BAKIRKÖY’DE SANAT ÖLDÜRÜLDÜ, SANATÇI FABRİKASI YIKILDI!

BAKIRKÖY’DE SANAT ÖLDÜRÜLDÜ, SANATÇI FABRİKASI YIKILDI!

Dün Bakırköy’de, üstelik polisin gözleri önünde Kültür ve Turizm Bakanlığı’nca bir cinayet işlendi, yıkım yapıldı.

Sanatçıların, sanatseverlerin, Bakırköylülerin, velilerin, öğrencilerin, gazetelerin, televizyonların “Yapmayın, ‘Sanatçı Fabrikası’nı, tarihi, kültürel geçmişimizi, anılarımızı yıkmayın!” çağrılarını duymazdan gelen Kültür ve Turizm Bakanlığı, sahibinin kimin olduğu konusu mahkemelik olan, Bakırköy’ün 100 yıllık Kültür ve Sanat Konağı’nı polis nezaretinde boşaltmaya başladı.

Buradan yetişen Münir Özkul, Tarık Akan, Üstün Asutay, Ayşen Gruda, Kenan Pars, Turgut Özakman, Halit Akçatepe, Cem Karaca ve pek çoğunun kemiklerini sızlatan; Göksel Arsoy, Muhsin Kut, Cihat Tamer, Jeyan Tözüm, İskender Doğan ve diğerlerini öfkeden ağlatan bu cinayet(!) tarihin karanlık sayfalarına yazıldı.

Vakıflar Genel Müdürlüğü’nce apar topar, ite kaka, paldır küldür yapılan boşaltma ve kapıya vurulan mühür ile Bakırköylüler kültür sanat konaksız, öğrenciler okulsuz, öğretmenler ve personel işsiz kaldı.

Yankıları yıllarca sürecek, yapanların lanetle anılacağı bu yıkım katlanılacak gibi değil.

Bakırköylü Sanatçılar Derneği (BASAD) Başkanı A.İlhan Gülek, “Kültür ve Turizm Bakanlığı ne bizi, ne bu konuda onlarla konuşmak isteyen Türkiye’nin çok önemli sanatçılarını, aydınlarını, yazarlarını, siyasetçilerini dinledi. Kör, sağır ve dilsizi oynadı. Sonunda da planladığı cinayeti işledi, “sanatçı Fabrikası”nı yıktı.

Cumhuriyetimizin büyük kazanımı olan ve yıllardır yıktıkları, kapattıkları fabrikalara “Sanatçı Fabrikasını” da ekledi. Türkiye’ye ithal demir-çelik, buğday, kağıt vs. getirebilirsiniz ama ithal sanatçı olmaz. Olursa da bu topraktan beslenmediği için doku tutmaz, bünye kabul etmez. Bu yıkımda sanatçılarımızın eğilmez, bükülmez, el etek öpmez, muhalif tavırlarının, haksızlıklara, yanlışlıklara ses çıkarmasının etkili olduğunu biliyoruz. Sanattan, sanatçıdan ve yeni yetişeceklerden korktuklarını da biliyoruz. “Bir ölür bin doğarız.” Şimdi Bakırköy’deki “Sanatçı Fabrikası’nı kapattınız. Biz bütün Türkiye’de “Sanatçı Fabrikaları” açacağız. Karanlıkla mücadelemizi sanat yoluyla sürdüreceğiz. Çağrımız, bizim gibi düşünen, önderimiz Atatürk’ün “Sanatsız kalmış bir milletin hayat damarlarından biri kopmuş olur” sözünü rehber edinen kurumlara ve belediyelere. Haydi! Bir büyük sanat seferberliği başlatalım. Bakırköy’deki gibi, kökü Halkevi zihniyeti olan, çıkar gözetmeyen, yeni ve gerçek sanatçılar yetiştirelim. BASAD’daki büyük birikimimizi, tecrübemizi, tarihimizi ve kültürümüzü Türkiye’nin dört bir yanına taşımak istiyoruz. Yeni Cem Karaca’lar, Münir Özkul’lar Tarık Akan’lar, Ayşen Gruda’lar, Muhsin Kut’lar yetiştirmek;  yaşayan sanatçılarımızı genç kuşaklarla buluşturmak, aramızdan ayrılanların mirasını onlarla tanıştırmak istiyoruz.  Gün, öfkemizi eyleme, somut işe çevirme, içimizi böyle soğutma günüdür. Haydi yıktıklarının yerine ve inadına daha çok “Sanatçı Fabrikası” açalım. Fabrikalarımızın dumanını ülkemizin dört bir yanına savuralım.” dedi.

A.İlhan Gülek ayrıca, “Bakırköy’deki faaliyetlerimizi her zaman yanımızda olan Bakırköy Belediyesi’nin BASAD’a tahsis edeceği yerde sürdüreceğiz. Bakırköy’de var olmayı sürdüreceğiz. Üzüntümüz ve mücadelemiz kendimiz için değil, 100 yıllık Kültür-Sanat Konağımız içindi. Anılarımız içindi.” Dedi.

 

İletişim: Kristin Zurnacıoğlu (BASAD Genel Sekreteri) 0532 575 95 40

 

 

About Post Author

About Post Author