Orada on altı yıldır yanan bir ocak var… Kutsal kitapların cennet yurdu, Kafkas Arısı’nın vatanı, bu mevsimde bin bir çiçeğin açtığı, Sarıçam ormanlarının bulutlarla kucaklaştığı yaylalarda… İnsanın insanı kardeş bilip sevdiği, insanın toprağına ter döktüğü, yüzlerce yıldır düğünlerde at bindiği, kandil ışıklarında türküler söylediği, eli kınalı kızların halılar kilimler işlediği, sevdaların ve yaşanmış acı kavgaların yurdunda…
Yoksulluğun insanın belini büktüğü yıllarda, çarıklı ayaklarıyla çıktığı on dört kilometrelik yoldan sonra vardığı Ardahan 23 Şubat İlkokulu bahçesinden dilenci denerek kovulmuş bir kavruk çocuğun, Dursun’un ayak izlerinde başladı hikâye… Ancak üçüncü gelişinde bir öğretmenin desteğiyle girebildiği Ardahan 23 Şubat İlkokulu’ndan alabildiği diplomayla kafasına koyduğu yere gitti; “Köyün Enisdosu”nda, Cılavuz Köy Enstitüsü’nde, Tonguç Baba’nın şefkatiyle çeliğe su vermeyi öğrenen yılmaz bir çocuktu o…
Öğretmen oldu, yazar oldu, mücadele insanı oldu, gazeteci oldu… Sürüldü, kovuldu, tutuklandı, eziyetler gördü. Vazgeçmedi toprağı ve halkı için kavga etmekten… Vazgeçmedi insanının hikâyesini ölümsüz kılacak Ölü Ekmeği’ni yazmaktan. Vazgeçmedi her türlü karanlığa, her türlü kötülüğe, her türlü ikiyüzlülüğe karşı gülerek mücadele etmekten…

Asla karamsar, asla kasvetli, asla yılgın olmadı…
Onun sonsuzluğa uğurlanışından sonra, onun anısına kuruldu o ocak…
O ocak, özgürlük için, kardeşçe paylaşım için, kültürün ve sanatın harmanında hayatı çoğaltmak için on altı yıldır tütüyor…
Her yıl orada çıkardan ve iktidardan daha değerli şeyler için yaşayan güzel insanlar buluşuyor… Haramiye, hırsıza, uğursuza, yalana, dolana, talana karşı doğruluğun, iyiliğin, güzelliğin bayrağı yükseltiliyor.
Tiyatrolar oynanıyor, sinemalar gösteriliyor, açık oturumlar düzenleniyor, fidanlar dikiliyor Dursun Akçam Ormanı’na… Kız oğlan el ele halaylar tutuluyor binlerce yıldır Anadolu insanının yapageldiği gibi…
Tulumlar çalınıyor, davullar zurnalar vuruluyor…
Fırfır Baba’yı da astı duvarına o ocak… Sonsuzluğa kanat açanları yeniden yaşamaya çağırıyor.
16 Dursun Akçam Kültür ve Sanat Günleri’ne Ardahan Belediyesi Başkanı Faruk Demir ve belediye olanakları, Ardahan Kültür Sanat Bilişenleri’nde bir araya gelmiş dostlar da katılıyor…
Cılavuz Köy Enstitüsü bayrağı dalgalanıyor Dursun Akçam Kültürevi kapısının önünde…
9/10/11 Temmuz tarihlerinde, pandemi koşullarını unutmadan bir araya geleceğiz… Reis Çelik’in Ölü Ekmeği filmini, “Kafdağının Ardındaki Dursun Akçam Belgeseli”nin mimarı, güzel insan Oğuz Makal’ın Cılavuz filmini izleyeceğiz. Güzel dostların sesini dinleyeceğiz; kardeşçe tartışacak, ekmeği üleşeğiz; her katılımcının bir fidanı olacak Dursun Akçam Ormanı’nda…
Haydi, dostlar, Ardahan’a, kültürün ve sanatın aydınlığına…

