ABD Türkiye’ye Yaptırım Uygular mı?

ABD Türkiye’ye Yaptırım Uygular mı?
Önceki yıllarda ABD başkanlık seçimleri Türkiye’yi nasıl etkileyecek sorusu sınırlı düzeyde kalıyordu. ABD başkanlarının dış ekonomik ilişkilere bakış açısı tüm dünyayı nasıl etkilerse, Türkiye’yi de aynı paralelde etkileyeceği düşünülürdü. Bir Mart tezkeresinden sonra ABD ‘nin tutumu değişti. Trump’la birlikte de adeta sorunlar yumağına dönüştü.
Bugün ABD ile olan dış politika sorunları; Suriye, Libya, Doğu Akdeniz, Dağlık Karabağ, PYD ve Fetö sorunlarıdır. Ekonomik sorunlar ise;
İran ve Venezuela Ambargosu,
ABD mahkeme kararları ile ABD hazinesinin olduğu iddia edilen ve Türkiye ye getirilen paralar,
Halkbank davaları’dır.
Dış politika ve ekonomik ilişkiler birbirini etkiler. Bu anlamda hangi başkanın Türkiye ile iyi ilişkilere daha fazla önem verdiği seçim öncesi konuşmalardan anlaşılmaz. Kim başkan olursa olsun, ABD ‘de ülke çıkarlarını koruyan devler geleneği vardır. Bu nedenle yeni başkanın net çizgisini bu günden görmek mümkün değildir.
Beyanlarından; Biden’in ABD’nin İran’la nükleer anlaşmaya yeniden dönülmesi konusuna olumlu baktığını söyleyebiliriz. ABD’nin İran Ambargosu biterse, bundan dış ekonomik ilişkiler açısından en fazla Türkiye yararlanacaktır.
Siyasi sonuçları da olacağı kesin olan S-400’lerle ilgili gerek Temsilciler Meclisi ve Gerekse Senatodan geçen ve Türkiye ye CAATSA uygulamalarını öngören kararları Trump devreye sokmamıştır.
Trump’ın bu kararı S-400’lerin ambalajlarından çıkartılmayacağı yolundaki beklentisine dayanıyordu. Oysa Sinop’ta yapılan S-400’lerin deneme atışları bu beklentiyi boşlukta bırakmıştır.
Trump kazansa da artık, ABD ülke çıkarları karşısında bu konuda fazla direnme şansı yoktur.
Biden, henüz başkan adaylığı kesinleşmeden New York Times gazetesine verdiği bir mülakatta Erdoğan’ı “otokrat” olarak nitelendirmişti. 2020 Ocak ayında verdiği röportajda da Cumhurbaşkanı Erdoğan için “Onu darbeyle değil seçimle devireceğim” demişti. Bu nedenle Biden’in yaptırım kararını uygulama olasılığı daha fazladır.
Temsilciler Meclisinden ve senatodan geçen yasa tekliflerini hatırlarsak; Bunlar içinde ikisi önemliydi.
Türkiye’nin S-400 alması nedeni ile CAATSA (Amerika’nın Hasımlarına Yaptırımlar Yoluyla Karşı Koyma Yasası) kapsamına alınması;
CAATSA kapsamında yaptırım uygulanması halinde Türkiye ile ABD ilişkileri tamamıyla kesilecektir. ABD’nin işi bu noktaya kadar tırmandırması kendisi içinde yüksek risk demektir.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın net geliri ve mal varlığı hakkında rapor hazırlanması,
Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın net mal varlığıyla ilgili bir rapor da istismar edilebilir. ABD Hazine Bakanlığı Yabancı Varlıkları Kontrol Ofisi (OFAC)’ın geçmişte bu alanda fevri eylem örnekleri vardır. İstismara açıktır.
Halk Bank davasında, Trumph Rıza Sarraf ve Hakan Atilla soruşturmalarını başlatan iki savcıyı da görevden almıştı. Bu uygulama Trump’ın müdahil olması olarak yorumlanmıştı. Biden kazanırsa bu davanın seyri tamamen değişebilir.
ABD -Türkiye ekonomik ilişkilerini, yalnızca iki ülke arasında sınırlı bir ilişki değildir. ABD’nin ekonomik ilişkilerinde etkili olan Uluslar arası sermaye, Türkiye’nin ekonomik çıkmaza girmesini istemez. Zira; Türkiye’nin çoğu bu sermayeye ait 435 milyar dolar dış borcu var. Borsada yabancı payı yüzde ellidir. Reel sektörde çok sayıda yabancı sermayeli yatırımların payı da yüksektir.
Siyasilerin dış güçler fantazisine bakmayın, Ekonomimizi zora sokmak, yabancının işine gelmez.
KENT HAYAT MEDYA EKİBİ.