Bir Musibet Bin Nasihatten İyidir

‘’Bin nasihattan bir musibet yeğdir’’ atasözü, tecrübenin bilgiden ve yaşanmışlığın sözden üstün olduğunu anlatır.

Maduro ABD tarafından götürülmeyesdi, Venezuelada düşünce suçluları tutuklu kalmaya devam edeceklerdi.

Venezuela geçici Devlet Başkanı Delcy Rodriguez hükümeti siyasi tutukluları ve gazetecileri serbest bırakmaya başladı.

Venezuelalı-İspanyol avukat ve insan hakları aktivisti Rocio San Miguel’in de bulunduğu beş İspanyol vatandaşı ve muhalefet lideri Biagio Pilier ile 2024 seçimlerinde aday olan Enrique Marquez de serbest bırakıldı.

Bunlar eğer yargı yoluyla tutuklu iseler, neden geçici başkan kararı ile bırakıldılar. Diktatörlük işte böyle bir şey. Demokrasi de hukukta diktatörlerin kendisidir.

Hitler döneminde yargı, adalet üretmekten çok korku ve itaati kurumsallaştırdı.

Hâkim ve savcılar Nazi Partisi’ne sadakat esasına göre seçilirdi. Kararlar hukuka değil, “Führer iradesine” göre verilirdi.

Günümüzde insanlık için en büyük risk, otokrasinin tırmanmasıdır. İkinci Dünya savaşı öncesi tırmanın diktatörler olmasaydı, ikinci dünya savaşı olmazdı.

Maalesef dünya da  siyasi haklar ve sivil özgürlükler olarak , özgür ülke sayısı son 20 yılda 44 ‘ten 20’ye geriledi.

Kaynak; Freedom House 202509 raporu

Yine 2012 yılını baz yılı alacak olursak , Dünya ortalaması olarak 2024 yılında siyasi haklar yüzde -10,2 , yasal haklar -7,6 ve sivil özgürlükler -5 oranında geriledi.(Aşağıdaki Tablo )

Kaynak: Freedom House 2025 raporu

ABD kendi çıkarı için Venezula’ya müdahele etti, ancak Venezuela halkı için kurtuluş oldu. Zira Maduro rejiminden kaçanların sayısı 8 milyon olarak açıklanıyor.

İnsan hakları örgütleri İran’da en az 48 protestocunun öldürüldüğünü bildiriyor. İran’da rejimin halk hareketlerini doğru okuması ve önlem alması gerekir. Ama tarihte hiçbir dikta rejimi bunu yapmamıştır.

İran’da siyasi ve ekonomik yapının piyasa ekonomisi ve klasik devletçilikle ilgisi yoktur. Ortaya çıkan şey, dini-askeri oligarşik bir ekonomidir.

İran ekonomisinde yaklaşık dağılım şu şekildedir:

  • Yüzde 40 – Dini vakıflar (Bonyadlar)
    • İmam Rıza Vakfı, Mustazafan Vakfı gibi yapılar
    • Vergi muafiyetine sahiptirler
    • Meclis ve Sayıştay denetimi dışında kalırlar
    • Devasa ticari işletmeleri kontrol ederler (inşaat, enerji, ithalat-ihracat)
  • Yüzde 45 – Devlet
    • Petrol, doğalgaz, ağır sanayi, bankacılık
    • Devrim Muhafızları’nın (IRGC) ekonomik uzantıları bu alanın içindedir
  • Yüzde 15 – Özel sektör
    • Sermaye birikimi zayıf
    • Devlet ve vakıflarla rekabet edemez
    • Yaptırımlar ve keyfi düzenlemelerle baskı altındadır

Bunun içindir ki, yalnızca İran’a ambargo değil, otokrasi de iran halkının refahını kısıtladı.  Toplum demokrasi istiyor.

Dünyada son 20 yıldır artmaya başlayan otokrasi, tüm toplumlarda demokrasi talebini artırdı. Umarım bu siyasi konjonktür tersine dönmeye başlar, halklar daha çok demokrasi talep eder.

Yayınlama 11 Ocak 2026

Yayın Köşe YazılarıSon Köşe Yazılarıvitrinvitrin2Yeni Çağ

About Post Author

About Post Author