Bir seminerde yönetim ile liderliğin aynı anlamda olduğunu, yönetimin, yöneticiliğin liderliği kapsadığını söylediğimde; katılımcılardan birisi “hocam bütün kitaplar yanlış sadece siz mi haklısınız?” diye sorunca benim sorum da bu yazının başlığı olmuştu…
Gerçekten de bütün popüler kitaplarda her yazar ezberlemişçesine yöneticilik ile liderliğin farklarını açıklamaktadırlar.
Hâlbuki unutulan bir şey var; o da liderlik de yöneticiliğin – yöneticilerin görevleri arasındadır.
Her yönetici aynı zamanda lider olmak zorundadır. Yöneticilik de, liderlik de başkalarını, insan kaynaklarını etkileme becerisidir, bilimidir, sanatıdır. Birisinde başkalarını etkilerken makam gücünüzü kullanırsınız, diğerinde kişilik gücünüzü kullanırsınız.
Elbette liderlik yönü olmayan yöneticiler olduğu gibi; yöneticilik yönü, özelliği olmayan liderler de vardır. Zira liderlik kişilik özelliğinizdir, bu özellik olduğunda makamınız olmasa da liderliğiniz doğmuş olur. Yöneticilikte ise liderlik kişiliğiniz yoksa en üst düzey yönetici olsanız da lider olarak nitelendirilemezsiniz…
Bunun örneklerini ya da bu şekildeki çelişkileri özel sektörden, kamudan, siyasetten gözlemlemek olanaklıdır.
İdeal olanı, doğru olanı yöneticilikle liderliğin eş anlamlı olduğunun kabul görmesidir. Yönetici olanların hepsinin aynı zamanda lider olmalarıdır.
Ulaşmak, varmak istediğimiz nokta; lider nitelikli yöneticilerin var olmasıdır. Zira planlama, örgütleme, yönlendirme, koordinasyon ve kontrol diye sıraladığımız yönetim görevleri, yöneticilik görevleri arasında liderlik de vardır. Yönlendirme, koordinasyon daha çok liderlik içeriklidir.
Diğer yandan liderlik informal demektir, yöneticilik formal olmak demektir. Hâlbuki iş hayatı hem formal olmayı, hem informal olmayı gerektirir. Ayrıca her örgütte informal gruplar vardır. İnformal olmayı bilmeyen bir üst düzey yönetici, bir başka deyimle, lider olmayı bilmeyen yönetici kendisine bağlı olarak çalışan birimlerin, grupların eğilimlerini saptayamayacaktır. Bir Genel Müdür dostumuz, ben iş yerindeki çalışanlarımın informal ilişkilerini de takip ederek takımlar oluştururum, onlara görevlendirmeler yaparım demişti. Kaldı ki dostumuz özel sektörün mekanik süreçlerini gerektiren bir iş kolundaki işletmede genel müdürlük yapmaktaydı.
Mekanik süreçleri yoğun olan bir işletmede dahi informallik gözetiliyorsa, daha sosyal olan örgütlerde informalliğin, liderliğin göz ardı edilmesi düşünülemezdir.
Diğer yandan liderlik sevgi, yöneticilik saygıdır. Saygı gören yönetici sevgi gören, sevilen bir yönetici de olmalıdır.
Bu kadar açıklamayla sanırım başlıktaki soruma yanıt verdim. Bir başka deyimle, iddiamı ispat edebildim. Bu yazının son yargısı olarak şöyle bir mantık geliştirmeliyiz:
Liderlik nitelikli yöneticiler dönemine geçmeliyiz…
Her yönetici aynı zamanda lider olmak, tribünlere oynamak, sevilmek, insan kaynaklarının sorunlarını dinlemek, onlara çözüm bulmak zorunda olduğunu bilmelidir, bunu kabul etmelidir. Zira Brian Tracy’inin vurguladığı gibi liderlik olağan – sıradan insanlardan olağanüstü – sıra dışı performans alabilme sanatıdır. Sevgi olmadan sıradan olanı sıra dışı kılamazsınız.
Öyleyse son sözün sloganı, mottosu ve özü şu olmalıdır:
Liderlikle yöneticilik aynıdır. Zira liderlik de yöneticiliğin içindedir.
Prof. Dr. Ali AKDEMİR
İstanbul Arel Üniversitesi Öğretim Üyesi
aliakdemir@arel.edu.tr

