olumsuz etkiler. Devletin kendisi borç alsaydı, daha az faiz verirdi ve ayrıca müteahhit payı olmazdı ve daha ucuza çıkardı.

Dahası bu yatırımları yap-işlet devret modeli ile yapsaydı, bütçeden para çıkmazdı geçmeyenler de para ödemezdi. Devlette kefil olmazdı. En kısa sürede yatırımı devlete iade edenler ihaleyi kazanmış olurdu.

Devletin dış borcunu biliyoruz ve fakat hangi kredilere kefil olduğunu bilmiyoruz. Devletin dış borçlarına kefil oldukları, Kamu -Özel işbirliği ile altyapı yatırımı yapan özel sektör, Türkiye Varlık fonu (bütçe denetimi dışında çalışır) ve Kamu Bankalarıdır. Ayrıca TVF, kentsel dönüşüm başkanlığı, afet dairesi, yeniden imar fonunun da iç borçlanma yetkisi var.

Bu durumda, devlette reform yaparak kurumsal devleti oluşturmaktan başka çare görünmüyor.

Yayınlama 2 Temmuz 2026

Yayın Köşe YazılarıSon Köşe Yazılarıvitrinvitrin2Yeni Çağ

 

About Post Author

About Post Author